Şeytanca gülen gözleri, büyük bir zekâ şulesi değildi belki. Fakat o iri, kaba burun, toslayacak bir koç azmi olduğunda şüphe bırakmıyordu!
Yanındaki adam da ona şöyle cevap verdi:
- Bir o kadar da benden azizim. Bize öyle bir ilaç sundu ki hiçbir ızdırabımız kalmayacak. Ne başımızda bir ağrı, ne içimizde sıkıntı, ne de gönlümüzde üzüntü kalacak!..
Orada bulunanlar, şaşkınlıklarını ve memnuniyetlerini açıkça dile getirmekten çekinmiyorlardı.
Kalın kaşlarının altında şeytanca gülen gözleri, büyük bir zekâ şulesi değildi belki. Fakat o iri, kaba burun, sahibinde toslayacak bir koç azmi olduğunda şüphe bırakmıyordu dinleyenlerde.
Ortalık biraz sakinleştikten sonra Aziz Kripto kollarını açarak hissiyatını hülasa edip özetledi,
- Sorularınıza verdiğim cevaplar umarım sizi rahatlatmıştır. Hepinizin huzurunda, kutsal Mesih ve azizlerin önünde yemin edip and içerim ki; Osmanoğullarının güç kaynağı, bizim korkulu rüyamız İslamiyet’i bozmak, Müslümanların hafızasını kurutup, maneviyatlarını yıkmak boynumun borcu olsun. Bunun için elimden geleni yapacağımdan kimsenin şüphesi olmasın...
Yoğun alkış, koltuğun tam karşısındaki sırmalı büyük perdenin kımıldamasıyla kesildi. Kocaman başlıklı, etekleri yerleri süpüren minimini, tuhaf bir ihtiyar belirsiz bir gölge gibi Aziz Kripto’ya doğru yaklaştı. Gözleri yerde el pençe yürüyüp, aziz misafirin yanında durdu. Herkes nefesini tutmuş bu merasime bakıyordu. Neden sonra ayakta donakalmış muhatabına;
- Lütfen rahat olunuz!
Diyerek koltuğa oturttu. İçinde bulunulan durumun fenalığını, istikbale yönelik endişelerini, şövalyelerin fesadını, ordunun perişanlığını, Osmanlının gücünü ve azmini tane tane anlattı. Yaşından mı ne? Yavaş yavaş söylüyor, her kelimede başını sallıyordu. Bu beladan kurtulmak, güç, kuvvet tazelemek için demir bir el, mangal gibi bir yürek ve derin filozof olmak lazımdı. Her şeyden ziyade Mesih’i seven bir adam işleri düzeltir, düşmanı da zayıflatabilirdi. Çıt çıkmayan salonda, yaşından beklenilmeyen çeviklikte bir hareketle aziz Kripto’ya döndü yaşlı;
- İşte bu adam sensin! Seni kendimize vekil ediyor, bu kutsal vazifeyi seve seve sana veriyoruz.
Deyip, rahat bir nefes aldı. Sonra da boynunu büküp susmakla yetindi. Artık işin sırrı iyice çözülmüştü. Oy birliğiyle seçilmişti Kripto.
Kulaklarına inanamıyordu. Azıcık daha, bu yanı başında duran ihtiyar soylunun eline, ayağına yapışıp, şapır şupur öpecekti. Duygularına, sezgilerine hâkim olup, kendini toparlanmasını bildi. “Zenginlik ve şöhret ümidi, insana eter gibi birdenbire tesir ediyor” diye söylendi kendi kendine.
Yapılan kararlı and, seçilmişlerin en tepesindekinin duygu yüklü izahları bendini yıkan sel misali alkışla mükâfatlandırıldı. Süslü kadınlar, soylular, zenginler ihtiyar ve vekilini çiçek yağmuruna tuttu. Gecenin loş ışıkları altında salonun ortası rengârenk bahar tarlasına dönmüştü. Nutkunu başarıyla tamamlayan soylu ihtiyar, Aziz Kripto’ya;
- Beni affedin lütfen. Artık büyük işlere karışmamaya ahdettim. Sayenizde geri kalan birkaç günlük ömrümü rahat ve huzur içinde istirahatle geçirmek istiyorum.
Diyerek, sandıklardan birinin ağzını açtı. DEVAMI YARIN

