“Kıymetli Feridun Ağabey. Ben Edirne ili Keşan Vergi Dairesinden emekliyim. 1977 yılından beri Türkiye gazetesi abonesiyim. Keşan’da uzun yıllar hizmetlerde bulunmuş rahmetli Av. Mümin Kâmil Kılıç Bey’in sohbetlerinde yetiştim. Devlet dairesinden emekli olduktan sonra 1986/1989 yılları arasında Uzunköprü, Tekirdağ ve Edirne Türkiye gazetesi bürolarında çalıştım. Şimdi Isparta Eğirdir Huzurevi’ndeyim Temmuz 2024’te Edirne Huzurevine nakil istedim. Oğlum Keşan'da kızım Kırklareli'de, ağabeyim ve çocukları Edirne’de ikamet ediyor. Ben de “onlara yakın olayım” diye Genel Müdürlüğe ve Edirne’ye Huzurevine dilekçe yazdım. “Akrabalarına yakın olma isteği ile nakillere öncelik tanınıyor” diye biliyorum. Bu müracaatımdan sonra bulunduğum Eğirdir Huzurevine 5-6 nakil geldi. Buradan da 2 kişi başka yerlere nakil oldu. Sırada kaç kişi var bilmiyorum. Fakat bana nakil için herhangi bir bilgi gelmedi, ben gidemedim. Bu hususta kaç tane dilekçe yazdım bir sonuç alamadım.
Feridun Ağabey ben de en sonunda derdimi size anlatmak istedim. Aile fertlerimin olduğu Edirne Huzurevi’ne nakil olmak istiyorum. Ben de ömrümün son günlerinde manevi olarak huzurlu bir hayat yaşamayı hak ettiğimi düşünüyorum. Durumum bu. Sizlerden gazetem vasıtası ile sesimi duyurarak yardımcı olmanızı bekliyorum” diye büromuz aracılığıyla derdini mail olarak gönderen Ali Sarıtekin isimli değerli okuyucumuz, kurumunuzun yetkilileri ile 2020 yılında yaşadığınız tartışma ve sonrası gelişen şikâyetler sebebiyle belli ki karşılıklı olarak kalp kırılmaları yaşanmış. Biz, yaşanan nice üzüntü verici olayda “yeter ki can sağlığı olsun, her derdin bir çaresi vardır” diye düşünüyor gerektiğinde karşımızdakinden özür de dileyip onun gönlünü almanın bir meziyet olduğuna yürekten inanıyoruz. İki bardak birbiriyle çarpışırsa ikisi de kırılır. Bardak yaprakla çarpışırsa yaprağa da bardağa da bir şey olmaz... İki sert mizaçlı insan birbiriyle anlaşamayabilir ama önemli olan anlaşabilme değil sonuç alabilmedir... Biz sizin adınıza Eğirdir Huzurevimizin değerli yetkililerine yine sizin cümlenizle istirham edeceğiz. “Yaşlı bir emeklinin son isteği” diyeceğiz. Bu isteğimizi hem bu yaşlı emeklimiz hem okuyucularımız adına talep ediyoruz... İmkân var ise bu talebimizi yerine getireceklerinden eminiz... Sonuç aldığınızda bize bildirebilirseniz buradan yine kendilerine okuyucularımız adına teşekkür ederiz... F.A.
“Evrak olsa ne olur merak olmayınca”
Öncelikle devletin ve trafik ekiplerinin aldığı tedbirler, artan ceza yaptırımları sebebiyle sonuçta en az trafik kazası yaşanan bir bayramı daha geride bıraktık. Dileğimiz hiç kaza olmayacak günlere gelmek... Ama bu arada her alanda liyakate önem verilmesi gerekirken insan taşımacılığında hâlen çok önemli bir yeri olan otobüs şoförlüğünde de liyakatin önemine vurgu yapan bir sosyal paylaşım okudum... Bir otobüs kazası sonrası herkesin firmadan çok şoföre yüklendiği yorumlara dayanamayan ve isminin Şükrü olduğunu belirten bir otobüs şoförü konunun nereden ve nasıl kaynaklandığına hayatını bu mesleğe vermiş duayen bir isim olarak dile getiriyordu... Kendisine bu acı gerçekleri dile getirdiği için teşekkür ederek onun verdiği mesajı özetliyorum. Diyor ki kaptan:
Günümüzde şoförlerin çoğu harcırah usulüyle çalışıyor... Yani gidiş geliş sefer ücretine çalışıyorlar. Bu seferlerde de ortalama aldıkları ücret üç bin liraya denk geliyor. Bir de o ücreti otobüsçü aksatmadan öderse. Demek ki ha bugün ha haftaya filan diyerek erteleyenler aksatanlar baştan savanlar da var... Peki bu alıp almayacağı bile belli olmayan harcırah ücrete rağmen yolda şoförün karşılaşacağı sürprizler neler oluyor... Yolda herhangi bir trafik cezası denk gelirse bunu şoför kendisi ödeyecek. Bir de bir ara radar kapanı uygulaması vardı o dönemlerde ceza kaşın üstünde gözün var gibi uygulanıyordu. Sağ olsun İçişleri Bakamımız bu 'sürpriz ceza' uygulamalarına son verildiğini kamuoyuyla paylaştı... Bu durumlar kimi usta şoförleri meslekten soğutmuş... Diyor ki:
“Usta işi bilen tecrübeli aklı başında olan kaptanlar bu ücretle bu anormal cezaları karşılama imkânı yok olduğu için direksiyona geçmek istemiyor.”
O zaman ortaya ne çıkıyor... Firmalar şoförün yol tecrübesi saha tecrübesi olsun olmasın sadece kanuni evrakları yeterli olan meslekte tecrübesi yol tecrübesi ki çok önemlidir olmayan bu mesleğin çilesini çekerek yetişmemiş kimselerle çalışmak durumunda kalıyorlar. Tabii ki bu her firmayı bağlayan bir tanım değil ama genellikle bu hâle gelmeye başladı diyor...
Bu tespiti yapan bir şoför yaklaşık meslekte elli yıldan beri direksiyon çeviren bir duayen... Bu konunun can damarı bu diyor... Meslekte muavinlikten başlayıp yetişen hayatı bu meslek olan bir kimse olarak konuya dikkat çekiyor... Kendisine verdiği bilgilerden dolayı teşekkür ediyoruz. Yetkililerimizin uygulamalarda aldıkları başarılı tedbirlere ilaveten bu duayen şoförümüzün açıklamalarını şoförlüğün kriterleri bakımından da dikkate alacaklarını ümit ediyoruz. F.A.

