Kaydet
a- | +A

Devletimizin, 21. yüzyıl Türk milletinin beklentilerini karşılayamadığı âşikâr oldu (açığa çıktı). Sayın Demirel Devlet reformu! diyerek Çankaya''dan ayrıldı. Sayın Sezer Yeni Anayasa imasında bulundu. Sayın Ecevit katil, hırsız, uğursuz ve yaramazları Devlet bünyesinden atamadığından yakındı. Sayın Bahçeli, Türk''ün lâyık bulunduğu mevkide olmadığını söyledi. Sayın Selçuk hukuk düzeninin değişmesini istedi.

Devletimiz hantal, köhne, işlemez, ihtiyaçlara yetişemez, hızlanamaz, mesafe alamaz ve en tehlikesi yenileşme, çağdaşlaşma ve demokratlaşma için hevessiz hâle geldi. Demokrasilerde Devlet, güçlendikçe güçlenirken, bizim için her çağda o derecede azîz olan bu varlık işte bugünki durumuna düştü. Biz bu hâle getirdik. A''dan Z''ye kadar hepimiz sorumlu, hattâ suçluyuz. Bir yerlere kadar getiriyoruz. Sonra bir yerlerde takılıyor, tamamlayamıyoruz. Son 3 asrın reformcularının ve reform hareketlerinin isim listesini versem, okuyanda acı hâtıralar uyandırır. En büyük reformatör Atatürk''tür. Bize (artık her şeyi bitirdik, yerinizde sayın, rahat rahat yaşayın, bıraktığım çizgiden sakın ileri gitmeyin) mi dedi? Yoksa (çağdaş uygarlık düzeyi) demek olan muâsır medeniyet seviyesini mi hedef gösterdi? Kıbrıs''ı, Sayın Putin''in bize çözümü için yardım (!) teklif ettiği bir probleme dönüştürdük. Batıranlardan batırdıklarını istirdat için batık bankalar için hiçbir teşebbüsümüz duyulmadı. Vakıf, hayırseverlerin bağışı demektir. Hazineye el atan vakıf olmaz. Vakfın fonksiyonunu ve hazineyi savunan Kültür Bakanlığı, medya taarruzuna uğradı. Bütün bunlar ve bunlara benzer yüzlerce örnek, çöken bir sistemin son çatırtılarıdır.

Tık nefes kalan sevgili Devlet, reform reform! diye feryâd ediyor. Bu imdat isteyen sesi bilmem duyuyor musunuz?

ÖNE ÇIKANLAR