BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

FARS BAHARI

New York Times gazetesinin haberi, hani “gündeme bomba gibi düştü!” denir ya o misal geniş yankı yaptı...
Adı geçen gazetenin haberine göre geçen perşembe günü ABD’nin önde gelen güvenlik yetkilileri toplanarak bir rapor hazırlamışlar. Raporda İran’ın bölgedeki Amerikan kuvvetlerine saldırması veya nükleer çalışmalarını hızlandırması ihtimallerine karşı körfeze 120 bin asker gönderilmesi teklif edilmekteymiş.
Toplantıya Donald Trump’ın millî güvenlik danışmanı John Bolton başkanlık etmiş. Bu isim, en keskin neo-con olarak bilinmekte. Ayrıca G. W. Bush’tan bu yana İran’a müdahale planları yapmaktadır.
Heyetin hazırladığı raporu Başkan Trump’a Savunma Bakan Vekili Patrick Shanahan sunmuş. Raporda yer alan bölgeye 120 bin asker sevk edilmesi teklifi, ABD’nin 2003’teki Irak işgalini hatırlatmakta. O işgaldeki mevcut da bu civardaydı. Ayrıca teklifin, uçak gemisi, B-52 bombardıman tayyareleriyle patriot bataryalarının körfeze yerleşmesinin ardı sıra yapılması dikkat çekicidir. Demek oluyor ki hava taarruz ve müdafaa unsurlarından sonra piyadelerin mevzilenmesi tasavvur edilmektedir. Arz edilen yazıda işgal, her ne kadar net bir şekilde ifade edilmese de görülüyor ki ona gerek de yoktur...
Mezkur gazetenin bu haberi Başkan Trump’a sorulduğunda anlamı, ne “evet” ne “hayır” olan bir cevap vermiş.
Dediği kısaca şöyle:
-Kesinlikle yapabiliriz. Ne var ki böyle bir plan yapmadık. Yapmamayı dilerim. Ama asker sevk etmemiz gerekirse 120 binden çok daha fazlasını yollarız.
Donald Trump’ın yoruma açık bu sözlerine karşılık Amerikan savunma bakanlığı Pentagon sükût etmektedir.
İran’a gelince; İran devlet temsilcileri, körfez ve çevredeki bu yığınağı, tehdit sebebi ve hedef saydıklarını açıkladılar. Bu cümle “saldırıya uğrarsam saldırırım! Hedefler bellidir” şeklinde anlaşılıyor. Diğer taraftan Ankara gibi Moskova da tırmanan bu ihtilafı yakından takip etmekteler.
Soru şudur?
-ABD, İran’ı işgal eder mi?
“Evet; hemen yarın işgal eder!” denemeyeceği gibi “işgal etmez!” de denemez. Aslında yıkım olarak işgalle devletin can damarı durumundaki merkezleri vurması arasında çok da fazla fark olmaz.
Kanaatimizce Washington’ın İran’ı işgale kolay karar vermesi beklenemez. Bu devlet, harpten çıkmış Irak değildir. İran’daki inkılaptan sonra Washington, Irak’ı İran’a karşı kışkırtmış, arkada kendisi olduğu hâlde rejim değişikliğinde ordusu ciddi şekilde kan kaybetmiş İran’la yapılan savaş, 8 yıl sürmüştü.
Irak işgalinin Amerika’ya yüz akı olarak yazılmadığı gerçeği bir tarafa
Washington için akıldan çıkarılmaması gereken ibretlik hadise SSCB’nin 1979 Afganistan işgalidir. Komünist imparatorluğun şimdilerde sahnelerde konser veren Kızıl ordusuyla Afganistan’ı işgal ettiğinde merak edilen sual şuydu “Afganlar, acaba, Ruslara kaç hafta dayanabilirler?” Silaha değil, iman ettiği Allah’a güvenerek vatan müdafaası yapan Afgan mücahidleri çok kanlı ve pek zorlu yıllardan sonra düşmanı dize getirdi. Afganistan fakir de olsa yerinde kaldı ama Sovyetler Birliği, işgalden on yıl sonra tarih sahnesinden çekildi, Komünist imparatorluk, çökmüştü.
İran, medeniyet sahibi bir devlettir. Ordusu, da tecrübelidir. İran’ın bir kolu, Yemen’de, diğer kolu Lübnan’da, İsrail’in ensesindedir. Bu yüzden Amerika, kaba kuvvet gösterisi yapar, belki stratejik noktaları da vurur fakat işgale kolay kolay yanaşmaz. İran işgali de kapitalist imparatorluğun sonu olabilir. Yaşlı çınar benzeri içten çürüyüşteki Amerika’nın ortak aklı, bunu düşünüyor olmalı.
Bu ihtilafın Türkiye’yi alakadar etmesi, sadece İran’la komşu olmamızdan dolayı değildir. Ankara’nın “Yeşil Kuşak” denilen hilale zorla yeni bir şekil verilmeye uğraşıldığını görmemesi mümkün değildir. Bugün ABD, Tunus’tan, Afganistan’a bir başka ifadeyle Çin hududuna kadar uzanmıştır. Diğer daha küçük devletleri saymasak bile Amerika, kuzey Afrika’da Mısır’la, Kızıldeniz kenarında Suudi Arabistan’la, Akdeniz kıyısında İsrail’le beraberdir, kısmen Suriye’nin kuzeyinde ve Irak ve Afganistan’dadır. Yeşil Kuşak üzerine tam olarak yerleşmesini bahar hayalini bozan devletler, Türkiye, Rusya ve İran’dır.
Mısır, Yunanistan, İsrail ve Kıbrıs Rumlarıyla Doğu Akdeniz arayışlarının Körfez’e yığınak yapması ve İran’a taarruz yahut işgal haberleriyle çakışmasının eş zamanlı olması manidardır.
Trump, Suriye’den çekileceğini defalarca ifade etti ama bu vesileyle Irak’taki varlığını kuvvetlendirmekten başka kendi PKK’lıları PYD faaliyet alanına tırlar dolusu, kargo uçakları dolusu silah yığdı ve yığmakta. Arap Baharı’ndan sonra Fars Baharı, Bahar-ı Farsî gelebilir. Hürmüz Körfezi, Basra Körfezi veya komşumuzun yakınındaki başka bir yerde yaşanacak her hareket dolaylı veya doğrudan bize tesir edecektir.
Etrafımızda bunlar olurken Türkiye, iç siyasete çok fazla kapıldı. Hayırlısıyla şu 23 Haziran arkada bırakıldıktan sonra gelecek olan seçimsiz 4 yılı firesiz değerlendirme mecburiyetindeyiz.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
607986 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/607986.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT