Monaco, Galatasaray''a rakip olmaktan uzaktı.
Şampiyonlar Ligi''nin ilk maçı çok çok önemliydi; Cimbom daha önceki 5 başlangıç maçında da galibiyet görememişti.
Kısmetsiz Ümit''le öyle iki pozisyon kaçırdık ki, sözlükte bunun karşılığında tek kelime yazardı; şanssızlık... Derken, kalecinin de katkısıyla iki gol bulduk. Herşey düşündüğüm gibi yolunda gidiyordu. Ama Galatasaraylı futbolcuların maçı 45 dakika sanacağını ve 2-0''ı yeterli bulacağını nereden bilebilirdim? Özellikle son haftalarda müthiş bir form tutan Nonda''dan korkuyordum. Korkumu boşa çıkartmadı zenci futbolcu... Bir gol attı, bir penaltı yaptırdı. Ve hâlâ bizim savunmacılar bu adama markaj yapmıyor! 2-2''den sonra bir de Suat''ın vurduğu Jardel''in hamle yaptığı ağlara giden top iptal edilince, film koptu.
Daha doğrusu gerilim filmi başladı; "alacakaranlık kuşağı" gibi birşey... Maçın altında ezilen İspanyol hakem, futbolcuların birbirini kırmasına yolaçtı. Ellerimin terlediği dakikilar... Derken penaltı yaptırıp bizi üzen Capone, kendini affettiriyor. Hem de muhteşem bir kafa vuruşuyla... 6 dakika kaldı, hadi aslanlar... Değişsin şu kem talih... Ve değişiyor! Galatasarayımız zorlu bir doksan dakikanın sonunda, beş yıldır yapamadığını bu kez başarıyor, 3 puan ve büyük iddiasıyla Şampiyonlar Ligi''ne giriyor. Bu arada şunu da eklemek isterim; bence bu Galatasaray deplasmanlarda daha iyi oynayacak. Hepinizi öpüyorum çocuklar.

