Orta Doğu’da umut ışıklarının yeniden parladığı, petrol fiyatlarının 2 ay sonra 90 doların altına gerilediği ve Merkez Bankasının faizi sabit bıraktığı bir hafta geride kaldı. Gelişmelere bakarsak;
- TCMB perşembe günü “Enflasyon ana eğilimi mayıs ayında bir miktar gerilemiştir. Jeopolitik gelişmeler eşliğinde enerji fiyatları yüksek ve oynak seyretmektedir. İlk çeyrekte iktisadi faaliyet yavaşlamaya devam ederken, iç talep zayıf seyretmektedir” mesajlarını vererek, %37’de bekleyişini sürdürdü. Piyasa fonlaması ise %40’tan devam ediyor.
- Cuma günü ABD ve İran’ın bir anlaşmaya yaklaştığı haberleri geldi. Her iki tarafın da doğruladığı anlaşma kapsamında “Hürmüz Boğazı'nın yeniden ticari trafiğe açılacağı, ABD’nin deniz ablukasını kaldıracağı, nükleer konular için ise 60 günlük müzakere sürecinin başlayacağı” ifade ediliyor.
Merkez Bankasının “bekle-gör” konumunda kalmayı tercih etmesinden 1 gün sonra jeopolitik riskler tarafında pozitif gelişme yaşanıyor. Bu anlaşmanın somutlaşması ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması hâlinde, petrolde daha fazla düşüş söz konusu olabilir. (Yılbaşında 61 dolar olan petrolün, savaşın başında 73 dolarda bulunduğunu hatırlayalım.)
Petroldeki gerileme ise Türkiye’de 4 denge için kritik: Enflasyon, faiz oranı, cari işlemler hesabı ve döviz kurları… Daha ucuz petrol; daha az döviz ihtiyacı, daha düşük cari açık demek. Aynı zamanda enflasyonist baskıların hafiflemesi ve faizde de geri çekilme demek…
Bu senaryo borsa tarafından satın alınmaya başladı. Endeks cuma günü 14 binin üzerini test etti ve haftalık kapanış %1,78 primle 13.938’den gerçekleşti. Yine bu senaryoda temmuz-ağustos gibi önce politika faizine dönüşü, ardından faiz indirimini konuşuyor olabiliriz.
“Yüksek enflasyon-yüksek faiz” baskısını yaşayan ons altın da 4.024 dolarla son 7 ayın dibini gördükten sonra yukarı yöneldi ve cuma günü 4.219 dolardan kapanış yaptı. Barış ortamının tesisi, altın tarafında da “dibe yaklaşıldığı” tezini kuvvetlendirebilir.
Ömer Faruk Bingöl'ün önceki yazıları...

