Avrupa Birliği standartlarını elde edebilmemiz için, demokrasiyi samimi şekilde benimsememiz gerekir. Vazgeçilmez bir hayat biçimi olarak algılamak şarttır. Bizim demokrasi geçmişimiz günümüz Batılı''sını ilgilendirmez. Hangi safhalarda hangi engellere takıldığımıza bakmazlar. Bugünkü halimize göre olumlu veya olumsuz davranırlar. On yıl önce en koyu totaliter yönetim altında bulunanlar, kendilerini ıslah edebildikleri takdirde, kabul yüzü görüyorlar.
Neyin demokratik, neyin antidemokratik sayıldığı artık tartışma konusu değildir. Demokrasinin hiç olmazsa temel unsurları hakkında cihanşümûl mutabakat oluşmuştur. Bu sisteme girmek isteyenler zorlanmıyor. Fakat kendini sistem içinde ilân edenden, gereklerini yerine getirmesi isteniyor. Mazeret, kandırmaca, göz boyama falan geçmiyor. Fazla mazeret gösterenlere özürlü muamelesi yapılacağı açıktır.
Çağdaş ve ileri dünyanın, bu arada Avrupa''nın bir parçası olmak arzumuz ve sergilediğimiz irade esastır. Acaba kendimizi fazla sıkıntıya sokmaksızın, her şeyi Devlet''ten bekleyerek, kaç nesildir geçirdiğimiz hayat tarzını bırakmak endişesi içinde kalmak daha mı işimize geliyor? Bu konuda içtenliğimizi sorgulamanın, irademizi kontrol etmenin çoktan zamanı geldi.
Lâklakıyyât ile vakit öldürmekte bizim gibisi yoktur. Çağdaş reformlarla devletimize işlerlik kazandırmak zorunluluğu artık açığa çıktı. Ama gevezelikle vakit harcayarak hiçbir reform gerçekleştirilemez. Reformun hangi politikacının, hangi partinin, hangi zümrenin işine gelip gelmediğine bakılamaz. Reformun Türk milletine ne getireceği esastır.
Bir defa daha Avrupa Birliği''nin kapısına doğru yol alıyoruz. Bu birliğe girmeyi ne kadar istiyoruz? Girmemek daha işimize gelecek de kamufle mi ediyoruz? Gerçeğin âşikâr olması lâzım.

