BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

"Milletimiz var olsun evlat!.."

"Bizim aile gibi demek ki sizinkiler de hep cepheye gitmiş, şehit olmuşlar öyle mi?"
 
Gazi Ahmet Muhtar Paşa, Nene'nin annesine soru üstüne soru yöneltiyordu:
-İyi de hava pek soğuk, sen ihtiyarsın! Hem durmadan toplar patlıyor, mermiler vızır vızır geçiyor! Korkmuyor musun?
-Neden korkacakmışım evlat? Ecdat derdi; “Acı patlıcanı kırağı çalmaz” diye, bizi de öyle kabul et. Sonra ölüm meleği ha bugün, ha yarın, kapımızı çalmayacak mı? En son gideceğimiz menzil…
-Âmennâ, çalacak da, ne bileyim, senin yaşın çok geçkin, kuvvetin azalmış, şartlar pek ağır… Peki başka kimsen yok mu?
-Oğlum, Hasan’ım vardı, iki gün önce kollarımızda şehid oldu. Nene’min büyük dadaşı…
-Cenâb-ı Allah rahmet eylesin. Yaralılardan, evlerine gönderdiklerimizdendi demek.
-Evet! Ağır yaralıydı. Bir deri, bir kemik, oldukça zayıf, perişan vaziyette teslim aldık. Zaten pek ümidimiz de yoktu yaşayacağından.
-Ömrü buraya kadarmış. Herkese nasip olmaz, gözün aydın olsun, şehid anası olmuşsun.
-Milletimiz var olsun evlat! Devletimiz olmazsa ne yapacağız bu hayatı? Ölelim daha iyi. Bak köyden çocukluk arkadaşı Saime kız da biraz önce yavrumun kucağında şehid düştü. İki şehid kanlarıyla kınalandı kızımın kolları. Dayısı, emmisi daha önce şehid olmuşlardı. Düştüğü topraklarda yatıyorlar. Kızıma; “Bak son yongam sensin! Minâreden ezan sesi kesilecekse, câminin kandilleri sönecekse, evlerin dumanı tütmeyecekse; sana verdiğim ak pak sütlerim harâm olsun! Gözüme görünme! Öl, daha iyi! Sakın bizi düşünüp de dönmeyesin! Yolun kabristana uğrarsa Hasan dadaşının rûhuna Fâtiha okumayı unutma! Haydi kızım Cenâb-ı Allah yolunu, bahtını açık etsin!” dedim, kuvvet verdim.
-Muhterem valideciğim de bana öyle sizin gibi; “Eğer düşmandan yüz çevirirsen sütümü helâl etmem!” demiş, kıtaya göndermişti. Demek bu memleketin anaları hep aynı.
-Mayamız aynı, kanımız da… Doğru, bir tane evlat! Analar da o doğru olanı söylüyor zaten. Kızım Nene, sözlerimi dinleyince, memnun olmuş, kalbinin en derin yerine gömdüğünü îmâ eden bir hürmet ile elimi öptü ve evden çıktı, gitti.
-Ne güzel sözler duydum vâlide, yolumuz, kıblemiz, memleketimiz, örfümüz, âdetlerimiz hep aynı. Bizim aile gibi demek ki sizinkiler de hep cepheye gitmiş, şehit olmuşlar öyle mi?
-Yalnız bizim sülale değil oğul, bütün köyümüzün eli silah tutanları gitti daha dönmediler. Kaç senedir köylü, mezarlığa adam gömemedi. Din, İslâm, vatan dursun da varsın biz hep ölelim. Aha Nazım’ım da kundakta. O da büyüyünce ceddi gibi yapacak inşallah.
-Bebek kimin? DEVAMI YARIN
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
618845 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/ragip-karadayi/618845.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT