Kaydet
a- | +A

1960''lı yıllarda bütün dünyada bir üniversite patlaması oldu. Ve Türkiye''ye sirayet etti. 1950''lerin, sonra 70''lerin ve günümüzün Dünya Üniversiteleri sayısı, bunların öğretim üyesi ve öğrenci sayıları karşılaştırılırsa, patlamanın büyüklüğü ortaya çıkar. Her ülkede her genç üniversite istedi. Orta öğrenimle yetinenler azaldı.

Zengin ülkeler bu patlamaya, epey zorlanarak, ama sonuçta başarıyla ayak uydurdular. Yoksul bir ülke olan Türkiye müşkül durumda kaldı. Her il üniversite istedi. Milyonluk nüfuslu şehirler ve buralarda birden fazla üniversite oluştu. Türkiye Cumhuriyeti, her yerde üniversite açtı.

Öğretimde ve öğrencide kalite, feci şekilde düştü. Yoksulluğumuz yanında, bağnazlığımız da suçludur. Batıda vakıf, yani özel üniversite geçerli iken, bizde 80 öncesinde özel üniversite anayasaya aykırı (!) saydı. Batıda okul ve üniversite bedava (daha doğrusu vatandaşın parasıyla) değil, paralı iken, biz bu çağdaş düzeni sağlayamadık. Ücretli eğitime geçemedik. Eğitimi

- tabiatıyla müfredatı, disiplini, harcaması Devlet kontrolünde olmak şartıyla - özelleştiremedik (neyi özelleştirebildik ki). Zira ödeyemeyecek çocuklarımıza burs sağlayan mekanizmaları geliştiremedik. Yoksul ülkelere has anormal nüfus artışıyla baş edemedik. Acayip öğrenci afları ile tembelliğe prim verdik. Eğitime ve üniversiteye politika bulaştırdık. Okuduğu kurumu yakıp yıkan eylemcileri kulaklarından tutup hayat boyu üniversiteden silkip atamadık.

Bugün üniversitelerimizin sadece ismi budur (istisnalar kaideyi bozmaz). Gerçekte yüksel okullardır. 900 dolar maaşlı profesör maişet derdine düşerek asla araştırma yapamayacağı, telifte bulunamayacağı için onlar da yüksek okul öğretmeni haline geldiler. Hiçbir ülkede görülmemiş şekilde, gerçek ilim adamlarının kaçındıkları rektörlük, dekanlık görevlerine hücum ve tehacüm ettiler. Zaten öğretim üyesi sayısı, öğrenci sayısına yetmedi. Öğrencisini asla tanımadan diploma veren öğretim üyeleri çoğaldı. Bu arada memlelekin hangi branşlarda yüksek öğretime ihtiyacı bulunduğu asla kaale alınmadı.

En büyük yatırımın insan üzerine yapıldığı ve bu da birinci derecede eğitimle sağlandığı bir çağda, Türkiye''nin niçin yerinde saydığının temel sebepleri âşikâr değil mi?

ÖNE ÇIKANLAR