BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Kibar insanlar

Siz de farkında mısınız? Bir zenginliğimiz daha kaybolmadıysa da fakirliğe dönüştü. Mevzubahis ettiğimiz kibarlık ve kibar insanlar. Cumartesi İDO'nun Yalova iskelesinde iki memurun muhataplarıyla, birbirleriyle ve telefonla konuşmalarına ne kadar memnun kaldığımızı bilemezsiniz. Telefondaki kaptanı ile görüşüyordu. Seçilen kelimeler 'efendim'le başlıyor, saygılı, samimi ve sıcak cümlelerle bitiyordu. Telefonu kapattığında, kaptanın isteğini arkadaşına haber verirken de aynı üslubunu sürdürdü. Yüzlerinde tabiî bir tebessüm, hallerinde zarafet vardı. Herhalde liseden yukarı tahsil yapmamışlardı. Israrlı çay tekliflerini kıramadık. O esnadaki sohbetimizden anladık ki onlar da mali sıkıntıdan paylarını almaktalar. Ama; sanki dünyanın en rahat, en zengin ve en huzurlu insanları. Kalbî sükûnetleri dışa vurmakta ve oradan yolculara aksetmekte. Turnikeden geçen her vatandaş, bu memurların şefkat alanına giriyor. Odadan çıktıktan sonra veya ahizeyi yerine korkomaz amiri aleyhine kaba laflar etmeyen birini görmek artık çok da kolay değil. Peki onlara bu kibarlığı kim öğretti? Bu bir görgü meselesidir. Ne yabancı üniversiteleri bitirmeye bağlı ne akademik formasyona, ne şöhrete ne paraya. Püf noktası görgü. Ona eskiden 'adab-ı muaşeret' denirdi. Görgü, "abab" tarafını ihmâl etmiş gibi. Görgü tâ bebeklikten başlıyor. Aile, akraba çevresi, arkadaşlıklar, mahalle hayatı, şehrin sosyal durumu, okunan öğretmenler... Onlarca faktörle beslenmekte. Bu onlarca faktörün içinde anne, aile, arkadaş ve Türkçe en başta geliyor. Zengin Türkçe'den mahrum olanın iyi konuşması mümkün değil. İyi konuşamayan ne kadar kibar olur... Şuna bilhassa dikkat etmek lazım. Kibarlık, özentiyle olmaz. Gösterişle gülünçleşir. O zaman ya sun'ilikle karşılaşırız veya çıtkırıldımlıkla. Kibarlık, bir asalet işaretidir. "Gerektiği zaman kibar olurum" diyen yanılır. Onu şahsiyetine giydirmiş kimseler farkında olmasalar bile kibardılar. Aksine hayat ne kadar çekilmez oluyor. Tanıdık-tanımadık, büyük- küçük farkı gözetmeden söze "...ya!" diye başlamayan genç parmakla gösterilecek kadar nadir. Kibarlığı dert edinmemiz lazım. O bir kalite göstergesi. Arabada fren sistemi yoksa istediği kadar gösterişli olsun. Arabayı koruyan frendir. Kibarlık da aile, dostluklar ve zengin Türkçe mecburiyetini davet eden bir vazgeçilmez değerdir. Toplum önüne çıkanlardan bu yönde bir şeyler öğrenmek maalesef fevkalade güç. Haydi hafızanızı yoklayınız; 10 dakika içinde 10 kibar isim saymanız mümkün mü? Vazgeçtik, 5 kişi de olsa razıyız. Vaziyet vahimdir. "ya...!" diye buruşuk bir yüzle söze başlayıp "hı...hııı" diye devam edip "şey" ve "yani" ile bitirenler ekseriyette. Etrafa bir de bu gözle bakmalı. Kayıp çok büyük. Alınacak tedbirlere dair kafa yormak şart.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
112548 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/112548.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT