24 yıllık hasreti sırtlarına yüklenerek Fadıl Vokrri Stadı’na çıkan gençlerimiz, ilk yarıda tehlikeli anlar yaşadı, tehlikeli anlar yaşattı. Kosovalıların topu kaptırdıklarında on bir kişi ile kapanmaları işimizi zorlaştırdı.
Montella, play-off’un ilk maçında “savunan” Romanya’ya karşı çıkardığı kadrodan, “saldıracak” Kosova’ya karşı üç oyuncu değiştirmişti.
Toprağı Çorum’dan küçük, nüfusu Mersin’den az Kosova yeni bir ülke olabilir ama -Yugoslavya içinde- futbolu epey eski… Dün de özellikle Asllani, Vojvoda, Haidari, Vedat Muriç ve Hodza bizi epey zorladı. İş ikinci yarıya kaldı.
Kupaya renk geldi
İkinci yarı başlayınca herkes gördü ve anladı ki Türkler gole, sadece gole oynayacak! Nitekim on dakika geçmeden yıldızlar sahne aldı. Kenan verdi Orkun vurdu, Kerem okşadı, top ağlara gitti.
Bu gol bizi önce havalara uçurdu, oradan Amerika’ya… Biz gittiğimiz her organizasyonda iz bıraktık. 2000’de Avrupa çeyrek final, 2002’de dünya üçüncüsü, 2008’de Avrupa yarı final, 2024’te Avrupa çeyrek final…
Son Dünya Kupası’na gittiğimizde Arda ve Kenan’ın doğumuna 3 yıl vardı. Orkun, Ozan, Ferdi, Eren ve Barış henüz 2 yaşındaydı. İsmail ve Kerem 3’üne girmişti. Salih 4, Uğurcan ve Zeki 5, Abdülkerim ve Hakan 8’indeydi. İşte dün, yaş ortalaması 27 olan bizim genç çocuklar “yeter be” dedi.
Maçın adamı: Montella ve bizim çocuklar

