BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Sisi Mısır’ı nereye sürüklüyor?

Yedi yıldır ABD ve İsrail’in dümen suyunda, ülkesini sonu belirsiz maceralara sürükleyen Sisi, şimdilerde Libya’ya askerî müdahalede bulunmak gibi bir gafletin içine de düşer mi? Dananın kuyruğu kopar!
 
Arapların kendi aralarındaki geçimsizlik ve düşmanlıklarını özetleyen bir tekerleme vardır… “Ben kardeşime karşıyım. Kardeşim ve ben kuzenlerimize karşıyız. Ben ve kuzenlerim dünyaya karşıyız!..” Filistin ile birlikte 23 tane Arap devleti var. Hangisi hangisiyle hakiki manada dost? Hiçbiri! Her biri diğerinin kuyusunu kazma peşinde, akla ziyan politikalar güdüyor. Üstelik bu politikalar da yabancı merkezlerde, Tel Aviv, Londra, Washington, Paris, Moskova gibi başkentlerde pişiriliyor. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emîrlikleri ve Mısır’ın Suriye, Yemen ve Libya’da çevirdikleri dolapların senaryo yazarı bu merkezler. Mısır 1960’lardaki Yemen iç savaşında oldukça aktifti. Bugün S. Arabistan ve BAE’nin olduğu gibi… Çad iç savaşına, Kaddafi rejimi yaklaşık 20 sene bütün imkânlarıyla müdahil oldu. Bugün Libya’nın başına bela olan Halife Hafter de oradaki koçbaşı idi… Ve şimdi de es-Sisi, bu Hafter’e arka çıkarak Libya’yı bölüp parçalamak için niyetlenmiş görünüyor. Mısır ordusu, 1973 Ramazan Savaşı’ndaki kısmi başarıyı istisna edersek, 1948 yılından beri İsrail’e karşı giriştiği bütün savaşları kaybetti. Bugünkü şartlarda İsrail’le bir savaşı göze alabilir mi? Çok zor! Zira Mısır ordusu, 1952 yılında yapılan askerî darbeden bu yana tamamen politize olmuş; esas görevini yapmaktan ziyade ülkeyi, fiilen yönetme ve memleketin kaynaklarını kontrol etmekle meşgul. Mısır ekonomisinin yaklaşık yüzde altmışı askerlerin kontrolündedir… Fabrika sahipliği veya müdürlüğü generallerin bir nevi ek işi gibidir.
İşte bu durumdaki Mısır ordusunun savaşa hazırlık durumu da, yüzde otuzlar mertebesinde olduğu değerlendirilmektedir. Sina Yarımadasında radikal örgütlerin fink atmasına Mısır ordusu çok fazla bir şey yapamıyor. Daha Hüsnü Mübarek zamanında, turistik tesislere ve turist kafilelerine yapılan saldırılar sebebiyle, ülkenin en önemli gelir kaynağına büyük bir darbe indirilmişti. 2011 yılı başlarında alevlenen sokak eylemleri sonunda, üç hafta içinde, Hüsnü Mübarek’in otuz yıllık iktidarı sona erdi. 2012 yılı haziran ayında, ülke tarihinde ilk defa serbest ve demokratik seçimlerle işbaşına gelen Muhammed Mursi yönetimi, ancak bir sene işbaşında kalabildi… 2013 Temmuz ayı başında, dönemin savunma bakanı olan es-Sisi, resmen ABD güdümlü bir darbeyle idareye el koydu! Sisi’nin darbeyi icra ederken, sürekli olarak Washington’la temasta kaldığı ve telefonun öbür ucundaki ABD Dışişleri Bakanı Sözcüsü Victoria Nuland’dan ha bire tavsiye aldığı bütün dünyanın malumu. Ve Sisi işbaşına geldiği günden beri de, Mısır’da bir gün olsun, sükûnet yaşanmadı. Despot yönetimin bütün baskılarına ve halka uygulanan acımasız idam ve hapis cezalarına rağmen… Nitekim darbeyle devrilen eski Cumhurbaşkanı Mursi de, uyduruk suçlamalardan idamla yargılanırken hapishanede hayatını kaybetti. Fakat es-Sisi, İsrail’le iyi geçinmenin ve ABD’nin nasihatlerini dinlemenin karşılığı olarak, iktidar koltuğunda şimdilik oturuyor. Ne zamana kadar? Orası belli değil. Ama Mısır halkının sabrı ve tahammülü çoktan tükenmiş bulunuyor.
Şimdi bu şartlar içindeki es-Sisi, yukarıda işaret ettiğimiz bölgesel ve küresel güçlerin yönlendirmesiyle, Libya’da korkunç neticeler doğurabilecek bir serüvene girişme işaretlerini veriyor. Birkaç gün önce Libya sınırındaki hava birliklerini ziyaret ederken, hâlihazırda Hafter’in kontrolünde bulunan Sirte ve Cufra cephe hatlarının, Mısır açısından kırmızı çizgi olduğunu söyledi. Yani demeye getiriyor ki, meşru Libya ordusunun buralara girmesi hâlinde müdahale ederiz!.. Elbette bu tehdit derhâl Libya Parlamentosu tarafından doğru okundu ve çok sert tepki verildi. Es-Sisi’nin teftişi sırasında tehditler savurduğu o Mısır Hava Kuvvetleri, ne yazık ki, 1967 savaşında daha bir tek uçak kaldıramadan İsrail tarafından büyük oranda yerde tahrip edilmişti!.. Mısır için çok büyük bir kara leke olan bu hadiseyi, es-Sisi ve onun gibi maceracı tipler, nasıl hazmediyor da, bugün ABD ve İsrail’in dümen suyunda; BAE ve S. Arabistan’ın ianeleriyle şuursuz bir politik maceraya atılıyor?
Evet, es-Sisi ve şürekâsı Arap âleminin en önemli ülkesini çok tehlikeli bir yerlere doğru sürüklüyor. Ve ne yazık ki, mevcut ortamda bu ahmakça politikalardan onları vazgeçirecek birileri de yok. Mısır’ın sebepsiz ve saçma bir şekilde Türkiye’ye karşı takındığı hasmane tutum, iki ülkenin menfaatlerini ciddi biçimde haleldar ediyor. Gelgelelim es-Sisi gibi kıt görüşlüler vahametin farkında değil.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
614113 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/ismail-kapan/614113.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT