Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Evlenirken yapılan iki büyük hata
0:00 0:00
1x
a- | +A

Feridun Ağabey, 8 Mart Dünya Kadınlar Günüydü. Amerika’da bir fabrikada çalışan kadınların çıkardığı isyan sonucu 129 kadın öldürülmüştü. 1910 yılında "Kadınlar Günü" kutlanmaya başlandı ancak 8 Mart 1975 yılından itibaren dünyada kadınlar günü "resmî olarak" kutlanmaya başlandı...

Çeşitli kanal ve televizyonlarda kadınlara yönelik şiddet tartışılıyor, konuşuluyor. Ancak ne acıdır ki her yıl kadına şiddet ve kadın ölümleri artarak devam etmektedir. 2022 yılında 300’e yakın kadın öldürüldü. 2023, 2024 ve 2025 yıllarında artarak devam etti. Hâlen de devam ediyor. 2025 yılı aile yılı olarak belirlendi ama yine de ölümlerin önüne geçilemedi. Hangi tedbirler alınırsa alınsın bunun önüne geçmek mümkün olmuyor.

Kötümser olmak istemiyorum ama şu anda 21. yüzyılda yaşamamıza rağmen insana, hele hele kadına verilen değer maalesef İslamiyet’ten önceki ‘cahiliye döneminden’ daha kötüdür. Kadın günümüzde her ne kadar; evde, ailede, iş yerinde toplumda ve her yerde söz sahibi olsa da yine ikinci sınıf insan muamelesi görmektedir.

İslamiyet’ten önce bilindiği gibi kadın bir meta gibi görülmekteydi. İslamiyet gelince kadına gerçek değerini verdi ve kadın; anamız, bacımız ve hatta en çok değer verilmesi gereken kıymetimiz ve başımızın tacı oldular. “Cennet anaların ayakları altındadır” diyen bir Peygamberin ümmeti olan bizler ne yazık ki günümüzde kadına bu değerini veremiyoruz. Asrileşiyoruz, çağdaşlaşıyoruz, modernleşiyoruz derken her gün kadın hakları, kadın erkeğe eşittir diye bağırıyorken ne yazık ki hepsi lafta kalıyor değişen bir şey olmuyor.

Son bir yıl içinde gün geçmiyor ki bir kadın tacize uğramasın şiddet görmesin hatta ve hatta ölmesin. Bu nasıl bir insanlık dramıdır? İzahını ve mantığını anlatmak gerçekten çok zor. Bunun çeşitli sebepleri vardır. Her şeyden önce günümüzde kurulan aile ve evlilik müesseselerinin durumunu ele alarak başlamak lazım. İnsanımız artık eskisi gibi birbirine saygı, sevgi beslemiyor, en ufak bir anlayış ve empati göstermiyor; en ufak bir şeyde hemen tartışma kavga ve hatta sonu ölüme kadar gidebilen üzüntü verici olaylar yaşanabiliyor.

En sağlam dayanağımız olan aile müessesesi bile eski mukaddes değerini kaybetmeye başladı. İnsanımız manevi bir boşluğa düşmüş çırpınarak kendini aramaya çalışıyor. Bir insanı öldürmenin bütün insanlığı öldürmüş olmanın duygu ve bilincinde değiliz. Yapılan yanlış evliliklerin bedelini ne yazık ki en başta kadınlar çekiyor. Adam en ufak bir tartışmada şiddetin en kötüsünü uygulamada ve hatta cinayet bile işlemektedir. Bilhassa gençlerimiz evlenirken, yuva kurarken genelde çok büyük iki hata yapmaktadır.

HIZLI KARAR VERİYORLAR!

Bunların birisi eşler birbirini hiç tanımadan acele olarak veya sosyal medyadan tanıştığı değil ailesini kültürünü gelenek ve göreneklerini, kendisinin bile huyunu suyunu bilmediği insanlarla evleniyor. Evlenirken o kadar hızlı karar veriyorlar ki kendilerine kimsenin akıl vermesini kimsenin fikir vermesini bile kabullenmiyorlar. Biz birbirimizi deliler gibi seviyoruz, sakın karışmayın. Mutluluğumuza engel olmayın” diyorlar... Sonra da kısa bir süre sonra aynı şekilde birbirinden deliler gibi nefret eden ikili olup çıkabiliyorlar.

Günümüz gençliğinin bir kısmı da evliliği artık bir çocuk oyuncağı gibi sanıyor. Dizilerde filmlerde yapılan evliliklerle kendi evliliklerini bir zannedenler oluyor. Burada anne babanın, aile büyüklerinin hatta ve hatta çevresinde büyük bildiği kıymet verdiği kültürlü insanların fikirlerine müracaat etmek o kadar önemli ki...

Gençlerin yaptığı ikinci büyük hata sadece evlilikte değil hemen hemen bütün kararlarında ailelerin fikirlerine görüşlerine ve tecrübelerine önem vermiyor, hatta kuru bir inat ile kuru bir bencillik ve gurur ile çoğu kez onların söylediğinin aksini yapıyorlar. Çoğu kez de böyle evliliklerin sonu hüsranla bitebiliyor.

Kadın cinayeti konularında mevcut olan ve hâlen uygulanmakta olan kanunlarda bu cinayetleri önleyecek veya caydıracak ceza ve yaptırım gücünün artırılması da çok önemlidir. Bu sadece kadına şiddet konusunda değil trafikte de diğer suçlarda da böyle caydırıcı cezalar olmalıdır. Tıpkı trafikte magandalık yapanlara sürücü dehşeti yaşatanlara karşı alınan tedbirler gibi...

OLACAK ŞEY DEĞİL!

Ülkemizde artık herkes her zaman kolaylıkla silah sahibi olabiliyor. Öyle her önüne gelen istediği gibi silahlanırsa bu cinayetlerin önüne geçilebilir mi? Adamın anatomik, psikolojik ve akli durumu iyice inceleme ve muayeneden geçirilmeden eline silahı verirsen cinayete davetiye çıkarıyor olmaz mısın? Herkes doğru dürüst muayene olmadan istediği yerden istediği zaman silah sahibi olamamalıdır. Hatta geçen günlerde bir televizyon kanalında izlemiştim. Adam internetten silah siparişi vermiş silahı göndermişler. Olacak şey değil, insanın aklı mantığı almıyor.

Netice olarak kadınlara yönelik şiddetin sebeplerini doğru biçimde tespit etmek zorundayız. Sadece kanun çıkarmakla polisiye tedbirlerle bunun önüne geçilemeyeceği iyice anlaşılmıştır...

Değerli okurlar her şeyden önce kadın olsun erkek olsun insana insan olarak değer verip en kutsal hakkımız olan yaşama hakkını kimsenin elinden almaya hakkımız olmadığını bilmeliyiz.

Yunus Emre ne güzel söylemiş: "Yaratılanı hoş gör, yaratandan ötürü." Bu şiarı hiçbir zaman unutmamalıyız. Allah’ın verdiği canı ondan başkasının almasının ne kadar büyük bir günah ve suç olduğunu hiçbir zaman aklımızdan çıkarmamalıyız. Sağlık ve esenlik dileklerimle...

Aslan Torun-Em. Sağlık Memuru

Anlat Derdini Feridun Ağabey'de önceki yazılar...