BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Onlar bizim kadar tez canlı değil

 “Yıllardır çocuklara kakaolu kek yapmaktan kendi sevdiğimin üzümlü kek olduğunu unutmuşum...”
 
Evli olan arkadaşlar bilirler hanımlar daha zayıf nahif varlıklardır. Doğuştan bir merhamet, korumacı bir gen yapımız vardır. Eviyle çocuğuyla ilgilenir, basit inceliklerden mutlu olur bizim hanımlar.
Çoğumuz evlenip çoluk çocuk sahibi olduktan sonra bakarız ki artık özel günlerde hediye beklentilerimiz evin bir eksiği, çocukların bir ihtiyacı görülsün şeklinde taleplere döner. Çarşı pazarda önce “çocukların bir ihtiyacı var mı?” diye düşünülür. Yemek menüleri kendi sevdiğimiz çeşitlerden ziyade evdeki diğer kişilerin beğenisine göre sıraya konur.
Yıllardır çocuklara kakaolu kek yapmaktan kendi sevdiğimin üzümlü kek olduğunu unutmuşum yeni fark ettim...
Neyse doğum sonrası evde çocuklarla ilgilendiğim dönemler, günün çoğu bölümü mutfakta geçiyor hâliyle. Evinin balkonları kapatılmamış dairelerin kiralık olduğu hemen bellidir.
Dolap yeri var ama kiralık daire işte yaptırmamış o kısmı, ortaya 3 dolap koyup bırakmış adam.
Dedim ki eşime: "Şuradaki boşluğa göre en uygunundan iş görecek bir dolap yaptıralım. Ev sahibi isterse giderken ücretini talep ederiz, olmadı taşınırken götürür kiler dolabı falan olarak kullanırız.”
Eşime de dedim ama erkekler hanımlar kadar tez canlı değil. Adam “hık mık” bir şeyler dedi, “doğum gününde evlilik yıl dönümünde bakarız falan” etti ama “dün akşamki kuru fasulyeyi beğendin mi?” diye sorsam “kuru fasulyeyi dün mü yedik?” diyecek, o kadar bîhaber.
Neyse buldum bir mobilyacı. Aldılar ölçüyü çıkardılar fiyatı. Ortalama o kadar olur zaten.
Zamanın fiyatlarına göre 3-4 çeyrek altın falan ediyordu dolaplar. Neyse efendim dolaplar yapılmış aradı esnaf. “Ertesi gün şu saatler arası gelir monte ederiz” diye.
Sabahtan çıktım 4-5 kuyumcu var yolumun üzeri yürüme mesafesinde, çıkmadan da baktım altın fiyatları kaça diye, “il merkezindeki çarşılarda daha yüksek fiyattan da alırlar belki ama küçük çocukla bin dolmuşa git gel zor, kaç kuruş fark edecek ki” diyorum. Sırayla sordum semtteki kuyumculara, çeyrek altın başına tahminî fiyattan yalan olmasın o zamanın parasıyla 15 lira falan oynadı verdikleri. Başka zaman olsa “cepten 50-100 veririm” diyeceğim ama yok o vakit cebimde de hesapta da başka nakit. Mobilyacıyla da peşin fiyat için pazarlık etmişim 3 çeyrekte 50-100 lira arası eksik kalıyor dolapların borcu. Bedel düşük de olsa kimseden para istemeyi de yediremedim kendime. DEVAMI YARIN
       Rumuz: "Doktor"
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
621449 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/unal-bolat/621449.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT