BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Çocuklar bilmeden ağlar

“Yangından kurtarır gibi dükkânın dışına alıp aceleyle kepenkleri indirip kapıyı kilitlediler...”
 
Gazetemiz sayesinde, hâtıraların ne kıymetli olduğunu fark ettim. Ben de sizinle yıllar geçtiği hâlde unutamadığım annemin vefatıyla ilgili o acı günümü paylaşacağım... Elbette ölüm ve ayrılık biz insanlar için ama insan ne kadar büyürse büyüsün içindeki özlem hep taze kalıyor…
Bundan tam dokuz yıl önce idi. Babam annem ve üç kız kardeşimle biz de mutlu ve huzurluyduk. Annem dördüncü hamileliğinin son günlerini yaşıyordu.
O sabah sancısı olmadığı hâlde “doğum günleri geçti” diyerek annemi hastaneye götürmüşlerdi.
Bizim bir tuhafiye dükkânımız vardı. Ben ve arkadaşım dükkânımıza gittik. Bu arada heyecanla annemden müjdeli bir haber bekliyorduk. Üstelik doğacak olan kardeşimiz için de alacağımız hediyelerin hayallerini kuruyorduk...
Tatlı hülyalarımız, eniştem ve dedemin dükkâna girişleriyle darmadağın oldu. Belki de bizimle konuşacak vakitleri bile yoktu veya bunu o anda akıl edememişlerdi. Bizi, âdeta yangından kaçırırcasına dükkânın dışına alıp hemen aceleyle kepenkleri indirip kapıyı kilitlediler.
Küçük kalbim heyecanla atmaya başladı. Korkuyla karışık şaşkınlık yaşıyordum. Aklıma annem geldi… Beni nelerin beklediğinin farkında olmadan koşa koşa eve gittim. O da ne öyle? Şimdiye kadar evimizin önünü hiç bu kadar kalabalık görmemiştim. Bahçemiz insan kaynıyordu. Olanlardan pek bir şey anlamayacak yaşta çocuktum ama bir gariplik vardı. Çünkü orada bulunan herkes başları öne eğik, sanki suçlu gibi yere bakıyordu… Hızla merdivenlerden çıktım. Hayret edilecek bir manzarayla karşılaşmıştım. Babaannem, halam yengem hepsi ağlıyordu... Sebebini anlayamadığım bu ağlamaya ben de ortak oldum... O anda hangisinin kucağına sığındığımı hatırlamıyorum ama birinin kucağına atılıp hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım.
Meğer biricik annem ölmüştü. Hem de sapasağlam gittiğini tahmin ettiğimiz anneciğimi, karnında ölen bebeği zehirlemişti. Herkes annemin ölüm haberine ağlıyordu… Çocukluğun, verdiği saflıkla, annesizliğin acısını o kadar hissetmemiştim.
Şimdi her yıl biraz daha büyüsem de annemin hasreti içimde bir kor gibi taptaze duruyor. Hani, derler ya “sevinçler paylaştıkça çoğalır, dertler paylaştıkça azalır” Mademki insanız, ölüm hepimiz için. Ben de hiç unutamadığım o çocukluk hatıramı sizlerle paylaşmanın tesellisini yaşıyorum...
       N.H.-İstanbul
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
620647 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/unal-bolat/620647.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT