BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Iraklı bir mülteci

“Biz seninle din kardeşiyiz. Çünkü Allah’ımız bir, Peygamberimiz bir, Kitabımız bir, Kıblemiz bir...”
 
 
Yıllar önceydi… Medresede kalıyorduk. Bir gün kaldığımız medreseye saçı sakalı karışık, üstü başı dağınık kısacası perişan ve garip olduğu her hâlinden belli olan birisi geldi. Bize “On Numara Medresesi burası mı?” diye sordu.
Kapı numarası 10 diye tarihî medresemiz bu isimle anılıyordu.
“Evet, burası” dedik ve onu içeriye aldık.
Onunla tanıştık, ona durumunu ve ihtiyacını sorduk. Adı Nebil olan garip ve perişan adam, Iraklı bir mülteci imiş.
Evi bombardıman sonucu yerle bir olmuş. Hanımı ve çocuğunun bu saldırıda şehit olduğunu, kendisinin de ağır yaralandığını, tedavi olduktan sonra Türkiye’ye sığındığını, Diyarbakır’a geldiğini, Ulucami imamından yardım istediğini imamın da kendisini bu medreseye gönderdiğini söyledi. Ne kadar ıstırap çekse de biraz hayat hikâyesini anlattıktan sonra bizim ona karşı şefkat ve merhamet duygularımız harekete geçti.
Hemen banyosunu yaptırttıktan sonra güzelce karnını doyurduk ve tam 15 gün bizde misafir kaldı Nebil Ağabeyimiz…
Bende de bir parça Arapça konuşma kabiliyeti olunca daha çok ben onunla konuşur ve ihtiyaçlarını tercüme ederdim. O artık bir ağabeyimiz gibi olmuştu. Bizler de onun kardeşleri…
Beraber yer, içer, kitap okur, medreseyi temizler ve yemek yapardık. Bir gün yemek sonrası beraber bulaşık yıkarken ona Arapça şöyle dedim:
“Nebil Ağabeyim! Sen burada istediğin kadar ve rahat bir şekilde kalabilirsin. Biz seninle din kardeşiz. Çünkü Allah’ımız bir, Peygamberimiz bir, Kitabımız bir, Kıblemiz bir...”
Bütün bir olan hasletlerimizi sıraladıktan sonra ortak değerlerimize vurgu yaptım.
Sonra kendisi bana dönerek şöyle dedi:
“Sen ne diyorsun İbrahim Kardeş! Bizim etimiz de birdir kanımız da bir...”
Aynı anne ve babadan geldiğimizi kastederek cevap veriyordu.
Bu cevap karşısında tüylerim diken diken olmuştu. Gözlerim doldu. İfadelerime en az benim kadar güzel bir karşılık vermişti. Gerçekten de hepimiz Hazreti Âdem’in çocukları değil miyiz?
Nebil Ağabeyime sarıldım. Böylece -farklı ırklardan kimseler olarak- uhuvvet-i İslamiyenin, yani İslam kardeşliğinin güzel bir örneğini göstermiş olduk… Bu süreçte elde ettiğim güzellikleri, hayatım boyunca sakladım ve uygulayacağıma dair kendi kendime söz verdim.
          İbrahim Yardım
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
619349 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/unal-bolat/619349.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT