Sayın Süleyman Demirel''in Çankaya''da son uyarması Devlet Reformu sözüdür. Bunun ne derecede kapsamlı bir kavram olduğunu açıklamaya hacet yoktur. Ben Türk devletinin yeniden yapılandırılması şeklinde anlıyorum. Aksi takdirde muâsır medeniyet seviyesi (çağdaş uygarlık düzeyi) lafzı da edebiyatta kalır. Bilmem hatırlıyor muyuz, Atatürk''ün gösterdiği hedeftir. Türkiye Cumhuriyeti''nin kurucusunun -en küçük şüphe yok- en büyük, en muhtevâlı vasiyetidir. Zaten bunu gerçekleştirdiğimiz takdirde, bugünkü sınırları içinde Büyük Türkiye''yi oluşmuş buluruz. Türk milletinin, Nizâm-ı Cedîd''den (1793), belki Karlofça''dan (1699) bu yana Teceddüd (Yenileşme) dediği istikamette göze aldığı akılları durduran trajik fedakârlıklar, taçlanarak sona erer.
Sayın Bülent Ecevit de reform kelimesini vurguladı. Tabii radikal reformun temeli, kısa ve özlü yeni bir Anayasa''dır. Bu iş mutlaka yapılacak ama, şu andaki şartların uygunluğu meselesidir. Zira 3 basit madde değişikliğinin akamete uğraması vâkıası çok yenidir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi, kudretinin farkında değildir. Meşrûiyetin tek kaynağı olduğunun şuurundan uzaklaşmıştır. Zira sürekli darbeler yemiş, budanmış, şuuru sarsılmıştır. Her parti kendi derdindedir. Ancak korkunun faydası yoktur. Türkiye 6 partiyi kaldıramıyor.
Milyonlarca memura, vatandaşı süründürmek dışında mantığı bulunmayan kırtasiyeciliğe boğulmuş bir mekanizma, Devlet Reformu''na direnecektir. Milletin toprağını, arsasını, ormanını, denizini, lokmasına kadar yağmalayarak millî servetin yarısını cebine indiren zümre, bugünkü hâlin devamından yanadır.
Reform diyenler elbette talaffuz edilen kelimenin mahiyetini biliyorlar. Hiç kolay değildir. Çok büyük irade işidir. Bol lâfla 2000''e böyle geldik. Böyle gidemeyeceğimiz âşikârdır.

