BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Tarih Boyunca Siyonist Yahûdilerin İslâm ve Müslümanlara İhaneti

Dr. C. Ahmet Akışık
Facebook
Dr. C. Ahmet Akışık
 
İslâm dini, Hazret-i Âdem’den son Peygamber Muhammed aleyhisselâm’a kadar gelen semâvî/vahyî dinlerin ortak adıdır. Çünkü bu dinlerde ahkâm/ibadet şekilleri değişse de iman esasları aynıdır. Hepsi vahye dayanmaktadır. Ancak Yahûdilik, Hristiyanlık gibi bir peygambere isnat edilen dinler karşısında İslâm, Peygamber efendimize gönderilen “şeriat”e alem olmuş ve hâs kılınmıştır.
İslâm dini’nde iyilik-kötülük, hayır-şer gibi kavramlar ve değer hükümleri, peşin olarak renk, ırk, kavim, kabile ve bölge kriterlerine göre kullanılmaz. Diğer bir ifadeyle bir millet/kavim veya ırk, peşinen kötü-suçlu ya da iyi-günahsız ilan edilmez. Bu konuda geçerli ölçü, iman-itâat ve küfür-isyan kriterleridir. İslâm’a göre, iman ve itâat, iyiliğin; küfür ve isyan da kötülüğün karşılığıdır.
Acaba Yahûdiler, İslâm’ın haber verdiği çerçevede tarih boyunca iman, itâat,  küfür ve isyan bakımından hangi inanç ve davranışları sergilemişlerdir?
Bu konu, şu başlıklar altında ele alınabilir:
 
İLGİLİ KAVRAMLAR
 
1. Yahûdilerin menşei
Hazret-i İbrahim’in, İsmâil ve İshak isminde iki oğlu oldu. Sonra bunlara, peygamberlik verildi. Hazret-i İsmâil, Hicazdaki Arapların; Hazret-i İshak da, İbranîlerin (Filistin ve çevresinde yaşayan ve Sâmi kavimlerinden biri olan Yahûdilerin) ceddi/atası oldu. Bu durumda Araplarla İbranîler (Yahûdiler), aynı babadan, fakat ayrı analardan gelme kardeşlerdir. Onun için, Hazret-i İbrahim’in, Araplarla akrabalığı vardır ve Muhammed aleyhisselâm’ın dedelerindendir. Annesi Sâre olan Hazret-i İshak’ın da, Eys ve Ya’kûb adında iki oğlu dünyaya geldi. Ya’kub’un diğer bir adı veya lâkabı İsrâil idi.
2. Beni İsrâil
Peygamber olan Hazret-i Ya’kub’un 12 evlâdı ve torunlarına Beni İsrâil (İsrail Oğulları) denir. Beni İsrail peygamberlerinden bazıları; Yûsuf, Mûsa, (kardeşi) Hârun, Yûşa, Dâvud, (oğlu) Süleyman, İlyas, Elyesa, Yûnus, Zülkifl, Danyal, Zekeriyya, (oğlu) Yahya ve İsa “aleyhimü’s-selâm”dır.
Yahûdiler, yeryüzünde tarihleri en eski ve en karışık olan kavimlerden biridir. Yahûdi kelimesi, bu kavmin belli bir kolunun kurmuş olduğu bir devlet adından, Yahûda devletinden genelleşmiştir.
Süleyman peygamberden sonra Yahûdiler, iki kola ayrılmışlar; biri Yahûda devletini, diğeri de İsrâil devletini kurmuştur.
3. İbrânî, Mûsevî ve Yahûdî
Böylece Yahûdilere, Hazret-i Mûsa’dan sonra, din adını, kavim adı olarak benimsediklerinden Mûsevî denilmiştir. En eski unvanları İbranî olan Yahûdiler, Hazret-i Ya’kub’un lâkabı olan İsrail’den dolayı, Beni İsrâil (İsrâil Oğulları) diye de adlandırılmıştır. Demek ki; İbranîler, Hazret-i Ya’kub’tan sonra Beni İsrâil, Hazret-i Mûsa’dan sonra Mûsevî, Hazret-i Süleyman’dan sonra Yahûdî adlarıyla anılmış olmakla beraber, bunların hepsi, aynı kavmin adlarıdır.
Kur’an-ı kerim’de, Yahûdilerden çok bahsedilir. Ayet-i kerimelerde kendilerinden, Beni İsrâil, Hûd, Yehûd, Yehudiyy şeklinde ayrı olarak ifade edildiği gibi, Ehlü’l-kitâb (Yahûdiler ve Hristiyanlar) terkibiyle de zikredilir.
 
İNANIŞ, İBADET VE KUTSALLARI
 
Hazret-i Mûsa’nın tebliğ ettiği dinde “Yahûdilik”te bir Tek Allah inancı vardır. Kendiliğinden vardır. Doğmamıştır ve doğurmaz. Her şeyi görür ve bilir. Affetmek veya cezalandırmak, ancak onun irade ve kudretindedir.
Mûsa aleyhisselâm’a inen Tevrat, Allah kelâmıdır. Bu Tevrat’ın hükümlerine, Hazret-i Mûsa’nın peygamberliğine ve tebligatına inanan herkes, Mü’mindir. O dönemde Mûsevî şeriatı’na göre ibadet ve tâatte bulunanlar, Mü’min ve Müslüman olarak cennete gireceklerdir.
Mûsevîlikte namaz, oruç ve diğer ibadetler olduğu gibi, domuz etinin haramlığı gibi, bazı yasaklar da vardı. On emir ile sorumlu tutulmuşlardı. Cumartesi günü, yasaklı olarak mübarek kılınmıştı.
Hazret-i Mûsa’nın şeriatından sonra Hazret-i Îsa, yeni bir Kitap (İncil) ve şeriat ile peygamber olarak gönderilmiştir. Yahûdilerin bu peygambere ve şeriatına inanmaları gerekiyordu.
 
İSLÂM DİNİ
 
Nihayet son peygamber Muhammed aleyhisselâm gönderilmiştir. Kendisine bütün şeriatları yürürlükten kaldıran mukaddes kitap “Kur’ân-ı kerim”le İslâm dini vahyedilmiştir.
Artık bu dinin hükümleri geçerlidir. Allah’a inanan, O’nun vahyini kabul eden herkes, Yahûdilerle birlikte bütün din sâlikleri, Hazret-i Muhammed’e tâbi olarak Müslüman olmaları gerekmektedir. Bu gerçekleştiği takdirde İslâm dinine göre namaz kılmak, oruç tutmak, zekât vermek ve hacca gitmekle şerefleneceklerdir. Elbette bunun sonunda imanlı ve itâatkâr bir kul olarak hayatları sonlanmış ise, Ahiret’te sonsuz nimetler ve cennetle mükâfatlandırılmış olacaklardır. Ne mutlu, böyle bir sonuç ve mükâfatla karşılananlara!
Ancak Yahûdiler, daha peygamberleri Hazret-i Mûsa başta olmak üzere diğer Beni İsrâil peygamberleri zamanlarında, Hazret-i İsa ve muazzez Kur’ân’ın gelişinde küfür ve isyanda bulunmuşlardır. Bunu bize, Kur’ân-ı kerim haber vermektedir.
Yahûdilerin küfür, isyan ve ihânetleri, şu başlıklar altında verilebilir:
 
KÜFÜR, İSYAN VE İHÂNETLERİ
 
Ayet-i kerime’lerde buyuruluyor:
1. Tevrat’ı değiştirdiler
Şimdi (ey Mü’minler!) onların (Yahûdilerin) size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Hâlbuki onlardan (hahamlardan) bir zümre, Allah’ın kelâmını işitirler de iyice anladıktan sonra, bile bile onu (Tevrat’ı) tahrif ederler (Bakara,75; Maide,41).
2. Allah’a oğul isnat ettiler
Yahûdiler, “Uzeyr, Allah’ın oğludur”, dediler... Bu, daha önce (ataları) kâfirlerin sözlerine benzeterek ağızlarıyla söyledikleri (mesnedi olmayan bir) sözdür. Allah, onları kahretsin! Nasıl da (haktan bâtıla) döndürülüyorlar (Tevbe,30).
3. “Allah’ı açıktan bize göster” dediler
(Resûlüm,) Ehl-i kitap senden, kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyor. Onlar (Yahûdiler), (Peygamberim) Mûsa’dan, bunun daha büyüğünü istemişlerdi de “Bize Allah’ı apaçık göster” demişlerdi (Nisâ,153).
4. Hazret-i İsa’yı öldürmek istediler
(Yahûdiler:) “Allah, peygamberi Meryem oğlu İsa’yı öldürdük” demeleri yüzünden (onları lânetledik). Hâlbuki (Yahûdiler) onu ne öldürdüler, ne de astılar; fakat (öldürdükleri) onlara İsa gibi gösterildi (Nisâ,157).
5. Peygamberlerle alay ettiler
(Yahûdiler, peygamberlerle alay ederek) “kalplerimiz perdelidir” dediler. Hayır; küfür ve isyanları sebebiyle Allah onlara lânet etmiştir. Onların pek azı inanır (Bakara,88).
6. Hazret-i Meryem’e iftira ettiler
Bir de inkâr etmelerinden ve Meryem’in üzerine büyük bir iftira atmalarından (dolayı Yahûdileri lânetledik) (Nisâ,156).
7. “Allah, cimridir” dediler
Yahûdiler, “Allah’ın eli bağlıdır (cimridir/sıkıdır)”, dediler. Hay, dedikleri yüzünden elleri bağlanası ve lânet olasılar! Bilâkis, Allah’ın elleri (yağmur ve rızık ihsanı bütün yaratıklarına) açıktır. O, dilediği gibi infak eder. (Hikmeti gereği, bazılarının rızkını bollaştırır, bazılarının daraltır.) (Mâide,64). Burada “elleri” mecazî ifadedir.
8. Müslümanlara düşman oldular
(Resûlüm,) insanlar içinde iman edenlere düşmanlık bakımından en şiddetli olarak Yahûdiler ile şirk koşanları bulacaksın (Mâide,82).
9. Peygamberleri öldürdüler
(Yahûdiler), Allah’ın gazâbına da uğradılar. Bu, Allah’ın âyetlerini (kitaplarını, mu’cizelerini ve peygamberlerini) inkâr ettiklerinden (yalanladıklarından) ve (Şa’yâ’, Zekeriyya ve Yahya gibi) peygamberleri haksız yere (zulmen) öldürdüklerindendi. İsyana daldıkları, (dinen) sınırı aştıkları için bunu hak etmişlerdi (Bakara,61).
10. Fesat çıkardılar
Yahûdiler... ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa (fitne çıkarmışlarsa), Allah onu söndürmüştür. Onlar, yeryüzünde fesat çıkarıp bozgunculuğa koşarlar; Allah ise bozguncuları sevmez (Mâide,64).
11. Ayetleri inkâr ettiler
(Yahûdiler’in başına gelen) bu musibetler, Allah’ın âyetlerini inkâra devam etmeleri... yüzünden geldi. Bunların hepsi, sadece isyanları ve (dinde) taşkınlıkları sebebiyledir (Bakara,61; Âl-i İmran,70; Nisa,155).
12. Gazaba uğradılar
(Hazret-i Mûsa zamanında yüce Allah’ın mu’cize olarak gönderdiği kudret helvası ve bıldırcın eti gibi yiyeceklere itiraz edip başkalarını istemeleri üzerine Allahü teâlâ Beni İsrâil’i zillet ve meskenete mahkûm etti. Böylece Yahûdiler,) Allah’ın gazabına uğradılar (Bakara,61).
13. Çoğu iman etmezler
Çeşitli âyet-i kerimelerde bildirildiği şekilde, Yahûdilerin çoğu hak üzere olmayacak ve iman etmeyeceklerdir:
Pek azı müstesna, artık (o Yahûdiler,) iman etmezler (Nisa,155; Bakara,100).
Hadis-i şeriflerde Yahûdiler
Müslümanlarla Yahûdiler savaşmadıkça Kıyâmet kopmayacaktır. O savaşta Müslümanlar (gâlip gelerek) Yahûdileri öldüreceklerdir. Öyle ki, Yahûdi, taşın ve ağacın arkasına saklanacak da, taş veya ağaç; “Ey Müslüman, Ey Allah’ın kulu, şu arkamdaki Yahûdi’dir, gel de onu öldür!” diye haber verecektir. Sadece garkad ağacı müstesna, çünkü o, Yahûdilerin ağaçlarındandır (Müslim, Fiten, 82).
 
DEĞERLENDİRME
 
1. Genel
İslâm dini, cihanşümul/evrensel vahyî bir dindir. Mukaddes kitabı Kur’ân, bozulmadan, değiştirilmeden, sonradan içine insan sözü katılmadan, Cibrîl-i Emîn’in getirdiği şekliyle muhafaza edilmiş ve bugüne kadar gelmiştir. İçindeki Ahkâm/hükümler, Kıyamet’e kadar bakî ve geçerlidir. Onun için İslâm’da güncelleşme ve reform söz konusu değildir, bâtıldır.
Yahûdilik ve Hristiyanlık ise, kısa zamanda bozulmuş, Tevrat ve İncil’in asılları değiştirilmiştir. Her iki din, asılları itibarıyla semâvî/vahyî ve tek ilâh inancına dayandığı hâlde, sonradan her ikisi de Allah’a oğul isnat ederek şirke girmişlerdir.
Onun için Yahûdiler, Kur’ân-ı kerim’in haber verdiği şekilde küfür, isyan ve ihanet çemberi içinde başta peygamberler olmak üzere bütün Ehl-i iman’a düşmanlık etmişlerdir.
Bununla birlikte ecdadımız Osmanlılar, tarih boyunca mağdur ve mazlumun yanında olmuş ve onlara sahip çıkmıştır. Müslümanlar, Antiseminist değildir. Kimseye peşin kin ve nefret duymazlar.
Sultan İkinci Murat zamanında Fransa’dan kovulan Yahûdiler, 1492’de İspanyolların elinden kaçan 100 bin Yahûdi, 1660’ta Polonya ve Ukrayna’dan kaçan Yahûdiler, Osmanlı devletine sığınıp, tarihlerinin en rahat dönemlerini yaşamışlardır. 19. yüzyılda Avrupa’da; Yahûdiler, mal-mülk edinme, tahsil yapma ve seyahat etmekten mahrum iken, Osmanlı topraklarında 1844’te 170 bin, 1905’te 256 bin Yahûdi yaşamaktaydı ve azınlıkların sahip oldukları her türlü hakka sahiptiler.
Buna rağmen Avrupa’nın 1909’da İttihat ve Terakki çetesini kullanarak ihanet kuşatmasına aldığı Osmanlı Padişahı, Türk Hükümdarı Sultan 2. Abdülhamid Han’ı tahttan indirmeye gelen heyetin içinde Yahûdi Emanuel Karasso ve Ermeni Aram vardı.   
2. İçimizdeki Siyonist Zihniyet
Ecdadımız Selçuklu ve Osmanlı’nın asırlar boyunca bir leke sürmeden bozulmaktan, değiştirilmekten korudukları İslâm dini; Dört Mezhep İmamı ve bunlara bağlı Müctehid ve âlimlerce, Eshab-ı kiram ve Hadis Külliyatı’na hürmet çerçevesinde temsil edile-gelmiştir.
Ancak 19. Yüzyılın sonları ile 20. Yüzyılın başlarında İslâm coğrafyasında ortaya çıkan, özellikle Ehl-i Sünnet Akâid ve uygulamasını hedef alan Yahûdi ve Hristiyanlardan oluşan Oryantalistler, İslâm dini’ni, Kur’ân’ı, Hadisleri, Müctehidlerin fetvalarını; bozma, değiştirme, karalama ve aşağılama çalışmalarına başlamışlardır. Bu İslâm’ı tahrif, tahrip, tagyir ve tezyif çalışmalarına ülkemizde ve İslâm dünyasında iştiyakla, gururla, kitaplar yazarak, sempozyumlar düzenleyerek ve fetvalar vererek önderlik eden ilahiyatçılar katılmıştır. Yine bu çalışmalarda Selçuklu ve Osmanlı Akaid ve Fıkhı, Hadisler, Müctehidler ve Fukaha suçlu sandalyesine oturtulmuştur. Hatta İslâm ve Sünnî Müslümanlarla yüzleşme konusunda kitaplar yayınlanmıştır. Bu durumda Allah’a çocuk isnat eden dinler ve müntesipleri karşısında İslâm ve Müslümanlar, suçlu ilân edilmiştir.
Fakat aynı inanç ve zihniyete sahip olan ilahiyatçılar, İslâm’a iftiralar eden Yahûdi Goldziher’i eleştirmiyorlar. Müslümanların ilk kıblesi Mescid-i Aksa’yı inkâr ederek göklerde gösteren üstadlarını ve yine o mübarek Mescid’in Mekke’nin yakınında bir yerde olduğunu iddia eden sapkın arkadaşlarını tenkide yeltenmiyorlar. Acaba neden?
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
619028 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/dr-c-ahmet-akisik/619028.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT