BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Yetenekleri niçin göz ardı ediyorsunuz?

Anlat Derdini Feridun Ağabeye
Anlat Derdini Feridun Ağabey'e
Facebook
Feridun Ağabey ülkede bir eğitim tartışmasıdır sürüp gidiyor. Ve genel konu fen liselerinin azlığı, imam hatip liselerinin çokluğu ve çocuklarımızı imam hatip okullarına göndermeye zorlama polemiği… Bu konu ne kadar doğrudur ne kadar siyasi yaklaşımdır bilemem ama benim bildiğim bir şey varsa ülkede asıl konuşulması gereken konu yeteneklerin akla getirilmemesidir. Örnek vermem gerekirse eğitimde herkes için her zaman en önemli ders matematiktir. Niçin? Ya da aynı şekilde yabancı dile, fen derslerine neden hep önem verilir herkes için… Niçin spora önem veren çocukların öncelikli dersleri spor değildir de matematiktir? Niçin müzik yeteneği olan bir çocuğun müzik üzerine önü açılmaz? Edebiyata meraklı bir çocuğa şiir yazması, makale yazması için önayak olmak gerekirken niçin matematik veya yabancı dili baraj yaparız. Daha, sosyolojiye veya psikolojiye ilgi duyanları söylemiyorum bile… Niçin millî eğitim sisteminde sayısalla kafayı bozuyoruz? Niçin yetenekleri göz ardı ediyoruz? Bırakalım çocukların yetenekleri ve kabiliyetleri nerede ve neye meraklı ise orada olsun… Bence eğer çocuklarımıza mutlaka öğretilmesi gereken bir şey varsa hangi branşta olursa olsun ahlak bilgisi, genel kültürümüz, örf ve âdetlerimizin de öğretilmesidir. Çünkü bakın hayatımıza… Ne çok insanımız var her alanda her konuda eğitim almış… Ama hepimizin ah ederek aradığı insan adam gibi adam ahlak sahibi geleneklerine göreneklerine bağlı  dürüst bir insan…
        Hande Gül Uçar-İstanbul
 
 
Maalesef çoğu göstermelik pano
 
Feridun Ağabey, geçtiğimiz hafta Çanakkale’de yaşanan 5.0 şiddetindeki deprem hepimizi yine çok korkuttu. Maltepe’de yıkılan binadan sonra bu deprem de gösterdi ki İstanbul merkezli bir depremi düşünmek bile insanın tüylerini diken diken etmeye yetiyor. Buna rağmen bırakın bireysel müteahhitleri kurumsal firmalar bile bu konuları kulak ardı ediyor. Bu kurumlar, muhtemel bir doğal afet olduğunda insanlara bina içinde ne yapmaları gerektiğini gösteren talimatları bile teftişte ceza almamak için usulen yerine getiriyorlar. Geçen gün çok önemli bir marka hâline gelmiş bir özel hastaneye gittiğimde duvara asılan 35’e 70 santimetrelik bir panoya acil durumlarda neler yapılacağı krokilerle ve yazılarla anlatılmış. İnanın normal gözle okumak istediğinizde yanına yaklaşıp zor okuyacak derecede minicik harflerle yazılı. Yangın anında ne yapılacağı bir sigara paketi büyüklüğünde bir alana sıkıştırılmış. Depremde ne yapılması gerektiği bir sigara paketi kadar büyüklükte bir alana yazılmış. Bu dediğimiz hastane koskoca altı yedi katlı üç üniteden oluşmuş bir yerleşke… Bu mudur doğal afete karşı ilk yardıma karşı müşteriyi ve vatandaşı uyarmak? Bu mudur acil durumda hastaya nasıl davranması gerektiğinin kroki ile anlatılması? Maalesef hepsi göstermelik… Bu konuyu Çevre Bakanlığımızın takip ederek ilgili kamu binalarında herkesin dikkatini çekecek şekilde sunulması konusunda bu kurumları ikaz etmesini bekliyoruz. Saygılarımızla.
        Mihrali Kanter-İstanbul
 
 
Çiftçinin fikirleri de dikkate alınsın
 
Feridun Ağabey, ülkemizde tarımda ve ürün yetiştiriciliğinde çok önemli fikirlerim ve önerilerimiz var. Ama bunları BİMER’e de defalarca yazdığımız halde hiç dikkate alan olmadı. Sizin aracılığınızla da buradan yetkililerimize ulaştırmak istiyorum. Ülkemizde yağışlar azalıyor yeteri kadar yağış olmuyor kuraklık her geçen gün artıyor. Dolayısıyla artık en kurak olan bölgelerden başlayıp basınçlı sulu tarıma geçmemiz lazımdır. Çiftçiye verilecek en büyük destek basınçlı suyu onun arazilerine kadar ulaştıracak sistemi kurmaktır. Yüksek rakımlı yerlerde sulu tarım için baraj ve göletler yapılmalıdır. Paraya kıyıp açık kanallar yerine borularla basınçlı suyu tarlalara ulaştırmak gerekir. Bu durumda suda tasarruf da sağlanır.
Bir ikinci destek de çiftçinin kullanacağı mazotun, gübrenin, ilacın, tohumun vergilerinin mümkünse kaldırılması ya da en aza indirilmesi çok önemlidir. Ancak o zaman kalıcı ucuzluk sağlanabilir. Yağmur olmayan mera arazileri maalesef kuraklık sebebiyle yeteri kadar ot vermemektedir. Hayvancılık açısından da meralara basınçlı sularla destek sağlamak gerekmektedir.
Şu anda hayvancılık bu açıdan da zordadır. Bu açıdan da örnek olarak sulu arazilerde kaba yem yetiştirilebilir alan sağlanması hayvan beslemede maliyeti aşağı çekecektir. Bu görüşlerimi kamuoyuyla paylaşırsanız çok sevinirim.
            Ali Rıza Özdemir-Konya
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
606736 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/anlat-derdini-feridun-agabey-e/606736.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT