BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

MEZOPOTAMYA NELERE GEBE? Papa’nın Irak seferinin jeopolitik mesajları

Geniş Açı - Fikir ve tartışma
Facebook
Doç. Dr. Hüseyin ŞEYHANLIOĞLU
Gaziantep Üniversitesi
 
hseyhanlioglu@gmail.com
 
 
84 yaşındaki Papa, 76 kişilik ekibiyle parçalanmış, acı ve ölümle yıkılan, tarihin en önemli merkezlerinden olan Mezopotamya’ya çok anlamlı ve derin mesajlarla dolu bir çıkarma yaptı. Irak’ın fay hatlarında gezen Papa, giderayak basılması önerilen bir pul ile de siyasi hedefini açıkça ifşa etti.
 
Papa’nın Haşdi Şabi çatısı altında İran’ın direktiflerini yerine getiren, Babil Hareketi'nin Hıristiyan olan Genel Sekreteri Riyan el-Keldani'ye kendi tespihini, resmî yetkililere ise şifreli madalyonları ve onların arkasındaki haritaları, hediye etmesi manidardır!
 
Şam ve Bağdat, Türkiye’nin ayağa kalktığı bir dönemde diz kapaklarıdır.
 
 
Dünyanın en küçük coğrafya ve nüfuslu devletinin başı olmasına rağmen; derin ve güçlü bir arşive sahip, iki bin yıldır kesintisiz devam eden, 1 milyar 200 milyon Katolik Hristiyan’ın ve bir o kadar da Hristiyan’ın değer verdiği lider, Roma İmparatorluğu'nun vârisi, 2013 yılından beri Vatikan Devlet Başkanı Papa II. Francis, pandemi döneminde 15 aydan sonra ilk yurt dışı seferini, büyük riskler altında, tarihte ilk kez geçen haftalarda Irak’a yaptı.  
 
FRANCİS ASSİSİ MİSALİ
 
Arjantinli Cizvit bir kardinal olan Jorge Mario Bergoglio, 2013 yılında Papa seçildikten sonra Haçlı Seferleri döneminde “Savaşla değil, birlikte yaşayarak” Müslümanların Hristiyanlaştırılabileceğini savunan Francis Assisi’nin adından mülhem “Francis” ismini almıştı. Papa, Hristiyan kaynaklarında Hazreti İbrahim’in doğum yeri olarak görülen Sümerlerin tarihî Ur kentinde, “hacı” olmak isteği gösterilmişti. Oysa daha güvenli ve Hazreti İbrahim’in doğum yeri olduğu daha sahih olan Ur yerine Urfa’ya gelseydi, kendi dinine göre “hacı” olurdu! Ama o, 30 yıldır Haçlı seferleri altından can çekişen kanlı toprakları seçti. Bu, bilinçli, stratejik ve tarihi bir tercihti.
 
NEDEN IRAK VE KİMLERLE GÖRÜŞTÜ?
 
11 Eylül 2001 tarihinde ABD’nin İkiz Kulelerinde en gerçekçi filmlerden birinin çekilip, ABD Başkanı George W. Bush’un, Vatikan’a bakarak, “Afganistan ve Irak’a Haçlı Seferi (Crusader) başlattığını” ifade etmesinden yirmi yıl sonra; Afganistan, Suriye, Libya, Yemen ve daha nice İslam ülkeleri, birbirine düşürülmüştü. Devamında kadim şehirlerin altı üstüne getirilmiş ve milyonlarca insan öldürülmüştü. Suriye ve Irak’ta ise soykırım uygulanmıştı. ABD Başkanı Bush aynı zamanda, Siyon Tapınağının intikamını, üç bin yıl sonra Babillerin torunlarından alırken Papa da aynı yerde, Ninova-Babil Hıristiyan Devletini kurmak istemektedir.
Evet, 76 Örgütü bünyesinde barındıran Haşdi Şabi örgütleri ve onun liderleriyle görüşen Papa’nın esas amacı, Babil-Ninova Hıristiyan Devleti, PKK kontrolünde birkaç Kürt Devleti, iki Şii Devleti, çöl bölgesinde DEAŞ liderliğinde harabelerden oluşan Sünni bir Arap Devleti ve 3İ (İsrail, İngiltere ve İran) kontrolünde, Irak ve Suriye’de yeni kent devletleri kurmaktır.
Pragmatist Trump yerine Katolik Biden’ı bekleyen Papa, Bağdat’ı hızla geçtikten sonra ikinci gününde, Necef’e geçerek Şiilerin önde gelen dinî lideri ve aynı zamanda Irak siyasetinin en etkin şahsiyeti Ali Sistani’yi kendi evinde; maske, mesafe ve pandemi kurallarını hiçe sayarak kalabalık bir heyetle, göz göze-diz dize, ziyaret ederek, orada Ali Hamaney’i de aradı.
 
“SİZ BİZDEN, BİZ SİZDEN BİR PARÇAYIZ”
 
Necef sokaklarında Katolik Papa ile Sistani’nin resimlerinin bulunduğu sokaklara “Siz bizden, biz de sizden bir parçayız!” pankartları asıldı. Ancak “barış güvercini” Papa, Iraklı bir Kürt olan, Türkiye ve Erdoğan hayranı Dünya İslam Âlimleri Genel Sekreteri Prof. Dr. Ali Karadaği’yi muhatap bile almadı. Çünkü Papa, İslam âleminin bayrağı olarak Sünni Selçukiler, Eyyubiler, Osmanlılar veya Abbasiler’i muhatap almıyor. Bu nedenle Bağdat, Musul ve Halep’in yıkılmasından rahatsızlık duymuyor. Musul Ulu Camii, Halep Hazreti Zekeriya Camii ve Bağdat Ebu Hanife Camii’den yükselen çığlıklar veya Rakka’nın yıkılması, umurunda bile olmuyor.
Musul-Ninova’da sadece kiliseleri gündeme getirip dua eden Papa, Nureddin Zengi'den günümüze ulaşan son miras olan ve 2017 yılında ABD tarafından bombalanan Musul Ulu Camii’nin harabelerine ve Hazreti Yunus Türbesine de uğrayabilirdi!
“Hacı” olmak için barış elçisi olarak geldiğini iddia eden Papa, 300 bin kişiyi bile bulamayan ve dağınık Hıristiyanları görüp, ev sahibi milyonlarca Sünni Müslümanı saf dışı etmesi bir din adamına, hele Irak’a “hacı” olmaya gelen bir kişiye asla yakışmaz.
 
MCGURK: PAPA’NIN ERBİL’DEKİ
GÜZEL SAHNESİNDEN ETKİLENDİM
 
ABD Ulusal Güvenlik Konseyi'nin Orta Doğu ve Afrika Direktörü ve PKK’nın Suriye kolunun DSG (PYD) kurucusu Brett McGurk Twitter hesabından yaptığı paylaşımında, “Papa Franciscus’un 2014 yazında tüm inançlardan pek çok kişinin IŞİD'den kaçarak sığındığı Erbil’deki güzel sahnesinden etkilendim. Paskalya bayramı yaklaşırken, Erbil ve Musul umut, yenilenme ve ilerisi için sıkı çalışmanın sembolleridir” ifadelerine yer verdi.
Papa’nın Haşdi Şabi çatısı altında (50. Tugay) İran’ın direktiflerini yerine getiren, Babil Hareketi'nin Hıristiyan olan Genel Sekreteri Riyan el-Keldani'ye kendi tespihini, resmî yetkililere ise şifreli madalyonları ve onların arkasındaki haritaları, hediye etmesi manidardır! Çünkü ABD, İsrail ve İran, Musul, Kerkük ve Lazkiye limanı üzerinden Akdeniz'e ulaşacak kara, demir, petrol yolu ve terör koridorunu istemektedir. Bölgenin ABD destekli Iraklı Şii milislerin, PKK/SDG terör örgütünün ve Esad rejiminin kontrolünde olmasını arzu etmektedir. Amaç Türkiye’ye, bölgede Berlin Duvarı’nın örülmesidir. Oysa Irak ve Suriye, hattından uzak tutulan bir Türkiye rahat uyuyamaz. Sincar Operasyonuna karşı Haşdi Şabi’nin hava savunma sistemi istemesinin sebebi de budur. Şam ve Bağdat, Türkiye’nin ayağa kalktığı bir dönemde diz kapaklarıdır.
 
SEFERİN DEĞERLENDİRİLMESİ
 
Sora sora Bağdat’ın, Roma’dan bile bulunduğu bir dönemde, İsevi ve Musevilere kol kanat geren Geylani’nin hiç olmasa kabrini ziyaret etmesi gereken Papa, bir din adamından çok I. ve II. Elizabeth, I. ve II. Bush ve Biden’ın yumuşak gücü olarak program yapmıştır.
Türkiye üzerinde geri dönerken, seni de unutmadım der gibi havada mesajlar verdi Papa... Ve Iraklı yöneticilere verdiği hatıra paralarda, Vatikan-İsrail ittifakını, Arz-ı Mev’ud ve Anadolu’yu Vatikan toprağı gösteren harita ekledi. Bütün bunların, yakın zaman önce aralarındaki husumeti sona erdirme kararı alan İsrail-Vatikan ittifakını göstermektedir.
84 yaşındaki Papa, 76 kişilik ekibiyle parçalanmış, acı ve ölümle yıkılan, tarihin en önemli merkezlerinden olan Mezopotamya’ya, çok anlamlı ve derin mesajlarla dolu bir çıkarma yaptı. Irak’ın fay hatlarında gezen Papa, giderayak IKBY’ye basılması önerilen bir pul ile de siyasi hedefini açıkça ifşa etmiştir. Pulu tasarlayan, Papa’nın elini öpen Anu Cehver Keldani bir Katolik’tir. Halepçe’deki kimyasala değinmeyen Papa, onlara en zor zamanda kucak açan Türkiye’yi bölen harita çizdirmektedir. Orta Doğu’nun kadim halkları hakem olarak Papa’yı değil, kadim kültürümüzü esas alalım. Çünkü burada her mahallede, din, dil ve ırk zaten rahatça yaşamaktadır. Bunun için “beyazlaştırılmış” Brezilyalı mankurtlara ihtiyacımız yoktur.
Eğer Papa’nın sadece dinî yüzü ve barış elçiliği varsa neden elindeki yüzlerce medya kuruluşundan canlı yayınla bölgeye bağlanmadı ve kan gözyaşı içindeki Irak’ta görüşmelerine herkesi davet edip açıktan yapmadı? Çünkü Papalık sadece bir dinî kurum değil ve yapılan seyahat bir “hac” ziyareti olmayıp, yumuşak Haçlı Seferidir. Çünkü adını aldığı Haçlı Papa’sı Fransuva ve hemşehrisi Makyavel ona demişti: “Müslümanları fethetmek zordur ama kale yıkılınca yönetmek kolaydır. Çünkü bizim gibi domuzları değil koyun eti yerler.” Unutulmasın ki; Papa’nın iki kılıç kuramı vardır: Biri Vatikan, diğeri gizli dünya devleti... Biri Papa diğeri Biden... İkisinin de ilk hedefi İslam’ın temsilciliğini Sünni Türkiye’den alıp Şii İran’a vermektir. Oysa bu da bir kumpastır. Çünkü bir asır önce aynısını Araplara yaptılar. İslam medeniyeti, Osmanlı, Selçuklu ve Bağdat merkezli Abbasilere bakılınca Sünni’dir. Şam, Kahire, Bağdat ve İstanbul iki el iki ayaktır.
Altı İmparatorunu Fırat’ın doğusuna gömen, Roma İmparatorluk senatosunda, “Fırat’ın Doğu’suna sakın gitmeyin” tavsiyesine, yedinci İmparator ayağa kalkarak şöyle cevap verir: “Gideceğiz… Eğer biz gitmezsek onlar gelir” der ve o da aynı yolda ölür. Tarih, maalesef ibret alınmadığı için tekrar edip durmaktadır. Uçağına iki kurşun isabet ettiği iddialarına rağmen yarım saat havada turlayan Papa’yı, cesaretinden dolayı tebrik ederim! O da galiba Mısırlıları Hıristiyan yapmak için Haçlı Seferlerinde gelen Francis gibi ölmeyi olmayı “hacı” olmaya tercih ediyor. Kısaca, dileriz eylül ayında genel seçimlere hazırlanan Irak’ta, Kerbela tekrar yaşanmasın...
 
******************
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
618113 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/genis-aci-fikir-ve-tartisma/618113.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT