Bekliyorlardı ki ABD ve İsrail son anda devreye girecek, PKK/YPG Suriye hükûmetine karşı süre kazanmaya devam edecek…
Olmadı.
Koftirik terör örgütü, 2015’teki çukur-hendek kalkışmasında olduğu gibi, Suriye’de de çocukların ve kadınların arkasına saklanarak tutunabileceğini zannediyordu.
Afrin’de, Menbiç’te, Tel Rifat’ta nasıl arkalarına bile bakmadan kaçmak zorunda kaldılarsa, Halep’te de aynısı oldu.
***
Halep’in üç mahallesini yıllardır işgal altında tutan, çekilmeleri için yapılan bütün iyi niyetli çağrılara kulak tıkayan terör örgütü, arkalarında en az 200 leş bırakarak Halep’i terk etti.
Bölgedeki çatışmaları kalbinden izleyen muhabirimiz Yılmaz Bilgen’in aktardıklarına göre, operasyon sürecinde sivillerin zarar görmemesi için maksimum tedbir alındı, güvenli tahliye koridorları açıldı, yaklaşık 150 bin sivil bu koridorlar üzerinden burunları bile kanamadan çıkarıldı.
Suriye ordusu, operasyon sürecinde Kürtler başta olmak üzere, etnik ve mezhepsel ayrım gözetmeksizin, bütün Suriyelileri güvence altına aldı.
Ve nihayet beklenen açıklama yapıldı; Halep operasyonu dün itibarıyla tamamlandı.
Şimdi sıra, teröristlerin direnmeye çalıştığı diğer alanlarda.
Dışişleri Bakanı’mız Hakan Fidan’ın dediği gibi, bu teröristler sadece güçten anlar, oralarda da akıbetleri bellidir.
***
Türkiye’yi bölme girişimi ile eş zamanlı olarak, 2015’ten bu tarafa, Suriye sınır hattımız boyunca ‘teröristan’ kurma hayaliyle oynanan oyunların da tamamen sona ereceği dönemin şafağındayız.
Geçmişte “Bunlar DEAŞ’la birlikte tiyatro sergiliyor, aslında İsrail’e zemin hazırlıyor” dediğimizde burun kıvıranlar da artık itiraz edemiyor, çünkü gizli-saklı bir şey kalmadı.
Güçlü Türkiye Cumhuriyeti, Çözüm Süreci’ni istismar eden terör örgütünü önce kendi içinde bitirdi, şimdi Terörsüz Türkiye-Terörsüz Bölge mottosuyla başlattığı iyi niyetli çabayı doğru okumayan PKK/YPG’yi, kardeş Suriye yönetimi ve Irak hükûmetlerinin çabasıyla komşu coğrafyamızdan kazımak üzere.
Böylesine tarihî bir süreçten geçerken, iç siyasetimizde rol alan aktörlerin takındığı tavır ise dikkate değer.
DEM’in, Halep’te operasyon başlar başlamaz rahatsızlığını dışa vurması, kimi terör yandaşlarının sokaklara dökülmesi sürpriz değil.
Peki, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e ne demeli?
***
Esad’ın ülkeyi terk ettiği gün “Şam’la diyalog kurulmalı” açıklaması yaparak trajikomedi mizah konusu olan Özel, bu defa daha beterini yaptı.
CHP lideri, Halep’te terör operasyonu başlar başlamaz, silah bırakmaya yanaşmayan ve sınırımızda terör devleti kurmak için İsrail’le iş birliğini açık etmekten çekinmeyen PKK/YPG’ye saldıracağına, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tam destek verdiği Suriye Devlet Başkanı Şara’yı hedefine koydu.
PKK/YPG ile masaya oturulması gerektiğini savunan Özgür Özel “Suriye’yi temsil etmeyen birtakım unsurlar, İngiltere, ABD ve İsrail’in yol vermesiyle yönetime geldi. Geçici hükûmet, Suriye’nin pek azını temsil eden bir yapı tarafından üstlenildi” sözleriyle İsrail’in ve İran’ın sözcülüğünü yaptı âdeta.
Ne ibretlik bir açıklama...
***
Türkiye’nin, emperyalist planlara karşı yıllar süren çabasıyla önce Suriye’de milyonların kanını akıtan katil rejimin sonu getiriliyor…
Ülkemizdeki Suriyelilerin evlerine dönüşünün yolu açılıyor…
Suriye’nin bölünmesinin önüne geçmek; İsrail’in bu ülkeyi bölüp, parçalayıp yutmasını önlemek için bu kadar gayret gösteriliyor…
Türkiye’de ana muhalefet partisinin lideri, PKK/YPG’ye karşı duracağına, tam aksine Şara’yı yerden yere vuruyor, İsrail iş birlikçiliği ile suçluyor; sonra da hiç utanmadan terör örgütü PKK/YPG ile masaya oturması gerektiğini söylüyor.
***
Suriye meselesi, gerek Kemal Kılıçdaroğlu, gerek Özgür Özel dönemi CHP’si için turnusol olmuştur.
Deniz Baykal’a kaset kumpasıyla dizayn edilen yeni CHP, 2010’dan bu tarafa Suriye’de ABD’nin, İsrail’in, İran’ın, Almanya’nın, İngiltere’nin, Fransa’nın, bunların maşası olan PKK/YPG terör örgütünün âdeta sözcülüğünü yapmış, ‘teröristan’ projesinin Türkiye’deki en güçlü siyasi ayağını oluşturmuş, TSK’nın operasyonları da dâhil olmak üzere, Suriye’de atılan bütün millî adımların karşısında yer alarak, gerçek yüzünü ortaya koymuştur.
Tıpkı, aynı odakların Türkiye’yi fiilî olarak bölmeye çalıştığı çukur-hendek olaylarında olduğu gibi.
Dolayısıyla, bugün Suriye’de kaybedenler listesinde sadece terör örgütü ve sahipleri değil, CHP de vardır.
Hey gidi Deniz Baykal!
Bir onun Halep için hayattayken söylediklerine bakın, bir de kendisinden sonra CHP’nin başına geçenlerin duruşuna…
Tam ibretlik bir durum.

