Kaydet
a- | +A

Türkiye''de din konularının bu kadar çekişmeli ve başka bir ülkede rastlanmayan derecede medyatik olması, ciddi bir krizi yansıtır. Krizin sebebi, Osmanlı''nın bize bıraktığı dini algılama ve uygulama biçimine yabancı, hattâ birçok noktada zıt bir modelin teklifidir. Bunlar, Arap ve İran modelleridir. Arap modeli Eş''arî, İran modeli Şiî anlayışa dayanır. Mâtürîdî sisteme eklenen Yesevî üslûbumuzdan farklıdır. İşte bu farkın krizini yaşıyoruz. Biz İslâm''ı fıkh, kelâm ve tasavvuf olarak Arap ülkelerinde ve Araplar''dan öğrenmedik. Türkistan''da Müslüman olduk. Din ve tasavvuf felsefesini Türkistan''dan Anadolu''ya taşıdık. Ne İmâm-ı Âzam, ne İmam Mâtürîdî, ne Ahmet Yesevî, ne Şâh-ı Nakşibend, Arap değillerdir.

Meşrutiyet döneminde Mısır''dan gelen Selefiyye akımı, Osmanlı İslâmını maalesef derinden etkiledi. Laik Cumhuriyet''in kaçınılmaz ateşli devresinden ve Osmanlı ulemasının nesli tükendikten sonra da Arap, müteâkıben İran modelleri musallat oldu.

Hiçbir Türk devletinin teokrasi ile yönetilmediğini bilmeyen ve Osmanlı''nın teokratik bir devlet olduğu yalanıyla kandırılan, bir kısmı da zaten Türk''ü bir türlü sevemeyip Arab''a özenen kitleler, böyle bir özlem ve gerçeklere oturmayan bir romantizm içinde, marjinal orandan taştı. İktidara yaklaştı. Atatürk''ü, Türkiye Cumhuriyeti''ni, Türk''ün yaşadığı hayat üslûbunu protesto, hattâ tehdit eder hâle geldi. Büyük kriz çıktı, hâlen sürüyor.

Halbuki Türk Müslümanlığı 21. asır insanımız için de geçerlidir. Dinde reform gibi tarih terminolojisinde hangi mânâya geldiği pas geçilerek kullanılan bir radikalliğe ihtiyacımız yoktur. Çağa göre hükümlerin değişmesine reform denmez. Biz, en samimi Müslüman şöhretiyle şereflenmiş bir milletiz. Bu inancımız içinde yaşayalım. Dini asla Devlet ve hukuk hayatımıza karıştırmayalım. Laiklik budur ve başka hiçbir şey değildir. Dini olduğu gibi laikliği de rant hâline getirenler elbette vardır. Onların kışkırtmalarına kapılmayalım. Batı, bu kavgayı yaşadı ve bitirdi. Bizde de sona ermesi lâzım.

ÖNE ÇIKANLAR