ABD’yi İsrail’in yönettiğine kani olduk…
ABD’yi yöneten ‘Siyonist Akıl’ sonunda İran’ı da diğer ülkeler gibi hizaya getireceğini zannederek suni bir bahane ile gereksiz bir savaşa girdi. Önce bütün yönetim kadrolarını devre dışı bırakacak kadar İran’ı istihbarat anlamında çevreleyip kuşattı.
Akabinde hem askerî hem ekonomik bağlamda İran’ın altyapısını tahrip etmeyi amaçlayan bir savaş taktiğiyle bölgeye giren ve coğrafyayı ateş topuna çeviren ABD ve İsrail, bundan böyle “Dahiya Doktrini"yle hareket edeceğinin sinyalini vermeye başladı!
Peki "Dahiya Doktrini" nedir?
Uluslararası ilişkiler literatürüne göre, klasik savaş kurallarından (orantılılık, sivil-asker ayrımı) uzak bir yaklaşımdır. Elektrik, su, yol, köprü, hastane, okul gibi sivil altyapıyı hedefler. Nitekim bu savaşta tümü gerçekleştirildi! Öyle ki vurdukları okulun, yüzlerce masum çocuğun öldüğü katliamın suçunu da İran’a atma pervasızlığını ve yüzsüzlüğünü dahi gösterdiler!
Dahiya Doktrini, İsrail ordusunun Hizbullah ve Hamas gibi gruplara karşı kullandığı oldukça sert ve gayriinsani bir stratejidir. Adını, 2006’daki Lübnan Savaşı'nda yoğun bombardımanla yerle bir ettikleri Beyrut'un ‘Dahiya’ semtinden almıştır.
Amaç, düşmana büyük ve yıkıcı bir güçle saldırarak sadece askerî güçleri değil, sivil altyapıyı da (elektrik, su, yol, hastane, okul) kasıtlı olarak yok etmek, öte yandan toplumu şok ve dehşet psikolojisine düşürüp hayatlarını alabildiğine zorlaştırarak halkın desteğini kesmesine ve ayaklanma çıkarmasına zemin oluşturmak!
Bu doktrini formüle eden kişi İsrailli General Gadi Eizenkot 2008'de bu yaklaşımı şu şekilde açıklamıştır: "Bize ateş açılan her yerde aynı şeyi yapacağız. Orantısız güç kullanacağız, büyük yıkım oluşturacağız.”
Dolayısıyla gerçekte ‘kolektif cezalandırma’ da denilen bu vahşi öğreti, 2006 yılından beri Lübnan'dan sonra Gazze'deki bütün operasyonlarda (2008, 2014, 2023-2025) ve en son da Lübnan saldırılarında uygulandı.
Son günlerde İran’da da bu öğretiyle hareket etmeye başlayan İsrail, İran’ın içme suyu arıtma tesisleri başta olmak üzere petrol rafinerisini, bazı hastaneleri, otelleri, okulları ve halkın yoğun olarak yaşadığı yerleşim yerlerini de hedef almaya başladı!
Siviller üzerinden “direnişi kırmak" üzerine kurulu bir yaklaşım olan "Dahiya Doktrini" İsrail’in vahşi ve barbar yüzünü en net şekilde gösteren, insanlık için en ağır suçlardan biri hiç kuşkusuz.
Peki bu rezil öğretinin akıl hocası General Gadi Eizenkot şimdilerde ne yapıyor?
2019'da emekli olduktan sonra siyasete girerek Benny Gantz'ın “Ulusal Birlik Partisi”nde yer aldı. Akabinde 2023-2024'te Netanyahu'nun birlik hükûmetinde bakanlık yaptı. 2025'te bu partiden ayrıldı ve kendi partisini kurdu: Yashar! Amacını da “İsrail toplumunda onarım, iyileşme ve umut" olarak açıkladı.
Hâlâ Başbakan olma umudu var ve Başbakan Binyamin Netanyahu’yu sert bir dille eleştiriyor ve halkın güvenliğini ihlal etmekle suçluyor! İlginç hususlardan biri de oğullarından birinin Gazze Savaşı'nda öldürülmüş olması! Etme bulma dünyası diyelim…
Gazze halkına merhamet etmeyen bu sapık ideoloji şimdi de İran’da kan ve irin kusuyor! İsrail, bu coğrafyada yapayalnız kalmaya mahkûmdur. ABD, İsrail’in kazdığı kör kuyuya düşmüş, çıkmaya çalışmaktadır. Rusya ve Çin, ABD’nin o kör kuyuda kalması için (ABD’nin Ukrayna’da yaptığı kabilden) arka kapı diplomasisi ile İran’ın arkasında durmakta hem askerî hem de ekonomik yardımlarını sürdüregelmektedir.
"Yapay devlet" İsrail’in bir hırsız gibi yerleştiği coğrafyada yaptığı katliamların, terör eylemlerinin elbette bir hesap günü olacaktır. Gerçekte bir terör örgütü olan lakin dünyada sözde ‘devlet’ diye tanınan bu vahşi ülkenin akıbeti, ekip biçtiği kin ve nefret tohumlarıyla berbat olacaktır.
Hasılı, Orta Doğu barbarı İsrail iyi bilsin ki tarih elbet bir gün tekerrür edecektir.
Bu “DAHİYA DOKTRİNİ" günün birinde muhakkak “HANİ YA!” öğretisiyle karşılık bulacaktır.
Buna Allah şahittir!

