BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Avrupa’nın hangi yüzü?!

Avrupa Birliği ülkelerinin, mülteciler konusundaki tutumlarına bakarak; ikiyüzlü mü desek, yüzsüz mü desek, yoksa "binbir surat" mı desek? Ne dersek diyelim, bu sahte ve gayrı samimi politikaları için yetersiz kalır.
 
 
Almanya Şansölyesi Merkel ve Fransa Başkanı Macron, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın davetine icabetle, Gaziantep’e kadar gelip sığınmacıların durumunu yerinde görme medeni cesaretini gösteremediler… Ancak şimdi durum değişti. Türkiye kapıları açıp aynı anda on binlerce mülteci Yunanistan sınır boylarında birikince, AB başkentlerinde alarm zilleri çalmaya başladı. Hemen ertesi gün AB üst düzey yöneticileri peş peşe Yunanistan yolunu tutmaya veya politik beyanlarla destek üstüne destek vermeye başladı. Kaşla göz arasında, henüz daha mülteciler için tek kuruş harcamamış olan Yunanistan’a, 750 milyon avroluk paket açtılar ve derhâl 150 milyon avroyu da aktardılar… Oysa 2016 yılından beri Türkiye’ye verdikleri söz vardı. Üç artı üç olmak üzere, toplamda altı milyar avroyu Türkiye’deki Suriyeli sığınmacılar için vereceklerdi… Şimdiye kadar ödenen miktar 2.7 milyar avro. Aynı şekilde İdlib kırsalına sıkışıp kalmış olan Suriyelilerin kış şartlarında barınabilmesi için, briket kulübeler inşa etmekte kullanmak üzere, Merkel tarafından taahhüt edilen 25 milyon avro dahi ödenmedi. İşte bunun içindir ki, AB ülkelerine ikiyüzlü, yüzsüz, veya "binbir surat" veyahut pişkin surat, çifte standartlı demek icap ediyor!.. Çünkü bunlarda insani değerler iyice aşınmış. Hatta bazılarınız diyebilir ki, bunların alayı sömürgeci geçmişe sahip ve hâlihazırda da bu özelliklerini aynen sürdürüyorlar. Dolayısıyla bunlarda ilke ve değer aramak boşuna… Eh, haksız sayılmazsınız!
Şu Yunanistan’ın yaptığını bütün dünya görüyor. Mültecilere insanlık dışı muamelede kendisiyle yarışıyor âdeta. Ne demek, mülteciyi kaynar suyla haşlamak? Ne demek, bu insanların üzerine zehirli tarım ilacı sıkmak? Tazyikli su sıkmak, üzerine zamanı geçmiş gaz bombaları atmak sıradan işler… Kıyıya yaklaşan göçmen botlarının üzerine ateş açılıyor. Etrafında hücumbotlarla manevra yapıp alabora edilmeye, batırılmaya çalışılıyor. Gerçek mermilerle mültecilerin üzerine ateş ediliyor. Şimdiye kadar en az beş kişi bu şekilde katledildi. Plastik mermileri tel ve çivilerle güçlendiriyor bu adi yaratıklar!.. Bütün bu hinliklere rağmen, şayet göçmenleri durduramamışlarsa, bu defa başka vahşet ve işkenceler devreye giriyor. Bu zavallı insanların üzerinde kaç kuruş parası varsa el koyuyorlar. Dayak ve hakaretin bini bir para… Sizi keseceğiz diye tehdit ediyorlar. Bu adiliği yapmakta, kadın-erkek, çoluk-çocuk ayırımı da yapmıyorlar. Erkeklerin kıyafetlerini de soyup geriye, Türkiye’ye gönderiyorlar. Günlerden beri bu insanlık dışı tabloyu hep beraber dehşet içinde izliyoruz. Ve sözüm ona medeni dünya, bu zulüm karşısında lâl-u ebkem vaziyette. Çıt çıkarmıyor. Ama bunun milyonda biri Türkiye tarafından ika edilmiş olsaydı, herkesi ayağa kaldırırlardı. Üstelik utanmadan, bu hâlde bile yine sudan sebeplerle Türkiye’yi suçlamaya teşebbüs ediyorlar. Yuh olsun bu karaktersizlere!..
AB, 2016 yılında Türkiye ile mülteciler konusunda yaptığı geniş çerçeveli anlaşmaya kesinlikle uymadı. Ve bugüne kadar ülkemizle ilişkileri âdeta buzdolabına kaldırdı. Böyle bir kritik ortamda, Cumhurbaşkanı Erdoğan; Konsey Başkanı Charles Michel’in davetiyle, dün Brüksel’de AB’nin tepe yöneticileri ile bir araya geldi. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, düzenlediği basın toplantısında; Yunanistan’da ırkçı sivillerin de desteklediği, sınırdaki asker ve polislerin yaptığı vahşetle ilgili tek kelime etmezken, “Yüklendikleri yük nedeniyle hem Türkiye’ye hem Yunanistan’a destek sağlanması gerekir…” diyerek, meseleye ne kadar çarpık ve dengesiz baktığını ortaya koydu. Oysa bir nevi çapulculuk yapan Yunan asker ve polisi, zavallı göçmenlerin maruz kaldığı vahşi muameleyi izlemek isteyen basın mensuplarına da küstahça baskı yapıyor. Bayan von der Leyen, bunların hiçbirini görmüyor, görmek de istemiyor. Şimdi akla gelen soru şu; Böylesine objektiflikten uzak, tarafgir ve peşin hükümlü bir AB’den, göçmen meselesinde olumlu davranış sadır olabilir mi? Ne yazık ki müspet cevap vermek zor. Zira bugüne kadar sergilenen davranışlar fena hâlde hayal kırıklığına uğrattı.
Özetlersek, Yunanistan ve diğer AB ülkeleriyle, göçmenler konusunda çok sıcak bir yaz mevsimi bizi bekliyor… Şayet bugüne kadarki vahim hatalarından ders çıkarıp makul bir çizgiye gelirse, AB’nin kendisi de rahat eder!.. 
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
612606 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/ismail-kapan/612606.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT