BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Nikol Paşinyan bu defa perişanyan!..

Ermenistan’da hüsranla biten saldırgan politikaların bedelini birilerinin ödemesi gerekiyor! Ordusu ile hükûmeti arasında bu raddeye gelen didişme ve sürtüşmenin sonu nereye varır sizce?..
 
 
Aslına bakarsanız, Sovyetler Birliği’nin dağıldığı günden beri, Ermenistan daimî bir anaforun içinde… Bir taraftan ara sıra katliamlara da yol açan (1999 Ekim’inde, Başbakan Vazgen Sarkisyan ve Meclis Başkanı Karen Demirciyan’ın da öldürüldüğü kanlı parlamento baskını) siyasi güç mücadeleleri. Diğer taraftan komşularına karşı saldırgan dış politikada ısrar. (Yeni savaşlar yeni topraklar doktrini…) Ve bunların gölgesinde, iyice dibe vuran bir ekonomi… O kadar ki, ülke nüfusunun önemli bir kısmı açlık sınırında yaşıyor! Bir yandan gittikçe perçinlenen Rus nüfuzu, diğer yandan belli birkaç ailenin arasında el değiştiren siyasi yönetimleri sürekli şekilde baskılayan, yönlendiren, güdümlü politikalara mahkûm eden diasporanın tahakkümü… Bu tablo, Ermenistan’ın normal bir egemen devlet olmadığının özetidir. Ermenistan’da bugün için siyasi gücü elinde bulunduran Nikol Paşinyan, yukarıdaki tablonun tabii bir ürünü… Siyasi kariyerini sokak eylemleriyle pekiştiren bir figür! Son 20 senede, Paşinyan sabıkalı bir organizatör olarak, ismini hep sokak eylemleriyle duyurdu. Tabii sokak gösterileriyle birlikte gelen yakalanma, tutuklanma ve hapis yatma tecrübesi… 2018 Nisan’ında, Paşinyan, bugünküne benzer sokak eylemleriyle, 1993’te Yukarı Karabağ’da, Ermeni çetelerinin komutanı sıfatıyla Hocalı soykırımını yapmış olan ve bundan dolayı kendisine madalya verilen, Başbakan Serj Sarkisyan’ı devirip koltuğuna oturmayı başarmıştı… Aynı kişi, bu defa kendisine başkaldıran orduya karşı, elinde megafonla, sokakları arşınlayarak koltuğunu korumaya çalışıyor. Gelgelelim Nikol Paşinyan bu defa gerçekten perişan… Karabağ’da savaşın rengi değiştiğinde, yine bu köşede (10 Ekim 2020), Paşinyan’ın Azerbaycan topraklarına ahmakça saldırmaktan şimdi çok pişman olduğunu, ama artık geri dönüşün olmadığını yazmıştık…
Gelinen noktada Paşinyan’ın sonu, ya kendisinin Robert Koçaryan’a yaptığı gibi hapse atılmak, ya sürgün edilmek veyahut 1999’da Vazgen Serkisyan’a olduğu gibi kurşun… Bu kaçınılmaz çünkü Ermenistan’da, sonu hüsranla biten saldırgan politikaların bedelini birilerinin ödemesi gerekiyor… Paşinyan üç sene önce Ermenistan’da “karanfil devriminin” lideri sayılıyordu. Ama bilinmeli ki, Rusya’ya karşı, Güney Kafkasya’da renkli devrimlere öncülük yapan hiçbir politikacının sonu iyi olmadı. Ukrayna’da Viktor Yuşçenko, Gürcistan’da Mihail Saakaşvili… Paşinyan’ın da böyle bir hava ile Ermenistan’da iktidara gelmesi Rusya’nın hiç hoşuna gitmemişti. O yüzden son Karabağ savaşında, kendisine mesafeli davrandı ve tabir yerinde ise boyunun ölçüsünü aldırdı. Şayet iki gün daha savaş devam etseydi, Azerbaycan Ordusu Hankendi de dâhil, Karabağ’ın tamamını ele geçirecekti. Ne var ki, tam zamanında Putin kontrolü ele aldı ve Ermeni Ordusunun topyekûn bozguna uğramasını önleyerek, hem Avrupa’ya yanaşmak niyetindeki Paşinyan’ı hem de Ermenistan’ı bir kere daha hizaya soktu… Ermenistan’ın uğradığı hezimeti hazmetmesi kolay olmayacak. Hezimetin baş sorumlusu olan Paşinyan, topu başkalarına atmaya çalışıyor. Lakin bundan yakayı sıyıramayacak. Hele hele ordu komutanlarıyla girdiği son sürtüşmede, karşılıklı olarak ortaya dökülen kirli çamaşırlar, Paşinyan’ı büsbütün köşeye sıkıştırmıştır. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in ifadesiyle, Ermenistan Yönetimi derin buhran içinde ve acınası hâlde…
Bu arada, meselenin Azerbaycan’ı ilgilendiren tarafına çok dikkat etmek gerekiyor… Azerbaycan Ordusunun kazandığı kesin zafer, Karabağ meselesinin ancak yarısını halletmiştir. Yarısı hâlâ çözüm beklemekte… Bu sebeple Azerbaycan hiç rehavete ve gevşekliğe kapılmadan, her zamankinden daha çok çalışarak hem siyasi ve diplomatik arenada hem askerî alanda haklarını savunmalı ve Ermenistan’a gerekli diyeti ödetmelidir. Hem savaş tazminatı hem de işlediği insanlık suçları bakımından, Ermenistan’ın ödemesi gereken milyarlarca dolarlık bir fatura var. Bütün mesele bu faturanın bedelini tam olarak tahsil etmek… Bunu da, Rusya ile dikkatli bir politik denge içinde ve Türkiye ile daha sıkı iş birliği ve dayanışmayla sağlaması mümkün olabilir. Hâsılı Azerbaycan’ın Karabağ konusunda siyasi, askerî ve ekonomik bakımdan seferber olması gerekiyor. Ve Azerbaycan, 1990’lı yılların başında olduğu gibi, bir kere daha hazırlıksız yakalanmamalı. Burada dikkat edilecek asıl husus Rusya’nın muhtemel bir atraksiyonudur… Yoksa Ermenistan’ın Azerbaycan'la başa çıkması artık mümkün değil. Bunun da altını çizelim…
Evet, Ermenistan fokur fokur kaynıyor. Paşinyan şimdilik yine sokağı ve muhtemel erken seçim kozunu kullanarak, kendisini devirmek isteyen cenaha karşı, ilk tehlikeyi belki savuşturabilir. Fakat devamının nasıl geleceği hiç belli değil… Zira her an her şey olabilir!
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
617786 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/ismail-kapan/617786.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT