BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Kim bu Yargıtay’daki 80 üye?

Yazmayayım diyorum ama önüme geliyor ne yazık ki.
Geliyor çünkü böyle bir gerçek var ve birileri kafalarını ısrarla, deve kuşu gibi kuma gömüp, gerçeği eğip bükerek yanlış aksettirmeye devam ediyor.
Ta geçen temmuz ayının 25’inde yazmışım(*) “Yargıda FETÖ’cülerin sayısını nasıl anlarsınız?” başlığıyla ve aynen şöyle demişim:
“Adını vermeyeceğim, bir yüksek yargı kurumu var. Malum boşalan daire başkanlıkları için seçimler yapılır yüksek yargıda. Ama ilginçtir, daire başkanlıklarına FETÖ soruşturması geçirmiş ya da şaibeli olduğu hâlde delil yetersizliğinden hâlen kurumda görev yapmakta olan isimler aday olduklarında hep blok olarak 78-80 oy alıyorlar.”
Şimdi adını veriyorum, o yüksek yargı kurumu Yargıtay.
Ve o 70-80 kişi, artık yepyeni ve cillop gibi bir uygulamayla karşımızda.
Bu kez toplu hâlde Yargıtay daire başkanlıkları seçimlerine katılmayarak seçimleri kilitliyorlar.
Yargıtay’da 36 daire var. Başkanlıklar boşaldıkça seçimler yapılır. Kurumun 5. ve 10. Hukuk Dairelerinde eylül ayının başından beri devam eden seçimler 25. Tur bitmesine rağmen hâlâ tamamlanamadı. Çünkü sistemli olarak 70-80 kişi katılmıyor seçimlere.
 
SEÇİM NASIL ENGELLENİYOR?
 
Katılmazsa katılmasın, “ikinci turda en çok oyu alan kazanır” diyebilirsiniz.
Ama öyle değil durum.
Yargıtay’ın resmî olarak 400 üyesi var. Şu anda çeşitli sebeplerde bu sayı yaklaşık 380 kişi. Ama çoğunluk aramada 400 esas alınıyor.
Yargıtay üyeleri bir turda 4 kez sandığa gidiyor. Diyelim ki 3 yüksek yargı mensubu başkan adayı oldu. Dördüncü oylamaya en çok oy alan iki aday katılıyor ve seçilecek adayın 400’ün yarısı olan 200+1 oy alması gerek. Yani 70-80 kişi blok olarak oylamaya katılmayınca bir kişinin tek başına 200 oy alması neredeyse imkânsız hâle geliyor.
 
KİM BUNLAR?
 
Bakın, FETÖ METÖ filan demiyorum. Diğer tarikatlara sızmış ve kendilerini renklendirmiş FETÖ’cüler olduğunu da söylemiyorum.
Söylemiyorum da insan fena hâlde kıllanıyor.
Kim bunlar? Neden topluca seçimleri bloke ediyorlar?
Bir insanı 25 kere seçimlere getirtmemek güç ister. Ancak örgütlü olunması gerekir.
Asıl garip olan da Yargıtay Başkanlığı’nın bu duruma şimdiye dek müdahale etmemiş olması.
 
BU KİŞİLERİ TESPİT ETMEK ÇOK KOLAY
 
Seçim “boykotçusu” bu 70-80 kişiyi tespit etmek çok kolay oysa. Yargıtay Başkanlığı elektronik sisteminde katılanların ve katılmayanların isimleri kayıtlı. 25 tur boyunca sistematik olarak oylamaya gelmeyenlerin isimleri mutlaka eşleştirme yöntemiyle bulunabilir.
İnsan işi olduğu için en fazla bir kere iki kere katılmaz. Yani bir turda 15-20 kişi olmayabilir. Ama 25 tur boyunca 80 kişinin katılmaması nedir Allah aşkına? Yargıtay üyelerinin birinci görevi oy kullanmak. Milletin bu kadar işi, dosyası Yargıtay’da beklerken yargı üyelerini böylesine meşgul eden sorumsuz anlayışa sahip bu kişilerle ilgili şüpheleri giderebilecek bir MAKAM, MEVKİ ve bu işlere BAKAN kimse yok mu?
 
BLOKAJCILAR İÇİN İDARİ İŞLEM YAPILIR MI?
 
Millet Meclisi oturumlarına mazeretsiz 4 kez üst üste gelmeyen milletvekili hakkında bile disiplin soruşturması işletilirken Yargıtay’daki bu duruma müdahale edilmemesi nasıl ve neyle açıklanabilir?
Daire başkanlıkları seçimlerini bloke eden bu 80 kişilik “sorumsuz” grup hakkında şimdiye dek ne yapılacağı bilinmiyorsa ben açıklayayım:
1-Disiplin suçu işliyorlar.
2-Görevi ihmal.
3-Yargının görevini yapmasına engel oluyorlar ve kamu hizmetini aksatıyorlar.
4-Topluca hareket ederek örgütlü bir eylem içinde bulunuyorlar.
Kısaca bu işi çözümlemekle görevli daire ya da yetkili kurum her neyse göreve davet ediyorum. Boş demeçler karın doyurmuyor, herkes işini yapsın.
Bugün Yargıtay’da 26. Tur seçimler yapılıyor. Evet, siz bu satırları okuduğunuz sırada belki de Yargıtay’da yine aynı blokaj yaşanacak.
Bekleyip görelim.
.....
 
 
Ah be Safiye, yapılır mıydı bu?
 
TRT’de yayınlanan Masumlar Apartmanı’nı izlediniz mi bilmiyorum. Reyting rekorları kırıyor. Bunda en büyük pay da Aktris Ezgi Mola’ya ait. Ezgi Mola travmatik çocukluğunun kalıntısı olarak ileri derecede temizlik obsesyonu olan Safiye adlı bir genç kadını canlandırıyor. Müthiş bir performans sergiliyor. Hakikaten şapka çıkarılacak bir oyunculuk.
Önceki gün Hatay’da ormanların “Ateşin çocukları” adlı bir PKK’lı grup tarafından yakılması ve bu yangınları kendilerinin çıkardığını üstlenmesi üzerine toplum bekledi ki ağaç, yeşil alan deyince duyarlılık kumkuması kesilen sinema, tiyatro oyuncuları, şarkıcılar ve komedyenler iki çift laf etsinler. Terörü, PKK adını zikretmeseler bile (Ödleri patlıyor PKK demeye) kınasalar.
Ezgi Mola bunu yaptı. PKK’nın adını anmasa da terör dedi en azından ve “Hatay yanıyor” tag’ını ekleyerek şöyle yazdı:
“Lanet olsun!!! Kendi başını yesin terör örgütün de! Bi bitmediniz ulan adiler, kötüler, pislikler! Yansın o yangında parmağı olanlar!”
Olsun dedim ben. Bu da yeterliydi.
Altındaki yorumlara baktım, iktidara yakın olanlar “PKK adını söylemek çok mu zor?” diyor, muhalefet adı altındaki troller de “TRT’de yayınlanan dizide oynadın böyle mi oldu?” diye çemkiriyor.
Fakat Ezgi Mola kendi mahallesinin baskısını hesaba katmamıştı.
Misal Levent Üzümcü, Barış Atay ya da başka bir PKK sevici telefon açıp “Sen ne yapıyorsun, PKK’ya laf edilir mi?” filan mı dediler bilemiyorum 4 saat sonra yeni bir tweet paylaştı ve aynen şöyle yazdı:
“Bakalım yeniden ağaçlar dikilip Hatay’daki yaralar onarılmaya çalışılacak mı yoksa rant alanı mı olacak! 'Nolcak zaten yandı, boş orası villa olsun, otel olsun'  diyen bir kara cahil güruh görmeyiz umarım! Bakalım kaç ağaç dikilecek!!!”
Kıyamet koptu. Ezgi Mola bir yandan linçe uğradı, bir yandan destek yağdı. Oyuncu bu kez terörü lanetleyen önceki tweetini hatırlatmak zorunda kaldı 1 gün oldu nerdeyse, önce okuyalım, lanet olayın şüphelisi olsa da olmasa da bu illete hep lanet olsun dedim, demeye de devam edeceğim!!!!” diyerek.
Bu kez terör de demiyor, illet diye adlandırıyor.
Ah be Safiye…
Senin elini kolunu bağlayan ne acaba? Şahsi düşüncelerin mi yoksa kariyer hesapların mı?
Temizliği bu kadar tutkuyla yapıyorsun. Terör temizliğini de istemen gerekmez miydi?
Neyse gerçeğe dönelim.
Ezgi Mola’nın 1 milyon 600 bin takipçisi var.
Terörü lanetleyen ilk tweeti 2600 kez paylaşılmış (RT), 105 kez alıntılanmış ve 37 bin 100 kişi tarafından da beğenilmiş.
Ama “Bakalım kaç ağaç dikilecek” diye ayar verdiği tweeti ise 8200 kez paylaşılmış (RT), 2100 kere alıntılanmış ve 102 bin 200 beğeni almış.
Aradaki farkı görün diye yazdım. İşte Ezgi Mola’lar “Bizim asıl müşterimiz bunlar” diye bakıyor ve ona göre pozisyon alıyorlar.
Yoksa vatanseverlikmiş terör karşıtlığıymış hepsi hikâye.
Gezi olaylarında, Kazdağları’nda ağaç için bir bardak suda kasırgalar estirenler ormanları PKK yakınca sus pus oluyorlar.
Sadece şerefsizliklerinden değil inanın. Müşterileri onlar.
İstisnalar var elbet. Misal biri Fettah Can. Şarkıcı ve besteci. Şöyle yazmış:
“Bu yangını başlatan PKK’lı piçlerin bulunup o ormanda benzin dökülüp yakılması lazım. İnsan Hakkı insan olana verilir bu yaratıkları cezaevlerinde beslemeye gerek yok. Bu arada PKK’lılara bu şerefsizlere sempati duyanlar destekleyenler hepinizin Allah belanızı versin.”
İnsanın içini soğutuyor değil mi?
Daha fazla Fettah Can lazım bu ülkeye.
 
Fuat Uğur'un diğer yazısı
Ah be Safiye, yapılır mıydı bu?
 
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
615737 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/fuat-ugur/615737.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT