Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Müzakere mi, muharebe mi?..
0:00 0:00
1x
a- | +A

Hürmüz Boğazı, jeopolitik konumunun en fazla daraldığı bölgedeki gibi, küresel ekonominin boğazına da düğüm atmış vaziyette… Bu düğüm nasıl çözülecek? Diplomatik müzakereyle mi, muharebe ile mi?

ABD ile İran arasındaki ateşkesin bitmesine saatler kaldı… Şiddetli hava bombardımanının on beş günlük geçici ateşkes ile durdurulması, bölgesel barış ve küresel ekonomi için bir ümit ışığı olmuştu. Ancak Pakistan’da yapılan görüşmelerde beklenen sonuç çıkmayınca, durum tekrar bir belirsizliğe büründü. Ne yazık ki, savaş tamtamları yeniden çalmaya başladı. ABD ve İran cenahları, karşılıklı olarak diplomatik salvolara devam ediyor. Kimi zaman tehditkâr kimi zaman uzlaşmaya daha yakın bir dil ile birbirlerine ha bire göndermede bulunuyorlar. Bu arada en fazla karışık sinyallerin geldiği adres olarak, hiç tereddütsüz Donald Trump sahneden inmedi. Birkaç saatlik zaman diliminde tam yedi kere farklı muhtevalı açıklamalar yaptı!.. Şüphesiz Trump adına bu hiç şaşırtıcı bir şey değildi. Ama dünya sulhu adına da bir faydası olmadığı gibi büyük zararı dokunuyor. Trump bizatihi dünya için bir problem… Onun körüklediği gerilimin durumuna göre, bir altın fiyatları bir petrol fiyatları dalgalanmaya devam ediyor. Gelgelelim bu gel-gitlerin küresel piyasalara etkisi oldukça yıkıcı. ABD ile İran arasında, Hürmüz Boğazı’ndan geçiş düzeni için birtakım gizli kapaklı görüşmelerin de yapıldığına dair rivayetler dolaşıyor. Donald Trump’ın daha önce yaptığı; “İran ile Hürmüz Boğaz’ı gelirini paylaşabiliriz…” mealindeki beyanı bu şüpheleri destekler mahiyette. Vâkıâ İran, Hürmüz Boğazı'nı kapatma ve bilahare kontrolü altında bir geçiş düzeni kurma teşebbüsünde. İsrail’in Lübnan saldırılarını gerekçe göstererek, ateşkes olanı kadar kapatma fiilini sürdürüyordu. İsrail-Lübnan ateşkesi on gün gibi kısa süreliğine de olsa, İran’ın Hürmüz’ü açma manevrası için geçerli bir bahane oldu. Fakat bu da çok kısa sürdü. Çünkü Trump, bir taraftan İran’ın Hürmüz’ü tekrar açmasına alkış tutarken diğer yandan ablukayı sürdürecekleri gibi saçma sapan bir yola başvuruyordu. Hâl böyle olunca İran da karşılık vermek için Hürmüz’ü yeniden kapatma yoluna gitti… İşte böyle bir keşmekeş içinde, Basra Körfezi’ndeki gemiler, Hürmüz Boğazı'ndan emniyetli şekilde geçiş yapabilecekleri günü bekliyor…

Trump, İran’ı görüşme masasına oturtmak için tehdit üstüne tehdit savuruyordu. İran medeniyetini bir gecede yok edeceklerini filan üfürüyordu. Ancak tehditlerin mühleti dolmadan saatler önce, geçici ateşkes kararı çıktı ve yukarıda bahsini ettiğimiz gelişmeler yaşandı. Şimdi aynı Trump yine ipe sapa gelmez tehditlerle, İran’ı belli adımlar atmaya zorlamaya çalışıyor. Enerji altyapısını imha etmekten dem vuruyor önceki gibi. Lakin İran bu tehditlere hemen boyun eğecek bir ülke de değil. Bu satırlar yazılırken İran tarafından gelen açıklamaya göre, müzakere masasına dönmek olumlu olarak değerlendiriliyordu. Bakalım arkası nasıl gelecek? Zira bütün bu çelişkili beyanlar ortalıkta dolaşırken, ABD cenahı her zamanki gibi üst perdeden tehditler savurmayı bırakmıyor. Burada Trump’ın “BEN KAZANDIM…” diyebilmek için bir argümana ihtiyacı var. İran tarafı ise geçmişte maruz kaldığı saldırıların hesabını kapatmadığını ihsas ediyor. İran Dışişleri Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD’nin diplomasiye yönelik tekrarladığı ihanetleri unutmayacaklarını söyledi mesela… Bekayi bu sözlerle, daha önce Umman’ın ara buluculuğunda görüşmeler sürerken, ABD ve İsrail’in, iki defa müzakerelerin devamına rağmen İran’a yapılan saldırıları kastediyor. Bu arada ABD tarafı Hürmüz ablukasının devam ettirildiğini de hatırlatıyor. Şu kadar ki, ABD, Boğaz’ı geçmeye çalışan İran kargo gemisini de vurdu ve el koydu. Tahran rejimi de buna misilleme olarak ABD unsurlarına saldırılar gerçekleştirdi. Bütün bu çatışmalara rağmen, Trump, her zamanki güven vermeyen sözleriyle, iki taraf arasında bugün (dün) anlaşma imzalanacağını söylüyor ki, hakikaten izaha muhtaç bir durum.

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı, Hürmüz Boğazı meselesini çatışma ortamının merkezine taşıdı… İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı M. Rıza Arif şu noktaya dikkat çekiyor: “Hürmüz Boğazı’nın güvenliği bedelsiz değildir. İran’ın petrol ihracatını kısıtlayıp, başkaları için ücretsiz güvenlik beklenemez.” İran Meclisi Dış Politika Komisyonu Başkanı İbrahim Azizi de şunu ilave ediyor: “Washington Hürmüz Boğazı’ndaki yeni geçiş düzenini kabul etmelidir…” Görülüyor ki, nükleer program sebebiyle büyük tazyiklere maruz kalan İran, bir taraftan bombardıman sebebiyle ülkede meydana gelen yıkım için tazminat talep ederken bir yandan da Hürmüz Boğazı’nın geçişlerinden yeni gelir elde etmeye çalışıyor. Müzakere masasına bu hususları taşıyor. Bakalım bu talepler ABD tarafından ne kadar dikkate alınacak? Trump’ın bu hususla ilgili yukarıda bahsini ettiğimiz sözlerine bakılırsa, belki bir noktada esnekliğin mümkün olabileceği de ihtimalden uzak değil…

Belirsizliklerle dolu bu ortama, Rusya’nın bakışı kısaca şöyle. Kremlin Sözcüsü Dmitry Peskov şunları söyledi: “Hürmüz Boğazı’ndaki durum son derece kırılgan ve tahmin edilemez mahiyette… Ancak buna rağmen müzakere sürecinin devam edeceğini ve şiddet muhtevalı senaryolardan kaçınılacağını umuyoruz.” Evet, Hürmüz Boğazı başta olmak üzere, ABD ile İran arasındaki (Tabii İsrail’i de hiç unutmadan…) aktüel bütün anlaşmazlıkların bir şekilde giderilmesi, diplomatik müzakerelerle mümkün olabilecek midir? Yoksa Orta Doğu Bölgesi yeniden muharebe ortamına mı sürüklenecektir? Şu saat itibarıyla belirsizlik ve endişe hüküm sürüyor. Bakalım ateşkes süresi bitmeden nasıl bir gelişme baş gösterecek?..

İsmail Kapan'ın önceki yazıları...