Bir zamanlar kalesini koruduğum G.Saray''ı seyretmenin heyecanı içinde geldiğim Denizli''de, geçen yılın aksine biraz çözülmüş, disiplinden uzaklaşmış ve rahatlamış bir halde gördüm. Çalışır gibi yapıyorlar ama işi çaktırmadan da kaytarıyorlardı. Fatih Terim döneminde kazanılan şampiyonluklar belli ki, sarı-kırmızılı futbolcuları rehavet havasına sokmuş. Ama bu havayı ben oldukça tehlikeli görüyorum. Tabii ki, G.Saray''ın bu maçı kazanmış olması onların geçen yılki kadar çok üst düzeyde olduğunu ispat etmiyor. Etmiyor çünkü; Horozlar, Aslan''a rakip olacak cesarette ve ayarda bir ekip değil. Öyle olsaydılar bugünkü G.Saray''ı yenmeleri işten değildi.
G.Saray''da oyun süper değil ama oynayanlar süpermen. Denizli sanırım bundan korkunca istemediği halde kendi evinde havlu attı. Bence bu Denizli''nin G.Saray''ı kendine eş değerde rakip görmemesinden de kaynaklandı. G.Saray maçına nasıl olsa, "Kayıp maç" gözüyle bakıp kendi ayarlarındaki diğer taşra takımlarına ümit bağlamışlar. Yeşil-siyahlı ekipte Badra, Tolunay ve El Saka iyi işler yaptı.
G.Saray''da ise ferdi olarak herkes gerçekten bir firma, ayrı bir değer.
Ama nedense geçen yıllardaki gibi paylaşmayı pek beceremediler.
Ceza alanı içinde tehlikeli olarak bildiğimiz Jardel bugün kuzu gibiydi.
Ben bu galibiyeti Hagi''nin tecrübesiyle kazanılan üç puan olarak görüyorum. Zaten maçın en güzel ve tek hareketi sonucu belirledi.

