Meclis Soruşturması, demokrasilerde, yasama meclislerinin görev ve yetkilerinden biridir. Bir yargılama değildir. Yasal dokunulmazlığı (teşrî masûniyyeti) bulunan hükûmet üyelerinin (başbakan ve bakanların) Meclis tarafından ciddi bir suçlamaya muhatab olması hâlinde, o kişinin yargıya gönderilip gönderilmesine lüzum bulunmadığı hakkında karar vermektir. Başbakan veya bakanın gönderileceği yargı organı Yüce Divan''dır. 1961''den bu yana Anayasa Mahkemesi, böyle bir davayı görüşmesi durumunda yüce divan sıfatını kazanmaktadır.
Bakanların yüce divanda (dîvân-ı âlî) yargılanması, Osmanlı''dan Cumhuriyet''e intikal eden bir sistemdir. Yüce divanda suçlu bulunan hükûmet üyesinin politik hayatı sona ermektedir.
Şimdi yüce divana gönderip göndermemek yetkisinin -Anayasa''nın 100. maddesi buna göre düzenlenip- Türkiye Büyük Millet Meclisi''nden alınıp Cumhuriyet Başsavcısı eliyle Yargıtay''a bırakılması üzerinde partilerimiz arasında mutabakat oluşmuş gibidir. Ancak Yargıtay''ın yüce divana gönderme kararının Meclis''çe onayı gerekecektir. Bu onayın şekilden ibaret kalacağı açıktır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi, Meclis soruşturması kurumunu, siyasetleştirmek çizgisini de aşarak partileştirdi. Daha ileri gidildi. Partiler arasında tehdit unsuru şeklinde kullanıldı. Bu faktör üzerine bina edilen ve yıkılan hükûmetler ortaya çıktı. Etik dışı pazarlıklar ve anlaşmalar yapıldı. Bunu çok üzülerek yazıyorum.
Zira millî iradenin tek mercii olan Meclis''in bir görev ve yetkisini iyi kullanamadığı için başka bir kuruma bırakması, hiç de demokratik değildir. Ancak başka çare kalmadı. Bakalım sonbaharda nasıl bir Anayasa tadili çıkacak.
Yüce Divan, Başbakan veya bakanların, görevleri sırasında yaptıkları yolsuzluklar veya sadece millete zarar veren siyasî eylemleri içindir. Ancak meselenin bütününde, bütün milletvekillerinin dokunulmazlık sınırının saptanması gündeme geliyor. Her hâl-ü kârda bir milletvekilinin yolsuzlukla ithamının âdî suç sayılması, yargıya gönderilmesi, gereğinin hızlı yargı ve icra ile yapılması şarttır. Şaibeli kişinin dokunulmazlığı olmaz. Şaibesiz parlamenterlerden oluşan bir Meclis, son derece de saygınlaşır ve etkinleşir. Demokrasimiz, artık şurasından burasından taş kopartılamayan gerçek bir kale hâline gelir.

