BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Biden konuşuyor, Putin şimdilik susuyor!..

Joe Biden daha önce bir soru üzerine, “Putin’in bir katil olduğunu düşünüyorum…” demişti. Son olarak Ukrayna’ya saldırması hâlinde bizzat şahsına yaptırım uygulayacağını söyledi. Gerilim tırmanıyor!..
 
Ukrayna konusunda şu sorunun cevabı tam olarak biliniyor mu? Kim savaştan yana ve kim gerçekten barıştan yana? Bu soruya, sadece Rusya’nın Ukrayna sınırına yaptığı askerî yığınağa veya ABD, AB ve NATO yetkililerinin peş peşe yaptığı açıklamalara bakarak doğru bir cevap vermek mümkün değil…

Daha derin ve daha şümullü bakmak gerekiyor. Amerika, Rusya ve diğerlerinin orta ve uzun vadeli hedefleri ne olabilir? Mesela içeride siyasi itibarı epeyce yerlerde (yüzde otuzlarda) dolaşan ve kasımdaki ara seçimlerde ciddi bir yenilgi alma ihtimali yüksek olan Joe Biden, özel olarak Ukrayna konusunu ve genel olarak Rusya ile ilişkileri nasıl bir çizgide yürütmek istiyor? Şimdiye kadar Putin’e karşı, agresif açıklamalara imza atan ABD Yönetimi, beklediği ölçüde bir karşılık alabildi mi? Mesela Putin’in özel hayatıyla ilgili bazı iddialar, muhalif politikacılara karşı yürüttüğü operasyonlar ve tümüyle politik duruş ve uygulamalarına dair yapılan suçlamalar, nasıl bir etki doğurdu? Daha önce verdiği röportajda, Biden bir soru üzerine, “Putin’in bir katil olduğunu düşünüyorum…” şeklinde ifade kullanmıştı. Putin bu ithama karşı şaşırtıcı biçimde esnek bir tavır sergilemiş ve Biden ile daha iyi ilişkiler kurmak istediğini söylemişti. Enteresan değil mi?
 
ABD Yönetimi hemen her gün, Ukrayna meselesinde Rusya’ya baskı yapma adına bir mesaj veriyor. Daha çok Dışişleri Bakanı Blinken bunu üstleniyor. Biden da her vesileyle aynı noktaya parmak basıyor. Son olarak, Ukrayna’ya karşı saldırgan bir tutum sergilemesi durumunda, bizzat Putin’e karşı yaptırım uygulayacağını seslendirdi. Bu yaptırımın Putin’in şahsi mal varlığını dondurma ve ABD’ye giriş yasağı vs. olduğunu ve pratikte pek fazla bir sonucu olmadığını biliyoruz. Fakat sembolik açıdan bir önemi var şüphesiz…

Peki, bu türden uyarıların Putin’in politik duruşu üzerinde bir etkisi olur mu? Kimse böyle bir şey beklemiyor! Gelgelelim Avrupalı liderler de aynı metodu kullanıyor.

Mesela İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Rusya’nın Ukrayna’da savaşı seçmesi durumunda, birçok askerinin geri dönmeyeceğini yani Rus anaların ağlayacağını belirterek şunları söylüyor: 
“Ukraynalılar ciddi şekilde direnecekler. Direnişlerinin Çeçenistan’daki çatışmaya benzer şekilde inatçı ve kan dolu olacağına inanıyorum…” Johnson’un iki yüz küsur senelik Çeçen mücadelesini Ukrayna ile bir tutması, tarihî olarak doğru değil her şeyden evvel!.. Fakat anlaşılan bu söylemlere devam edecekler. Nitekim Fransa Başkanı Emmanuel Macron ile Almanya Şansölyesi Olaf Scholz’un Berlin’deki görüşmesinde de benzer sesler duyduk…

Macron diyor ki: 
“Rusya’nın saldırgan bir tavır sergilemesi durumunda bunun bedeli ağır olacak…” Alman Şansölyesi de benzer kelimelerle meramını anlatmaya çalışıyor:
“Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü ihlal eden askerî saldırganlığın sonuçları ve çok yüksek bedeli olacağını çok açık bir şekilde belirttik…” Her iki lider de netice olarak şunu diyor:
“Korkulandan farklı bir gelişme olması için katkı sağlamak gerek… Bunun için Rusya ile diyalogdan asla vazgeçmeyeceğiz.” Bu çerçevede Macron yarın Putin’le telefon görüşmesi yapacak.
 
Evet, Batı cenahı daha çok konuşuyor. Buna karşılık Rusya lideri Putin şimdilik sessiz kalmayı tercih ediyor. Ama sahadaki duruma bakarsanız, Rusya daha faal!..

ABD ve AB ile NATO mekanizmasında, Rusya’ya karşı tam bir birlik de mevcut değil. Almanya özellikle ikircikli bir tavır içinde. Bir müddet önce, Alman Deniz Kuvvetlerinden bir amiralin Hindistan’da yaptığı konuşma kariyerini bitirdi…

Kendisi Putin’e anlayış gösterilmesini istemişti!.. Almanya, İngiltere’nin Rusya’ya askerî malzeme göndermek için hava sahasını kullanmasına dahi izin vermedi. Fransa Başkanı Macron ikinci defa seçilebilmek için, bazı hamleler yapmaya çalışıyor.

Ancak şu ana kadar hep gölgede kaldı, bir aktör olarak ön alamadı. Görüldüğü üzere, sadece retorikle uluslararası meselelerde sonuca gitmek mümkün olmuyor. Macron “Hep birlikte teyakkuzdayız. Durum ve gelişmeleri anlık olarak takip ediyoruz ve uygun cevaplar hazırlıyoruz” diyor, ama bu cevapların ne olduğu üç aşağı beş yukarı belli ve Rusya bunlar karşısında tabir yerinde ise tınmıyor.

Mesela; Biden NATO’da görev almak üzere, 8 bin 500 askerin teyakkuza geçirildiğini söylüyor velakin bunların Ukrayna’ya gönderilmesinin söz konusu olmadığını da ekleyiveriyor!.. İşte size durumun özeti.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
622527 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/ismail-kapan/622527.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT