Hükümetin, Meclis''e af kanunu sunmasının mucip sebepleri ikna edici değildir. Vatandaşın haklarını çiğneyerek suç işleyenlere af getirmek, yaygın bir memnuniyetsizlik oluşturacaktır. Suç oranını mutlaka arttıracaktır. Suçu kışkırtan bir davranıştır. Dürüstler de, suçlular da Türk adaletini küçümseyeceklerdir. İhkak-ı hak olayları çoğalacaktır.
Zira hukuk sistemimiz zaten bozuktur. Erken salıverme faciası, suçun caydırıcılığını ortadan kaldırmıştır. Kesin şekilde bünyemize uygun düşmemiştir.
Diğer bir büyük aksaklık, kanunlarımızın çok eskimesinden kaynaklanıyor. Şiddet içermeyen suçlar modern devletlerde çok ağır para cezasına bağlanırken, bizde hâlâ hapis cezası veriliyor. Şiddet içeren suçlar ise erken salıverme ile teşvik edilmiştir.
Gazetelerde, ırza tecavüz cezalarının da indirileceğini okuyunca, benim şahsen tepem attı. Milletvekillerimiz, böyle bir indirime oy vermeyecek şerefli insanlardır.
1974 Ecevit-Erbakan affı, siyasi tarihimize geçmiştir. Hem de nasıl! Af, sınırlı idi ve terörü kapsam dışı bırakmıştı. Teröristler, Anayasa Mahkemesi''ne başvurdular. Yüksek mahkememiz, şahane bir karara vardı: Eşitliği bozmamak için (!), onları da affetti (halbuki af, münhasıran TBMM ile Cumhurbaşkanı''na ait paylaşılamaz bir yetkidir.) Affedilen, ipten kazıktan kurtulmuş, Türk askerini arkadan kurşunlayan teröristler, Türkiye''yi dehşet diyarı haline getirdiler. Başbakanlık ve TBMM binalarına kadar girdiler. Bu muazzam devlet sarsıldı. 12 Eylül 1980''de Silahlı Kuvvetler milli iradeyi askıya alarak, yönetime el koydu. Hiç unutmadık!
Kader kurbanları ve mantıksız derecede ağır ceza yemiş, hatta yanlışlıkla hüküm giymiş kişiler, bütün hukuk sistemlerinde vardır. Ancak af bir atıfettir. Millet adına bu atıfeti kullanmak için, gerekçeler, milleti ikna edecek kuvvette olmak gerekir.

