BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Öfkeyle kalkan zararla oturur!

 “Otobüste yolculardan hiç kimseden ses çıkmıyordu... Bu tür olaylar çok sık olurdu çünkü...”
 
 
Kimi halk otobüsü şoförlerinin külhanbeyi gibi otobüsçülük yaptığı yıllardı. Üsküdar-Bostancı hattında sefer yapıyordu. Genelde Üsküdar'da ilk durakta otobüs doluyordu zaten. Şoför otuzlu yaşlarda direksiyonu seviyorum tarzı bıçkın bir şekilde oturuyordu.
Otobüs üçüncü durağa geldiğinde tıklım tıklım dolmuştu. O yıllarda korona filan yoktu. Millet tıkış tıkış ilerliyordu. Gerçi şimdi de kimsenin kurala pek uyduğu söylenemez ama…
Biz ortalarda bir yerde oturuyorduk... Şoför, hareket etmeden az önce, dikiz aynasından, yeni binen yolculardan yana seslendi:
-Biletini atamayan bayan!
Şoför ikaz edip hareket etti ama ne bilet gönderen oldu ne de ses çıkaran... Vakit akşama yaklaşıyordu... Akşam ezanları ha okundu ha okunacak... Şoför, sesini biraz daha yükseltti:
-Kardeşim, o biletini atmayan kadın kim?!. Niye atmıyor biletini? İllâ bağırmamız mı lâzım?.. Yolculardan hiç kimseden ses çıkmıyordu... Bu tür olaylar çok sık olurdu çünkü. Şoför, bu işi galiba gurur meselesi yapmış olmalı ki, önce kendi kendine homurdandı: "Çıldıracağım ya!.. Param yok dese neyse! Biletini atmadan yürüyüp gitti!.."
Ardından, ayağa kalkıp geriye, yolculara doğru dönüp yine haykırdı:
- Yâ! Kim ise niye gelip biletini atmıyor!?.
Bu arada, yolculardan bazılarının homurdandığını duyduk: "Yahu bir bilet için bu kadar üstelenir mi? Ne olacak yani? Zaten ağzına kadar yolcu doldurmuşsun!.."
Bu sözlere cevap olacakmış gibi, bağırdı şoför:
-Bilet atmayan kim ise Allah belâsını versin!
İşte bu defa, arkadan bir genç cevap verdi:
-Zaten ağzına kadar doldurmuşsun otobüsü. Belki kadının parası yoktur... Hem niye belâ okuyorsun! Bu kadar insan varız... Belâ gelip seni bulursa ne olacak?
Şoför ses çıkarmadı... Her neyse otobüsümüz, Bağlarbaşı’ndan da yolcusunu alıp, E-5’e çıktı.
Kadıköy'e giden yola sapacak ve Ziverbey'den Bostancı'ya gidecekti... Kadıköy kısmına saptığımız sırada, yokuş aşağı süratlenen otobüsün, acı fren ile birlikte sağa sola yalpa yaptığını hissettik. Sonra da “küüütt!”” diye bir ses duyduk. Bir de gördük ki, son model lüks bir otomobile arkadan çarpmıştı. Otomobilin bagaj kısmını içeriye göçertmişti. Akşamın bu saatinde ne yapacağına karar veremezken öfkeyle kalkmanın nasıl zararla oturttuğuna hepimiz şahit olmuştuk. Burada esas olan öfkesini kontrol edemeyen kimsenin sağlıklı düşünemeyecek hâle gelmesiydi...
           Metin Kutluer
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
621435 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/unal-bolat/621435.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT