BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Tunus, kıvılcımın çaktığı ilk yer...

“Arap Baharı” diye takdim ettiler velakin kazın ayağı hiç de öyle değildi. Tunus isyan dalgasını en hafif atlatan ülke olmuştu. Aradan on bir buçuk sene geçti ancak ülke yeniden diken üstünde!..
 
 
Tunus ne zaman gün yüzü gördü ki! 19. asrın son çeyreği ve 20. yüzyılın ilk yarısını Fransız işgali altında geçirdi… 1956’da bağımsızlığını kazandıktan sonra da, Habib Burgiba’nın otoriter yönetimi altında tam otuz yıl (1957-1987) geçirdi. 1987’de, bu defa yaşlı Burgiba’yı deviren Zeynelabidin Bin Ali, 24 yıl sürecek dikta yönetimini kurdu… Derken 18 Aralık 2010 tarihinde çok farklı bir gelişme baş gösterdi. Mühendis olduğu hâlde, işsizlikten dolayı seyyar satıcılık yapan Muhammed Ebuazizi isimli bir genç, kadın belediye zabıtanın yüzüne tokat atmasını hazmedemeyip kendisini ateşe verip intihar etti. Bunun üzerine ülke bir anda karıştı ve sokak eylemleri kontrol edilemez oldu. Bin Ali’nin demir yumruk yönetiminin de sonu geldi. 14 Ocak 2011 günü, ailesiyle birlikte Suudi Arabistan’a kaçtı. Tunus sokaklarında başlayan kıvılcımlar bir anda Arap dünyasını sardı. Buradan Mısır’a, Yemen’e Cezayir ve Ürdün’e sıçradı. Ama bu ateş en feci şekilde Suriye’yi yakacaktı… Tunus diktatörü Bin Ali’den hemen sonra, 30 yıldır Mısır’ı askerî vesayetle yöneten Hüsnü Mübarek de koltuğunu kaybedecekti. 25 Ocak 2011’de Kahire meydanında başlayan ve çok kanlı geçen sokak hareketlerine, Mübarek yönetimi ancak on beş gün dayanabildi. 11 Şubat günü Hüsnü Mübarek, iktidardan çekilmek zorunda kaldı. Mısır’daki isyan, Tunus’a göre çok daha şiddetli ve kanlı biçimde cereyan etti. Tunus’un her şeye rağmen, sokak gösterilerinde şiddet dozunu daha düşük tutabilmesi ve kısa zaman içinde toparlanıp meşru bir yönetimi şekillendirmek için ortaya koyduğu gayretler, Arap dünyası için bir model olabilir miydi? Bu konuda Tunus’taki en büyük siyasi teşekkül olan Nahda Hareketi'nin bütün gayretlerine ve verdiği tavizlere rağmen netice beklendiği gibi olmadı, olmuyor!..
Mısır’da “Müslüman Kardeşler” hareketinin verdiği siyasi tavizler, iktidarda kalmasına kesinlikle yetmemişti. İlk defa Mısır halkının oylarıyla ve gerçek bir seçimle işbaşına gelen Muhammed Mursi, birinci yılın sonunda askerî darbeyle alaşağı edilmiş ve hapse atılmıştı. Mursi ne yazık ki, doğru dürüst yargılanma fırsatı bile bulamadığı o hapishaneden canlı çıkamayacaktı… Bütün bu olaylar, Tunus’ta Nahda Hareketi'ni kendi siyasi hak ve taleplerinden çok fazla taviz vermeye icbar etti. 2010 yılında, “Ekmek, onur ve özgürlük” sloganlarıyla başlayan isyan eski dikta yönetimini yıkmayı başarmıştı. Ama geçen bunca yıllara rağmen, ülkede siyasi çalkantılar bir türlü bitmedi. Ve şimdi Tunus yepyeni bir kaosun eşiğine gelmiş durumda…
23 Ekim 2019 tarihinde, bağımsız aday olarak Tunus Cumhurbaşkanı seçilen hukuk profesörü Kays Said, hukuk kavramıyla asla bağdaşmayacak radikal bir adım attı. Anayasa ve kanunlarda kendisine böyle bir yetki verilmediği hâlde, Meclisin faaliyetlerini askıya aldı. Başbakan Hişam el Meşişî başkanlığındaki hükûmeti de görevden aldı. Bu arada başsavcılık görevini de üstlendiğini ilan etti. Anlayacağınız güya hukuk profesörü olan bu kişi, kanunsuz bir şekilde yürütme ve yargıyı üzerine almış, yasama organının da çalışmasına set çekmiş durumda. Kendisine göre gerekçesi de şu: Ülkenin içinden geçtiği olağanüstü şartlar, yağma, yolsuzluk ve diğer olumsuzluklar… Yolsuzluk, Arap dünyasında sonu gelmeyen bir hikâyedir! Kays Said de bu yolsuzluk dosyalarını bizzat açmak için başsavcılık görevini üstlenmiş!
Evet, Tunus’u çok zor günler bekliyor. Ülkedeki en önemli siyasi kişilik olan, Nahda Hareketi'nin lideri ve aynı zamanda Meclsi Başkanı Raşid Gannuşi, halka demokrasi ve hukuk için barışçı yollardan mücadele etmesi çağrısında bulundu... Bu satırların yazıldığı sırada Gannuşi, içeri sokulmadığı parlamento binasının önünde beklemeye devam ediyordu…
Bakalım bu olaylar Tunus’u nereye doğru sevk edecek? Kays Said’in arkasındaki esas güç kimdir? Nereye kadar destek verecektir? O destek Said’e yetecek midir?.. Gelen haber ve yorumlarda, Cumhurbaşkanı eliyle sahneye konulan darbenin arkasında Fransa ve Birleşik Arap Emirliklerinin yer aldığı dillendiriliyor… Türkiye, Tunus’taki bu sivil(!) darbeye çok sert tepki gösterdi ve bir an evvel normal düzene geçilmesi gerektiğini belirtti. Kendisi de çok zor bir dönemden geçen, Tunus’un sınır komşusu Libya’nın Devlet Konseyi Başkanı Halid el Mişrî de darbeye şiddetli tepki gösterdi... Umarız kardeş Tunus halkı, ülkesinin daha fazla zarar görmesine meydan vermeden siyasi buhranı sona erdirir!..
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
619922 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/ismail-kapan/619922.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT