BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

İhtikâr nedir, muhtekir-sahtekâr kimdir?..

 
Eskiden günlük dilde çok yaygın kullanılan bazı terimler, tamamen unutulmaya yüz tutmuş durumda… Günümüzde karaborsacılık, vurgunculuk, istifçilik deyimleri öne çıktığı için, ihtikâr kavramı pek telaffuz edilmiyor…
 
 
Dolar aşırı yükseldi diye mesela ayçiçek yağının fiyatı nasıl oluyor da üç ay içinde üçe katlanıyor? Ayçiçek yağı sadece bir örnek. Sayısız örnek verilebilir elbet. Ama gerek yok, marketlere giden vatandaş durumu bizzat yaşıyor zaten!.. Son birkaç yıldır, özellikle temel gıda maddelerinin alım-satımında vurgunculuk, karaborsacılık, istifçilik velhasıl kötü niyetle ve fırsatçılıkla, haksız kazanç sağlayan kişilere dönük ciddi bir sosyal tepki yaşanıyor… Bu tepki müşahhas olarak, eski tabirle muhtekirlere yani ticarette dürüstlüğü, kanaatkârlığı bırakıp, sahtekârlık yapanlara karşı çeşitli yollarla ortaya konuyor. Devlet tarafından hukuki mahiyette ve toplum cenahından da ahlâkî boyutta, zaman zaman çok dikkat çekici biçimde sert reaksiyonlar yükseliyor… Ancak kanunla ve ceza vermekle her şey yoluna girmiyor, giremiyor. İnanca, hukuka, örfe velhasıl bütün değerlere karşı gelmeyi itiyat edinmiş kişilerin başına birer polis dikseniz de, başa çıkmanız mümkün değil. İnsanı öncelikle kendi vicdanı hizaya sokar. Vicdan meselesinde sıkıntısı olan her türlü hukuki ve sosyal yaptırıma maruz kalsa da ıslah olması zor… Şahsi menfaat için topluma zarar vermeyi göze almış kişi-kişiler, çok tehlikeli varlıklar anlayacağınız. Her şeye rağmen bu türden insanların vereceği zararı önlemek için de yeni tedbirler elbette alınacaktır, alınmalıdır. Açıkçası muhtekirlere, sahtekârlara meydan verilmemelidir.
Peki, ihtikâr ne demek? Kimdir muhtekir? TDV İslâm Ansiklopedisinde ihtikârla ilgili uzunca bir madde var. Yerimizin müsaade ettiği kadarıyla küçük bir özet yapalım. Sözlükte “hakkını yemek,  kötü davranmak, kıtlaştırmak, tedavülden çekmek, istiflemek, tekeline almak anlamındaki (hakr) kökünden türeyen ihtikâr; ticaret malını pahalılaşması gayesiyle istifleyip piyasaya arzını geciktirmek" manasına gelmektedir. Aynı kökten gelen (hükr) ve (hükre) kelimeleri de, ihtikâr anlamında kullanılmaktadır. İhtikâr yapana muhtekir (hakir, hakkâr) denir. İhtikâr sırf istifçilik anlamındaki iddihar ya da ihtizan ve sırf tekelcilik manasına gelen (inhisar) kelimelerine nispetle daha geniş bir anlama sahiptir. Hukuki mahiyeti ve sonuçları hakkında fakihler ve mezhepler arasında ortaya çıkan görüş ayrılığı, ihtikârın fıkıh terminolojisindeki tanımında bazı farklılıklara yol açmıştır. Meselâ; Hanefi âlimlerinden Kâsânî; ihtikârı “gıda maddesinin şehirden veya küçük yerleşim merkezlerinin yakın çevresinden satın alınıp bekletilmesi ve böylece bölge halkına zarar verilmesi” şeklinde izah eder. Abdullah bin Muhammed el-Mevsilî, “temel yiyecek maddelerinin şehrin piyasasından veya onu besleyen bölgelerden satın alınıp, pahalılaşıncaya kadar stoklanması” olarak tarif etmekte, ayırıcı vasıf olarak kamu zararının esas alınacağını belirtmekte. Şafii kaynaklarında ihtikâr; “dayanıklı temel yiyecek maddelerinin ve benzerlerinin piyasasının yükselmeye başladığı bir sırada satın alınıp, fiyatlar iyice arttığında satmak için istiflenmesi” şeklinde tarif edilir. Evet, karaborsacılık, istifçilik, vurgunculuk ve tekelcilik manasında bir terim olan ihtikârın hükmü, süresi, ihtikârı yasak olan mallar, ihtikârın yasak olduğu mekânlar, mal depolamasına ruhsat verilen meslek erbabı, ihtikâra karşı tedbirler ve muhtekirlere uygulanan müeyyideler konusunda İslâm Hukukunda sayısız hüküm ve fetvalar var. İlgi duyanlar elbet muteber kaynaklardan okuyup daha geniş malumat sahibi olabilir…
Gazete sütunu çerçevesinde, mevzulara derinlemesine dalmak mümkün olmuyor ne yazık ki. Esasen böyle zamanlarda her gün medya organlarında sıkça haber ve yorumlar eksik olmuyor. Önemli olan vatandaşın muhtekirlere-spekülatörlere, vurgunculara, istifçilere karşı ne oranda bir bilince sahip olduğudur. Toplumun geneli itibarıyla bir dikkat ve şuur mevcut olursa, tabii ki vurguncular istedikleri gibi vurgun yapamazlar!.. Bu noktada devlet vatandaş iş birliği büyük önem arz ediyor. Son günlerdeki çalkantılar sebebiyle, piyasada neler olup bittiğine dair, bugün gazetemizin haber sayfalarında dikkat çekici bilgiler var. Dileyelim ki böyle durumlar geçici olsun ve fazla da uzun sürmesin… Piyasalar normal düzeninde işleyiversin. Şunu hiç unutmayalım ki, vurgunculuk ve istifçiliğin sonu yoktur. Haksız kazanç sahibine esasen kaybettirir! Merhum İbrahim Arvas’ın hatıralarında genişçe anlatılır. Harb-i Umumi devrinde, Musul’daki tüccarların gıda maddelerinde yaptığı istifçiliği işaret ederek şöyle der: “Gün gelir bu şekilde istifçilik yapan tüccarların torunları bir ekmeğe dahi muhtaç olur!..” ABD’nin Irak’ı işgali sonrasında yaşanan ibretlik tabloyu görünce, dehşet içinde bu sözü hatırlamıştım… Acaba bugünün vurguncuları gelecekteki nesillerine miras olarak ne bırakıyor?..
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
621660 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/ismail-kapan/621660.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT