Memura yüzde 10 muamelesi dramatik oldu. Meclis''te düzeltileceğini ümid ediyoruz. Öteden beri aldığımız acıklı şikâyetler dün, öfkeli tepkilere dönüştü. Bu hâle nasıl düştük?
Bu hâle yıllarımızı lâklakıyyât ile geçirerek düştük. Her birime gerekenin üç misli memur yığdık. Yeni birimler oluşturduk. Hâlâ memur almak gafletimiz sürüyor. Bunun bir sebebinin istihdam politikası olduğunu elbette biliyoruz. Ancak Devlet, istiham alanı değildir. İstihdam alanı açabilen mekanizmadır.
Bu şekliyle köhne, berbat, çağdışı mekanizma, en sosyalist ve devletçi eski model rejimlerin gerisine düştü. Liberal ekonominin lâfı edildi. Şartları sağlanamadı. Bugün Türkiye, Çin''den daha devletçi bir rejimin içindedir.
Paranın, gelirin yarısının gayri meşru ellerde olması, facianın boyutlarını büyüttü. Nüfusun yüzde bir ilâ yüzde beşi olduğu söylenen ailelerin mala mülke doymamaları, bütün ahlâk kurallarını dışlayan televole hayatı yaşamaları, görgüsüz, arabesk, Türk örfüne aykırı düğünlerini, eğlencelerini teşhir etmekten utanmamaları, geri kalan yüzde 95 ilâ 99 vatandaşın gücüne gitti.
Enflasyonun mutlaka düşürülmesi gerektiğini herkes biliyor. Ama yüzde on muamelesi, enflasyonu düşürmeye yeterli değil. Niçin -güvenlik kuvvetlerininkiler dışındaki- lojmanları, yazlıkları satmıyorsunuz? Modern devletin bu kadar arazisi, arsası, binası, ormanı bulunmadığı halde bunları neden satışa çıkartamıyorsunuz? Batakçıların batırdıklarını niçin istirdâd edemiyorsunuz?
Hani Devlet reformu? Hani Avrupa Birliği''nin -eski vilâyetlerimizin bile çoktan kabûl ettikleri- çağdaş normları? Hani en yüksek yargı organlarının başkanlarının defalarca ve çok açık dille şikâyette bulundukları anayasamızın demokratikleştirilmesi?
Politikacı seçmen, biz yazarlar okuyucu ile yaşarız. Seçmensiz politikacı, okuyucusuz yazar yok olur gider. İktidar sahiplerinin beğenmeyeceğini bildiğimiz bu yazının üslûbu, okuyucunun bizi zorladığı çizginin altındadır. İnanmayan milletvekili, seçmenine sorsun.

