Her ülkede yerel küçük diller var. Ciddi, önemli edebiyatları, terminolojileri yoktur. Fransa''da ve İngiltere''de böyle küçük dillerin Fransızca ve İngilizce öğretilerek ortadan kaldırılması, 19. yüzyıl boyunca sert, hattâ zalim tedbirlerle millî kültür siyaseti şeklinde uygulandı. Anayurtlarında böyle. Sömürgelerde ise kendi dillerini hâkim kılmak için her şeyi yaptılar.
Osmanlı eski Türk geleneğine uyarak böyle bir kültür politikası uygulamadı. Kimsenin diline, dinine, mezhebine karışmadı. Sadece Türkçe''nin tek resmî dil olmasından ve Türkçe bilmeyenin Devlet görevlisi olamamasından taviz vermedi, o kadar. Her dilde yayın ve cemaat eğitimi, serbestti.
Son çeyrek asırda AB ülkelerinde, küçük ve ilkel yerel dillerin serbestîsi, vazgeçilmez ilke olarak kabûl edildi. Ancak devletin resmî dilinde zorunlu eğitim sürüyor. Yerel dillerin resmîliği bulunmuyor. Çeşitli uygulamalar var. Bunları ele almak için sütunumuz yeterli değil.
Biz de AB gibi olmalıyız. Bunda endişeye mahal bir şey yoktur. Zaten önlemeye imkân da yoktur. Çağdaş teknik vasıtalar yasakları deler geçer. Mahallî dil ve lehçelerde TV ve radyoya devletin yasaları ve kontrolünde izin vermezseniz, sınırdan birkaç kilometre ötede istasyon kurup yayın yaparlar. Dışarıda gazete, dergi, kitap basıp içeriye sokarlar. Kurs ve okul izni vermezseniz, yeraltı eğitimine kayabilirler.
Bu izinler Özel sektöre ve kişilere verilecektir. Bir cemaate verilmeyecektir. Zira bizde Müslüman azınlık bulunmadığı, aksini kabul ettiğimiz takdirde ırkçılık yapacağımız hakkındaki görüş doğrudur ve değişmez. Devlet ancak büyük kültür dillerini öğretir. Yerel dilleri belki ilmî şekilde inceler, fakat öğretmez. Ayrıca, resmî azınlıklar dahil, her TC vatandaşı çocuğa Türkçe''yi öğretmekle yükümlüdür.
Küçük diller, cehaletten, mecburiyetten, eğitim götürülememesinden devam eder ve belirli fakat uzun bir süreçten sonra gittikçe ortadan kalkar. Romantik ve politik sebeplerle canlandırma teşebbüsleri bu süreci uzatsa bile sonuç değişmez. Büyük devletler ve büyük kültürlerin bunlardan çekinmeleri gereksizdir. Zaten Avrupa Birliği''nin kesin şartlarından biridir. AB üyesi devletlerde tek tipte uygulama yoktur. Bizim Fransa modelini izlememiz daha makuldür.

