BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Olduk mu Niyazi!

Başrollerinde Kemal Sunal ile Nevra Serezli'nin oynadığı 1984 yapımı "Atla Gel Şaban" filmini izlemişsinizdir.

Filmde Kemal Sunal, Niyazi isimli bir dar gelirliyi canlandırıyor.

Niyazi bir reklam ajansında çalışmaktadır.

Vazifesi karamelaya sarılacak mânileri yazmaktır.

Fakat geçim derdi bir türlü aklından çıkmamaktadır.

Bütün mânileri pahalılığa bağlar Niyazi:

"Ay başı geldi çattı,

Memurda şafak attı,

Nasıl geçeriz çarşıdan,

Kasaba manava yakalanmadan" diye yazar.

Patronu bir gün karşısına alıp fırçayı basar:

"Bunlara sen mâni mi diyorsun, hep geçim sıkıntısı. Şu hâle bak! Bunu okuyan bir daha Çıt Çıt karamelası alır mı? İnsanların içini karartmak için mi yazdırıyoruz bunları? Başka şeyler düşün. Aşkı, sevdalıları... Onlara umut ver. Dağları, rüzgârları, denizi, martıları hayal et. Bırak şu manavı kasabı" der.

Niyazi madem öyle denizle ilgili mâniyi patlatır:

"Denizde yüzüyor boy boy odun

Evde ne şeker kaldı ne de un.

Böyle giderse pahalılık vay vay vay.

Kafada ne tahta kalacak ne de yay."

Tabii o an kapı dışarı edilir.

***

Bu sıralar herkes Niyazi psikolojisinde...

İki kişi bir araya gelse diyaloğun sonu hep pahalılığa çıkıyor.

Tabiatıyla biz gazeteciler olarak "Ne olacak bu işin sonu?" diye başlayan soruları çok işitiyoruz.

Millet böyle de vekili farklı mı?

Duyuyoruz ki milletvekilleri seçim bölgelerine gidiş gelişlerde yaktıkları mazottan bıkmış. Birleşip tek bir araçla gidiyorlarmış. Bir gezide dört bin lira yakanlar varmış. Hatta bir muhalefet milletvekili, Meclis'e toplu taşıma ile gideceğini duyurdu. Malum, düğün sezonu başladı. Herkes davet ediyormuş. İcap etseler çeyreklik, etmeseler seçmen gidecek. Kara kara düşünüyorlarmış.

Seksenli, doksanlı yılları akıllara getiren bir enflasyon ve pahalılık türbülansının içindeyiz, bulunduğumuz irtifadaki olumsuz hava şartları sebebiyle sallanıyoruz. Ama uçak rotasında, pilot görevinin başında...

AK Parti ile inanılmaz bir bolluk ve refah yaşadığımız gerçeği gün gibi ortada...

Dostlar eleştiride görsün

Maliye Bakanı Nureddin Nebati, Güldür Güldür Show'da parodi konusu yapılmıştı.

Başta "yayınlamadılar, sansürlendi" denmiş ancak kanal yönetiminin bayram tatili sebebiyle oyunu ertelediği ortaya çıkmıştı. Bu arada spekülasyonlar acayip bir PR çalışmasına evrildi.

Güldür Güldür Show ekibi cumartesi gecesi 6'lı masayı tiye aldı.

Skeç kızdırmadan, çok fazla yüklenmeden, 'bak muhalefeti de eleştiriyoruz' dedirten bir tattaydı. Zaten aksi durum olsa, boğarlar adamı.

Fakat Show TV, tanıtımın suyunu çıkardı. Reklam aralarında ve sonlarında sürekli 6'lı masa skecinin 1 dakikalık özeti gösterildi.

Sayamadım ama sanıyorum en az 10 defa döndü. Zaten bir haftadır evirip çevirip veriyorlardı. Diyaloğu izleyiciye ezberlettiler.

Hedef kitle

 

Eski Tarım Bakanı Bekir Pakdemirli'nin medyadaki imajı iyi değildi. Gıda fiyatlarının artışından mesul tutuldu. Çok eleştirildi. Zincirdeki zayıf halkaydı. İlk fırtınada gitti.

Bakanlıkta üç ayı geride bırakan halefi Vahit Kirişci de medyadan uzak durdu. Mahdut sayıda kanala röportaj verdi.

Kirişci, cuma akşamı yerel gazetecilerin sorularını cevapladı. Ortak yayınla 20 yerel kanala bağlandı. Denizli DRT'ten, Eskişehir Kanal 26'ya, TV Kayseri'den, Rize Çay TV'ye Anadolu'nun birçok şehrinden seçilmiş kanallardı.

Tarım Bakanlığının hedef kitlesi Anadolu... Yerel medyayı ya da Anadolu'da çok izlenen kanalları seçmek doğru bir strateji. Kim akıl etmişse iyi etmiş...

 

 

“Yunan mı ulan bu!”

 

Hüsnü Bozkurt diye bir adam vardı. CHP milletvekiliydi. Cumhurbaşkanlığı sistemini oyladığımız referandumdan önce "Sandıktan evet çıkmayacak. Adımın Hüsnü olduğu kadar eminim. En az yüzde 60-65 hayır çıkacak. De ki evet çıktı. Kimse heveslenmesin kardeşim. Biz yine Samsun'dan başlarız. Ulan sizi İzmir'e kadar kovalamazsak anamızdan emdiğimiz süt helal olmasın. Sizi de sizin yedi göbek sülalenizi de yine İzmir'den denize dökeriz" diye açıklama yapmıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da "Kimi denize döküyorsun ya?! Türk oğlu Türk’ünü denize dökeceksin! Yunan mı ulan bu! Neyi denize döküyorsun?" diye çıkışmıştı.

Yunanistan'da bu sıralar medyanın bütün gündemi Türkiye ve Erdoğan.

Eski Yunan askerler İstanbul'daki köprüleri vurmayı hayal ediyor.

Başbakan, bakanlar ağız birliği edip salvolar yapıyor. Romantik solcu eski başbakan "Yunanistan egemenliğini her türlü tehdide karşı koruyacaktır" diye Tweet atıyor.

Kendi vatandaşını denize dökmeyi düşünenler "Bir şey deriz de AKP'ye yarar" diyerek izliyor!

 

Kim derdi ki...

 

Kocaeli Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunları diplomalarını Onuncu Yıl Marşı eşliğinde almış.

Kim derdi ki gün gelecek, geçmişte o marşla başları açılan, sınıflara sokulmayan, birinci olduğu hâlde kürsüye çıkarılmayan, ağızları kapatılarak konuşturulmayan başörtülüler, yine o marşın eşliğinde coşacak.

 

 

Kaçak mikrofon

 

Sözcü gazetesinde Saygı Öztürk, Cem Uzan ile röportaj yaptı. Dört gün sonra da Ruhat Mengi, Turhan Çömez ile konuştu.

İkisi de yurt dışına kaçmıştı. İkisi de "AK Parti giderse döneriz" diye bekliyor.

Onlar gibi başka bekleyenler de var. Kim mi? Kim olacak, kendi patronları...

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
628353 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/fatih-selek/628353.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT