BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Erdoğan’ı uyarabilmek!

Süleyman Özışık
Facebook
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Kızılcahamam Kampı'nda yaptığı konuşma bana göre çok kıymetliydi. Bir cerrah hassasiyetiyle, AK Parti'nin içine yerleşen habis urdan nasıl kurtulacağını tane tane anlattı arkadaşlarına...
Pratikte anlatmak kolay elbette. Ama o habis urun alınabilmesi için ayrıca bünyeye zarar vermeden cerrahi operasyon yapmak gerekiyor.
Erdoğan'ın bu operasyonu başarıyla yapacağından kimsenin kuşkusu yok. Asıl kuşku, cerrahi operasyona giren yardımcı ekiplerin yapacaklarıyla ilgili...
Daha önce de söyledim.
Erdoğan parti içinde değişimi kusursuz şekilde yapan bir lider. Partinin yükünü omuzlamak yerine, partiye yük olan isimleri gönderme konusunda çok mahir...
Ancak gidenlerin yerine gelenler...
İşte asıl sıkıntı burada yaşanıyor. Gelenlerden bir kısmı gidenlere 5 vakit rahmet okutuyor.
Gelenlerin nasıl geldiğini, kimler tarafından getirildiğini de az çok biliyoruz hani. Bilmeyenler için söyleyeyim. İl ve ilçelerde milletvekillerinin ve belediye başkanlarının görüşü çok önemseniyor. Onların, "Biz bununla rahat çalışırız" diye işaret ettiği kişi il veya ilçe başkanı oluyor.
Ama işte, "Biz bununla rahat çalışırız" sözünden kastın ne olduğu çok önemli. Yani salağa yatmaya gerek yok. Her ilde ve ilçede gerek milletvekilleri gerekse belediye başkanları, yönetebilecekleri ya da birlikte iş yapabilecekleri adamları tercih ederken milletin tercihini göz ardı ediyor.
Hâl böyle olunca, gelen kişi de arkasını millete, yüzünü ise kendini o makama getiren kişilere dönüyor.
Sonrasını anlatmaya gerek yok herhâlde...
Halk bu tür kişiler yüzünden partiye isyan etmeye başlıyor ya da küserek arkasını dönüp gidiyor.
Sayın Cumhurbaşkanı şayet bahsini ettiği "Ömerler"i bulmak istiyorsa, milletvekilleri ve belediye başkanları dışında kanaat önderlerinin, sivil toplum kuruluşlarının ve pek tabii ki milletin görüşünü almak zorunda.
Yoksa bu iş hep böyle kısır döngü hâlinde devam edip gidecek.
Tabii bu noktada birilerinin Erdoğan'a doğruları söylemesi ve yapılan hataları göstermesi de gerekiyor. Aslında AK Parti en büyük sıkıntısını tam da bu noktada yaşıyor.
Birilerinin korkunç hatalar yaptığı, ama kimsenin anlamsız bir şekilde tepki vermediği ve bu nedenle herkesin gözlerini olan olaylardan kaçırdığı inanılmaz bir sessizlik ortamı var AK Parti'de...
Bu durum 25 milyon seçmeni olan bir partide yaşanıyor ve hemen herkes, "Aman başıma bir şey gelmesin. Ben bunu Reis'e anlatamam" diye geri çekiliyor.
Bakın Erdoğan'ın önceki gün yaptığı konuşma sırasında bir olay yaşandı. Cumhurbaşkanı konuşması sırasında "AK Parti" demek yerine "Refah Partisi" dedi. Hulûsi Akar bu dil sürçmesini anında Erdoğan'a hatırlattı. 
Erdoğan gülerek hatasını düzeltince salondaki herkes gülmeye başladı. İzlerken insanı mutlu eden ve gülümseten bu meselenin perde arkasında ne yaşandı biliyor musunuz?
Anlatayım.
AK Parti'nin içindeki samimi bir kesim, "İşte Erdoğan'ın vefası böyle bir şey. Yıllardır AK Parti'nin başında ama Refah Partisi'ni hiç unutmadı. Helal olsun" yorumları yaptı.
Peki yine AK Parti'nin içinde olan diğer kesim ne yaptı dersiniz? Hulûsi Akar'a yüklendiler iyi mi? "Sana mı kaldı Reis'i düzeltmek. Ne o Refah Partisi isminden rahatsız mı oldun Paşa?" diye saldırdılar.
Genele vurduğunuzda, aslında karşımıza çok acı bir tablo çıkıyor.
Kendini bu partinin sahibi gibi görenler, Erdoğan'ı yaptığı bir gaftan dolayı dahi uyarma gereği duymuyor. Erdoğan'ın dil sürçmesi sonucu, "Refah Partisi" dediğini bile bile uyarma gereği duymuyor ve hatta yapılan yanlışı alkışlıyor.
Partiye yeni katılan Hulûsi Akar gibi isimler ise "Aman burada bir yanlış yapılmasın" diyerek anında müdahale ediyor ve o müdahalenin sonu mutlu bir şekilde bitiyor.
Anlayana çok büyük bir ders aslında...
Ve bizim de yapmamız gereken şey bu aslında. Erdoğan bir yanda dünya ile, diğer yanda terör örgütleri ile, beri yanda ülke sorunları ile boğuşurken pek çok şeyi gözden kaçırıyor ister istemez.
Bu kadar koşturmaca içinde bazı şeyleri görmemesi, duymaması ve hatta bazı hatalar yapması çok doğal...
Bize düşen bu noktada Hulûsi Akar'ın yaptığını yapmak.
Yıkmadan, kötülemeden, doğru ne ise onu söylemek. Yapılan hatalarda veya kerhen oluşan yanlışlarda Cumhurbaşkanı'nı uyarmak.
Bunu yapabilirsek, işin sonu önceki gün olduğu gibi mutlu bitecek.
Ama yapabilirsek tabii...
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
610142 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/suleyman-ozisik/610142.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT