BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Kanayan Yara: Dağlık Karabağ 30 SENELİK HARBİN GERİ DÖNÜŞÜ

Dünden Bugüne
Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci
Facebook
Anadır arzulara her zaman Karabağ/Danışan dil dudağım tar keman Karabağ/Karabağ can Karabağ ana yurdum...
 
Karabağ (Arşah), bugün büyük kısmı Azerbaycan ile Ermenistan arasında; bir kısmı da İran hududu dâhilindeki, takriben 18 bin km2 mesahasında küçücük bir mıntıka. Bunun, Dağlık Karabağ diye anılan 4400 km2’lik bir parçası şimdi dünya ajandasının üstüne oturmuş vaziyettedir.
Arapların Antik Çağ'daki ismine izafeten Arrân dediği mıntıkaya, XI. asırda Selçuklular hâkim oldu ve Oğuzlar yerleşmeye başladı. Buraya coğrafi hususiyetleri sebebiyle Karabağ denildi. Sırasıyla İldenizliler, İlhanlılar, Timurlular, Akkoyunlular ve Safevilerin eline geçti.
1578 senesinde Osmanlı tuğları Karabağ’da dikildi ve Gence-i Karabağ Vilâyeti kuruldu ise de, uzun ömürlü olmadı. 1603’te Safeviler, Karabağ’a hâkim oldular. Ruslar, 1722’de buraya inince, Osmanlılar Karabağ’ı kurtardı. 1747’de müstakil Karabağ Hanlığı kuruldu. 1805’te Karabağ’ı Ruslar işgal etti; 1822’de de hanlık ilga olundu.
 
Karabağ Atı
 
1810’da 25 bin kişinin yaşadığı Karabağ, zengin bir belde idi. Ziraat, küçük el sanatları, bilhassa ipekçilik, dokumacılık ve demircilik inkişaf etmişti. Bu sebeple giderek artan nüfusun üçte biri Ermeni idi. Bunlar, Osmanlı-Rus ve Osmanlı-İran harbleri esnasında buraya göç edip yerleşmişti. Karabağ, bir at cinsinin de vatanıdır.
1905 senesinde, mıntıkadaki Azerilerle Ermeniler arasında çatışmalar çıktı. 1917 Bolşevik İhtilali ardından, Anadolu’daki tehcir ve katliamlardan kaçan Ermenilerin de hicreti ile nüfus dengesi iyice bozuldu. Osmanlı kuvvetleri 25 Eylül 1918’de Karabağ’a girdiyse de, 30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi üzerine geri çekildi. İngilizlerin işgal ettiği Karabağ, mıntıkada kurulan üç hür devletten biri Azerbaycan’a dâhil edildi. (Diğerleri Gürcistan ve Ermenistan idi.)
 
Standart Bolşevik Şablonu
 
1920’de Moskova, Türk subaylar vasıtasıyla Azerbaycan hükûmetini devirip, iktidara Bolşevikleri getirdi. Sonra da Kızıl Ordu, bu yeni hükûmetin daveti üzerine 26 Nisan 1920’de Azerbaycan’ı işgal etti. Evvela mahalli bir ihtilal konseyi kurup işçi isyanları tertipleyerek, Kızıl Ordu’dan yardım istemek (mesela Macaristan-1956, Çekoslovakya-1968, Afganistan-1979), standart Bolşevik şablonudur. Ankara, mıntıkada İngilizler yerine, müttefiki olan Sovyetlerin hâkimiyetini destekliyordu. Böylece Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan, Moskova’nın eline düştü.
Lenin, Azerileri hoş tutmak için, 24 Temmuz 1923’te Azerbaycan’a bağlı Dağlık Karabağ Muhtar Oblastı’nı kurdu. Karabağ’a otonomi tanınmasının esas maksadı, Ermenistan’la arasında Kürtlerin yaşadığı bu mıntıkada, Ermenilerin varlığını emniyet altına almaktı. Bu tarihte Karabağ’ın 160 bin kişilik nüfusunun %80’den fazlası Ermeni, geri kalanı da Caferî Türk ile Şâfiî ve Yezidî Kürt idi. (Ardından mıntıkada Sünni Kürtlerin çoğu Orta Asya’ya sürüldü. 1923’te 278 bin olan Kürt nüfusu, şimdi 13 bindir.)
 
Kim evvel?
 
Ermenistan, Dağlık Karabağ’da hak iddiasından hiç vazgeçmedi. Stalin ölünce, Ermenilere cesaret gelip; halkların haklarına mülayim bakan Kruşçev’e müracaat ederek, Dağlık Karabağ’ın ya Ermenistan’a, ya da Rusya’ya bağlanmasını istediler. Moskova cevap vermedi. Ermenilere göre, milattan evvel VII. asırdan beri bu beldede idiler. Azerilere göre ise, Ermeniler, Tesalya’dan Anadolu’ya gelip yerleşmiş bir halk; dolayısıyla Karabağ’ın hakiki sahipleri kendileri idi.
Ağustos 1967’de bir Ermeni çocuğunun öldürülmesi ve Azerbaycan’ın kâtile ceza vermekten kaçınması üzerine, maktulün ailesi, kâtili öldürdü. Ortalık karıştı. Kızıl Ordu müdahale etti. 1977 tarihli Sovyet Anayasası, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan’a aidiyetini teyit etti. Sovyetlerin âdetiydi; bir birine, bir ötekine göz kırpar; sonra bunları birbirine düşürüp seyrederdi.
 
Kıvılcımdan yangına
 
1 Aralık 1987’de nüfusun ekseriyeti Ermeni olan Çardaklı’da valinin azli üzerine çıkan protestolar, Azeri polisince bastırıldı. Ancak bu kıvılcım, meseleyi büyüttü. Gorbaçov’a verilen 75 bin imzalı dilekçe ve Erivan’daki 200 bin kişilik miting bir işe yaramadı. Buna reaksiyon olarak ayaklanan Azeriler, Ermenilerle çatıştı. Ortalık iyice gerildi.
Ermenistan, 21 Şubat 1988’de Karabağ’ın kendi toprağı olduğunu ilan etti. Ancak Moskova bunu kabul etmedi. Ermenistan, Karabağ’a giden yollara mayın döşeyerek nakliyatı engelledi. Buna misilleme olarak, 29 Şubat 1988’de Bakü’ye 35 km mesafede 19 bin nüfusun yaşadığı Sumgayit şehrinde, 300 kişiye yakın bir Azeri çetesi, Ermenilere saldırdı. 26’sı Ermeni, 32 (gayriresmî kaynaklara göre 300) kişi öldürüldü. 3 gün boyunca Ermeni evleri yağmalandı. Sovyet güçleri buna seyirci kaldı.
Azeri hükûmeti, Sumgayit hadisesini, Güney Ermenistan’daki Gorus-Kafan Azerilerinin göçürülmesinin hâsıl ettiği reaksiyonla izah ettiler. Ama işin arkasında KGB’nin olduğunu da saklamadılar. Neticede 300 bin Ermeni, Azerbaycan’dan Ermenistan’a ve Rusya’ya; Ermenistan’daki 250 bin Azeri de Azerbaycan’a göçmek zorunda kaldı.
 
Acıklı göç
 
25 bin kişinin öldüğü 7 Aralık 1988 Ermenistan zelzelesinin ardından, Moskova vaziyete el koydu ve Dağlık Karabağ’ı Rusya’ya bağlamak istedi. Ancak Bakü’de 800 bin kişinin katıldığı miting yüzünden fikir değiştirdi.
Bu coşkuyla 13 Ocak 1990’da Bakü’de patlak veren ve 60 Ermeni’nin öldüğü hadiseler üzerine Kızıl Ordu Dağlık Karabağ ve Bakü’yü işgal etti. Azerbaycan’ın başına Rus yanlısı Ayaz Muttalibov geçirildi. Sokak müsademelerinde yüzlerce kişi öldü. Rus ve Ermeni siviller şehri terk ettiler. Ermenistan da buna mukabil Türk ve Kürtleri sürdü.
1991 başında Sovyet ordusu desteğindeki Azeri birlikleri, Karabağ’a harekât tertipledi. Bu tarihte 145 bin Ermeni ve 40 bin Azeri’nin yaşadığı mıntıkadan, binlerce kişi Ermenistan’a veya Bakü’ye hicret etmeye başladı.
 
Hocalı Katliamı
 
Dağlık Karabağ’da 19 Aralık 1991’deki referandumda %100’e yakın istiklal kararı çıktı. 1989 sayımına göre halkın %76,9’u (Ermenilere göre %95’i) Ermeni idi. Sovyetler Anayasası’na aykırı olan bu kararı, Azerbaycan tanımadı; ama yine Sovyet Anayasası’na aykırı olarak Dağlık Karabağ’ın otonomisini kaldırdı.
Bunun üzerine Ermenistan birlikleri, Dağlık Karabağ’ı işgal etti. 1992’de Ermeni milislerin kuşattığı ve Muttalibov’u devirmek emelindeki Elçibey’in adamlarının mevzilendiği, mıntıkanın tek hava meydanının bulunduğu 7000 nüfuslu Hocalı’dan panik hâlinde Ağdam’a kaçmak isteyen halk, iki ateş arasında kaldı; yüzlerce sivil öldü. Hocalı’da ilk ateşi kimin açtığı, serbest çıkış izni verilmişken paniğin niye yaşandığı, kaç kişinin öldüğü hiçbir zaman kati olarak bilinemedi.
Hocalı’nın intikamı gecikmedi. Azeri milisler, 10 Nisan 1992’de Maraga köyünde 45 Ermeni’yi öldürüp, 100 sivili kaçırdılar ve evlerini yağmaladılar. Ermeniler; Sumgayıt ve Bakü; Azeriler ise Hocalı katliamını her sene milliyetçilik hislerinin bilendiği büyük merasimlerle anar. İki taraf da sivillerin başına gelenleri, hep politik davalarına hizmet eden bir koz olarak görür.
 
Kangren
 
1992-1994 arasındaki muharebelerde her iki taraftan 40 bin kişi öldü. 600 bin Azeri, 200 bin Ermeni mülteci vaziyetine düştü. 1992’de Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın (AGİT) kurduğu ve Rusya, Fransa ile Amerika’nın eş başkan olduğu Minsk Grubu meseleye bir çare bulamadı.
Rusya ve Amerika, bu ihtilafa açıkça karışmadı; ama ikili oyunu tercih etti. Hâdiselerin bu raddeye gelmesinin hakiki müsebbibi olan Rusya, Azerilere göre Ermenilere; Ermenilere göre Azerilere yardım etmektedir. Rusya’nın Ermenistan’da askerî üssü ve 5 bin askeri vardır. Aynı zamanda Azerbaycan’ın en büyük (%80) silah tedarikçisidir. İran, Ermenistan’a; Türkiye ve İsrail gibi devletler, Azerbaycan’a destek vermektedir.
Nihayet 1994’te Bişkek’te imzalanan ateşkes, kâğıt üzerinde kaldı. Ateşkes hattının her iki yanında keskin nişancılar bulunur ve her sene birkaç kişinin öldüğü müsademeler olur. Şimdi de Azerbaycan, kaybettiği toprakları geri almak üzere taarruza geçmiş bulunuyor.
Hâlihazırda, Karabağ’ın neredeyse tamamı Ermenilerin kontrolündedir. Üstelik Ermenistan ile araya eskiden Kızıl Kürdistan denilen Laçin mıntıkasında bir de ikmal koridoru açılmıştır. Ermenistan, mıntıkayı ilhak ettiğini reddeder; burada müstakil Dağlık Karabağ Cumhuriyeti’nin kurulduğunu söyler. Başşehri, Ermenilerin Stepanakert dediği Hankendi olan bu devleti, müzakere safahatına katılabilmek maksadıyla Ermenistan da dâhil olmak üzere hiçbir devlet tanımamaktadır (KKTC gibi).
2007’de kabul edilen Madrid Prensipleri’nde, işgal edilen rayonların Azerbaycan’a iadesi, Dağlık Karabağ’a ara statü verilip nihai statüsü için müzakerelere başlanması; Ermenistan ve Karabağ arasındaki koridorun açılması, mültecilerin geri dönmesi ve AGİT’in mıntıkaya barış gücü göndermesi kararlaştırılmıştı.
Fakat bu da tarafları yatıştıramadı. Rusya’nın Kafkasya’yı işgali ile başlayan; Ermenistan’ın hırsı ve Azerbaycan’ın beceriksizliği yüzünden, bir asırdır binlerce biçare insanı canından, malından, yurdundan eden Karabağ hadiseleri, kangren olmuş bir mesele hâline geldi. Kolay kolay hallolacağa da benzemiyor...
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
615615 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/prof-dr-ekrem-bugra-ekinci/615615.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT