BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Yanlış anlama!

Salih Uyan
Facebook

Bir arkadaşım arabasını satacaktı. İnternete ilan vermiş. Arayanların yarısı söze “Abi yanlış anlama, biz galerici değiliz” diyerek girmişler. Arkadaş dedi ki: “Bunu söyleyenlerin hepsinin galerici olduğundan eminim. Çünkü normal vatandaş zaten böyle bir şey söylemeye gerek duymaz.”

Gerçekten de öyle. İnsan, olmadığı bir şeyi niye söylesin ki? Hani havaalanında çalıştığını söyleyip sahte ürün satmaya çalışan tipler var ya… Onlar da genelde, “Abi yanlış anlama. Ben normalde satış yapmıyorum” gibi bir cümleyle giriyorlar konuya. Bir de “Abi, yanlış anlamazsan bir şey soracağım…” diye lafa girip para isteyen dilenciler var.

Yani bu ifade gerçekten sıkıntılı. Çünkü genelde söylenecek şeyin yalan yanlış bir şey olduğuna dair ipucu veriyor. Belki de bilinçaltımız yaptığımız şeyden rahatsızlık duyuyor ve bir cümleyle de olsa kendini rahatlatıyor. Yani bilincin altı, üstünü teselli ediyor.

Yoksa insan durup dururken kendisini ele verir mi?

           ***

Bu konu sadece tek cümleyle sınırlı değil aslında. Teselli seansları birçok farklı kategoride yapılabiliyor.

Mesela dikkat edin, çok yalan söyleyenler “Bizde yalan yok” cümlesini çok sık tekrarlar. İki cümleden birinde “Şerefim namusum üzerine” diyenler için şeref ve namus kavramları ikinci el tadındadır. Sürekli “Saygı duyuyorum” nakaratını tekrarlayanlar pek kimseye saygı duymazlar. Önüne gelene “aşkım, cicim, balım” diyenler sevgi yoksuludur.

Bu yüzden bir şeyi çok sık tekrarlıyorsak, o konuyla ilgili zaafımız var demektir. Yani genelde yapmadığımız, beceremediğimiz veya hasretini çektiğimiz şeyler çenemize vuruyor.

Kendimi düşünüyorum. Ne zaman kendimi enayi gibi hissetsem, “Karşınızda enayi yok sizin!” diye bağırasım geliyor. Tükürdüğümü yalamadan hemen önce, “Bizde geri vites yok birader!” cümlesi diyaframdan yukarı doğru tırmanmaya başlıyor. “Ha ha, biz de yedik tabii” diye söylendiğim zamanlar, bir şeyi yediğim anların hemen sonrasına denk geliyor.

Yani bir konuyla ilgili sıkıntım varsa, o konuda gürültü yapma eğiliminde oluyorum. Herhangi bir alanda içim ne kadar tenhaysa, lafım o kadar kalabalık oluyor.

Bu arada çoğumuz uyanık geçiniyoruz ya! İnanın insan bu hayatta en kolay kendini kandırıyor.

           ***

Önemli bir konu daha var. İnsan gerçekten sahip olduğu ve yerleşmiş karakter özelliklerinin ve huyunun çok farkında olmuyor. Bu yüzden hakkında konuşmuyor. Derin su, sessiz akıyor yani. Ama ödünç karakterler veya devremülk tadındaki huylar sürekli kendinden bahsettirmek istiyor.

Cömert insan cömert olduğunu çok fark etmiyor mesela. Normali bu çünkü. Ama kendini zorlayıp bir kereliğine cömertlik yapan kişi, bu cömertliğini hücrelerine kadar hissediyor. Sonra olay hücrelerden sekip dile vuruyor işte.

Yani bir kişi “Ben şöyleyim, ben böyleyim” diye kendini övüyorsa, o kişi büyük ihtimalle ne olamadığını anlatıyordur. Veya şöyle söyleyelim; İçine sinmeyen hayatındaki boşlukları uygun cümlelerle dolduruyordur.

Televizyonda bir modacı yabancı bir aktörle ilgili, “O adama şapka yakışmıyor. Çünkü şapka taktığının farkında” demişti. Huy ve karakter özellikleriyle ilgili de aynı durum var. Çok farkında olunan huylar insana yakışmıyor.

           ***

Sürekli olarak yaptığı işle ve hisleriyle ilgili konuşmak amatörlerin ve boş insanların işidir. Bir işi profesyonel veya samimi bir şekilde yapanlar gürültü çıkarmazlar. Kuru gürültü, kurusıkı hayatlara özgü bir durumdur. Çünkü kendi hayatı içine sinen insanlarda derin ve huzurlu bir sükûnet hâli olur.

Mesela “Psikolojiyi çok seviyorum” diyenlerin genelde psikoloji bilimiyle alakası yoktur. Bir doktor “Tıp bilimine çok merakım var” deme ihtiyacı duymaz. Michael Phelps “Abi yüzmeye bayılıyorum ya!” diye ortalıkta dolaşmaz. Messi arkadaş ortamında bağıra çağıra topu doksana nasıl çaktığını anlatmaz.

Veya birisini gerçekten seven, sevgisini gündelik konuşmalara nakarat yapmaz. Sevgisinden emin olan kişi papağan gibi “Seni seviyorum” cümlesini tekrarlayıp durmaz diye düşünüyorum.

Bu arada yanlış anlamayın ama konuyu iyi bağladık. Ben yazıyı bitiriyorum.

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
626715 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/salih-uyan/626715.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT