BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Allah onları sever, onlar da Allah’ı...

Bir kimse, Allahü tealayı, Resulünü ve evliyasını seviyorsa, bilsin ki onlar da kendisini seviyor demektir.
 
 
Büyüklerle, Allah adamlarıyla beraber olmak için, onları sevmek yeter. Ancak, hiçbir ibadet yapmayan ve hiçbir günahtan sakınmayan büyükleri asla sevemez. Seven sevdiğine itaat eder. Onlar gibi olamayız ama elimizden gelen gayreti göstermemiz şarttır...
Hindistan evliyâsının büyüklerinden Abdülaziz Dehlevi hazretleri buyuruyor ki:
Cenab-ı Hakkın rızasına kavuşmak, şeytanın aldatmasından kurtulmak için, silsile itibarıyla hocaları Resulullah efendimize dayanan bir evliyayı sevmek, onun tarafından sevilmek gerekir. Hadis-i şerifte, (Evliyanın kalbi nazargâh-i ilahidir. Böyle bir kalbde bulunana Hak teâlâ rahmet eder) buyuruluyor. Böyle bir kalbe girdikten sonra, maksadına kavuşmadan ölen kimse, kurtuluşa ermiş demektir; çünkü Kur'an-ı kerimde mealen, (Allah ve Resulüne hicret etmek üzere evinden ayrılıp yolda iken ölen, maksadına varmış gibi mükâfatlandırılır) buyuruluyor. [İmad-ül-İslam]
Kişi sevdiği ile beraber olur. Sevenler, sevdiklerini de beraberce götürürler. Bir kimse, Allah’ı ve Onun Resulünü ve evliyasını seviyorsa, bilsin ki onlar da kendisini seviyor demektir. Çünkü Kur'ân-ı kerimde mealen, (Allah onları sever, onlar da Allah’ı sever) buyuruluyor. Allahü teâlâ, önce kendi sevgisini bildirmiştir. Yani sevilmeyen sevemez. Şu hâlde sevilmeye layık olmak için de İslam âlimlerinin bildirdiği yolda bulunmak gerekir. 
"İnsan beşer, durmaz şaşar" demişlerdir. Onun için tövbeyi hiçbir zaman terk etmemek lazım. Rahmet kapılarının anahtarı tövbedir...
             ***
Cüneyd-i Bağdadi hazretlerinin başka bir şehirde yaşayan sevenlerinden biri anlatır:
Bir gün pazarda gezerken bir güzel kadın görüp tekrar tekrar baktım. Sonra pişman olup tövbe istigfar ettim. Akşam eve geldiğimde hanımım dedi ki:
-Efendi bugün yüzünüzü kararmış görüyorum, acaba nedendir?
Aynayı alıp baktım ki, hakikaten yüzüm kararmıştı. Neden olduğunu düşünürken aklıma o kadına baktığım geldi...
O günden sonra bir mağaraya çekilip günlerce gözyaşı döktüm, günahımın affı için Allahü teâlâya yalvardım. Yine de huzurlu olamadım. Sonra hatırıma, büyük velî Cüneyd-i Bağdadi hazretlerini ziyaret etmek geldi. Bağdat'a o mübarek zatın yanına gittim. Evine varıp kapıyı çaldığımda, bana, "Gir ya Abdullah, sen pazarda günah işle, biz Bağdat'ta istigfar edelim öyle mi?.." dedi.
İçeri girip, mübarek elini öpüp oturdum. Şaşırmış ve çok utanmıştım. Devamla buyurdu ki:
- Pişmanlık, tövbe büyük nimettir. Kalbin imdadı olmadan uzuvların dinin emrine uyması çok güçtür. Büyüklerin sevgisi olmayınca kalbin imdadı olmaz. Bunları yapmak ancak Allah adamlarının işidir. Büyükleri seven mahrum kalmaz...
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
622470 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/ahmet-demirbas/622470.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT