Milliyetçi Hareket Partisi, büyük kongresine hazırlanıyor. Kongreye tam bir başarı ile girecektir. Bu başarı, Türk milliyetçiliğinin 1944''ten bu yana çektiği tükenmek bilmez gibi görünen çilelerin sonucudur.
Milliyetçiler, 1980 öncesinde 5000 şehit vererek devleti savundu. Türkiye''yi 6 Cumhuriyete bölerek Sovyetler Birliği''ne katmak isteyen çeteler, Başbakanlığa girmiş, Meclis''e bile dayanmışlardı. Sonra ne oldu dersiniz? Milliyetçiler, bu çetelerle birlikte hapse atılıp mahkemeye düşmesinler mi? 12 Eylül, bütün meşru partilere zulmetti. Halkoyu ile seçilmiş tecrübeli Türk politikacısını akılsızca budadı. Ama sadece Türkeş''i 5 yıl içeride tuttu.
Milliyetçiler, bunları unutmuşlardır. Efendice, üstelik samimiyetle unutmuşlardır. Şimdi tarihî misyonlarına devam ediyorlar. 21. yüzyılın yepyeni şartları içinde devam edeceklerdir. Değişmez eşya mı kalmıştır ki, milliyetçilik de değişmesin? Elbette yeni asrın tavizsiz ivazsız demokrasisine, liberalliğine, serbest ekonomisine, dış dünyaya alabildiğine açılmak furyasına katılacaklardır.
Milliyetçilik, tarihimizde iki defa Devlet rejimi olarak uygulandı: 1913-18 ve 1920 (veya 1923)-1938 arasında... İlk uygulama câhilâne ve beceriksizdi, imparatorluk batırdı. İkincisi ülkeyi battığı yerden alıp yüceltti.
Demek milliyetçilik de, diğer rejimler gibi iyi veya kötü olabilmektedir.
Geçen yılın seçim başarısı, Devlet Bahçeli''nin bir yıldan bu yana gösterdiği dirayet, büyük kıskançlıklar uyandırdı. Vaktiyle Menderes, Demirel, Özal da aynı boyutlarda kıskançlıklara hedef olmuşlardı.
MHP, bugünki çizgisiyle, gelecek seçimlerin kesinlikle 1. partisidir. TBMM Başkanlığını alan MHP, o zaman Başbakanlığı da alacaktır. Parti buna göre dizayn edilirse başarı sürecektir. Aksi takdirde milliyetçiliğin yeni bir şahlanma yapması zordur. Türkiye''de yönetim milliyetçilik de neymiş? diyenlere kalacaktır ki, 2000 yılında p.c. 3000 dolar utancını, onlara borçluyuz.

