BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Batı bu kibriyle kırılacak!..

“Batı Kampı” istiyor ki Türkiye bağımsız ve muktedir bir devlet gibi hareket etmesin… Kendisinden ne istenirse veya tarafına ne telkin edilirse, itiraz etmeden kabul etsin! Bayanlar baylar öyle olmayacak!..
 
 
Beyaz Saray'ı terk etmemek için umutsuzca çırpınan “Topal Ördek” Trump’ın koltukta kalabilen birkaç bakanından Mike Pompeo, daha çok şahsı için gelecek döneme yatırım yapmak maksadıyla, giderayak yedi sekiz ülkeyi dolaştı. Son derece gereksiz ve nezaketsiz gezisinin kime ne faydası oldu, tartışmaya açık bir konu… Türkiye, en başından böyle bir geziyi tasvip etmediği için, İstanbul’a da gelen Pompeo’ya devlet ricalinden kimse randevu vermedi. Şüphesiz kendisi bundan çok ama çok alındı. Fransa’da, İsrail’de, S. Arabistan ve BAE’de gördüğü itibarı Türkiye’de görmemek, mutlaka çok ağırına gitmiştir değil mi? Yakın gelecekte siyasi meyvelerini devşirmek üzere, Yahudi ve Rum Lobilerini memnun etmek adına her şeyi yapan Bay Pompeo, bakanlığının son günlerinde Türkiye’yi hedef almak için her fırsatı değerlendiriyor… Son olarak NATO Dışişleri Bakanları toplantısında, olabildiğince Türkiye’ye yüklendi. Türkiye’yi eskisi gibi sadık ve güvenilir müttefik olmamakla suçlamaya kalkıştı. S-400 Hava Savunma Sistemini satın alarak, âdeta Kremlin’i ödüllendirdiğini iddia etti, vs. vs... Tabiatıyla diplomatik sınırları zorlayan bu sataşmaya, Dışişleri Bakanımız Mevlût Çavuşoğlu, hak ettiği cevabı çok net bir şekilde verdi. Bu noktada bir sıkıntı yok. Fakat Batı Kampının Türkiye’ye karşı takındığı kibirli tavır, her yönüyle can sıkıcı…
Zira “Batı Kampı”, Türkiye’nin bağımsız ve muktedir bir devlet gibi hareket etmesini hazmedemiyor. Ne kendi millî menfaatlerini koruyan politikalarına, ne yanı başındaki komşularının haleldar olan haklarına sahip çıkmasına ve ne de dünyadaki mazlumların daha fazla ezilmemesi için ortaya koyduğu gayretlere asla tahammül edemiyor… Kısacası Batı Kampı diyor ki; Afganistan’ı işgal edip yirmi yıl boyunca kan ve ateşe boğalım, taş taş üstünde bırakmayalım. Kaç tane Afgan vatandaşın öldüğü hiç mühim değil. Zaten esir aldıklarımızın sayısı çok olup araçlara sığmayınca, fazlalıkları oracıkta öldürüyoruz!.. Aynı şekilde Irak’ta, otuz yılda en az üç milyon insanın (Bunların bir milyonu çocuk…) öldürülmesi veya ilaçsızlık yahut gıdasızlıktan ölmesi de önemli değil. Türkiye sakın karşı bir tavır almasın. Suriye’yi en az üç parçaya bölelim ve orada İsrail’e kalkan olacak bir terör devletçiği de kurduralım. Libya’yı keza en az üçe bölelim, böylece tabii zenginliklerine rahatlıkla el koyalım. Doğu Akdeniz’de, kendisinin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin haklarını filan korumak adına, Türkiye zinhar sesini çıkarmasın…
“Topal Ördek”in bakanı Pompeo, patronları adına bunu söylüyor… Kendisini horoz sanan civciv Macron, bu mealde ötüyor!.. Bütün bu küstahlıkları daha çarpıcı biçimde anlatmak için argo dilinde çok güçlü ifadeler var. Ancak bu köşenin nezahetine uygun düşmeyeceği için, sükûnetimizi koruyarak o sivri ifadeleri kullanmıyoruz. Şu küstahlığa bakar mısınız?.. Azerbaycan toprakları Ermenistan tarafından işgal ediliyor ve bir milyon insan oradan sürülüyor. Otuz yıl boyunca kimsenin yani Minsk Grubu ve benzeri kuruluşların gıkı çıkmıyor. Nihayet Azerbaycan, bileğinin hakkıyla kendi topraklarını işgalden kurtarıyor. Türkiye de bu haklı davasında, kardeş ülkenin yanında duruyor. Vay sen misin bunu yapan!.. Kendisini dev aynasında gören cüce Macron, Türkiye’nin cezalandırılması için bir AB’ye bir ABD’ye koşuyor! Paris’e giden Mike Pompeo, Türkiye yolunda iken küstahça laflar ediyor. Macron’la bu meseleyi konuştuklarını ve Türkiye’nin yanlış yaptığını söylüyor. Aynı Macron, Doğu Akdeniz’de kendi başına bir adım atmaya kalktığında, neler olabileceğini gördü ve derhâl geri bastı… Zira Türkiye kendi millî menfaatleri adına, her şeyi göze almaya her zaman hazırdı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bizzat ifade ettiği üzere, onlar da böyle bir şeyi göze alabilecekler miydi?
“Batı Kampı”nın şunu iyi anlaması ve kabul etmesi gerekiyor: Türkiye ile siyasi ilişkiler, eşit ve adil biçimde, egemen iki taraf arasındaki saygı esası ve hakkaniyetin gözetilmesiyle birlikte yürüyebilir. Yani Türkiye’den her istenileni itiraz etmeden yerine getirmesini, sömürgeci; buyurgan telkinlere karşı teslimiyet içine girmesini beklemek gibi bir ham hayalden artık vazgeçsinler. Aksi hâlde “Batı Kampı” mevcut kibriyle daha fazla gidemez, kırılıp dökülür! Unutmasınlar yeni bir dünya düzeni kuruluyor. Yani eski çamlar bardak oldu ve köprülerin altından da çok sular aktı. Bu gerçeği, Karabağ hakkında son derece aptalca bir karar alan Fransız ulusal Meclisi’ne de anlatsınlar...
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
616515 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/ismail-kapan/616515.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT