BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Altın yaldızlı çay takımı

 “Levent çok terbiyeli ve disiplinli bir öğrenciydi. Okula annesi getirip götürüyordu...”
 
 
1980'li yılların başında Sivas'tan İstanbul’a Fatih Karagümrük’te bir okula tarih öğretmeni olarak tayin olmuştum. Din dersi öğretmeni hastalanınca müdür din derslerine de benim girmemi istedi. Hiçbir dinî okul eğitimim yoktu ama müdür bey benim dinimi yaşayan biri olduğum ve öğrenciler de beni sevdiği için bu dersi bana verdiğini anlattı.
11 sınıftı. Mahcup olmamak için de hazırlanmaya başladım. Okul Fatih'te olunca kitap sıkıntısı da çekmedim. Hakikat Kitabevi’nden Tam İlmihal Seâdet i Ebediyye ve Namaz Kitabı gibi çeşitli kitaplar aldım. Ders konularına göre kitaplardan hazırlanıp derslere girmeye başladım. Benim aldığım kitaplardan öğrenip aktardığım bilgiler öğrenciler arasında çok etki etmeye başladı. Okulda öğrenciler benim dersimde birbiri ile kavga etmeyi bıraktılar. İçlerinde Levent diye bir deniz subayının oğlu vardı.
Levent çok terbiyeli ve disiplinli bir öğrenciydi. Okul her gün kavgalı dövüşlü olunca okula annesi getirip, götürüyordu. Bir gün Levent'in annesi, ders çıkışında okul kapısında kendini tanıttı:
“Hocam, öğrenciniz Levent'in annesiyim. Oğlum, sizi çok seviyor. Siz derslerine girip öğrencileri disipline ettikten sonra, özellikle de anlattığınız bilgilerden sonra çok değişti” dedi. Müslümanın birbiriyle iyi geçinmesi gerektiğini öğrenince öğrenciler Levent’le dalga geçmeyi bıraktılar.
-Ne diye dalga geçiyorlardı?
-O tek çocuğumdu. Babası denizci olduğundan uzun zaman seferler sebebiyle aylarca eve gelemezdi. Okula oğlumu ben getirip götürürdüm o sebeple. “Ana kuzusu, süt kuzusu” diye rencide ediyorlarmış. Siz derse girmeye başlayınca hepsi vazgeçmişler. Bir de siz askerden yeni gelmişsiniz. Öğrenciler çok seviyor ama aynı zamanda da çekiniyorlar. Hatta ben bile çekiniyorum. Size hediye getirdim ama kaç gün oldu veremedim. Öğrenciler yanınızdan ayrılmıyor, devamlı onlarla ilgileniyorsunuz... Lütfen bu hediyeyi kabul ediniz. Almayacağınızdan korktuğumdan dışarıda bekledim. Deniz subayı kocam Japonya'dan getirdi. Gençsin, düğün hediyem olsun!
-Estağfirullah! Hediyenizi aldım kabul ettim, dedim. Teşekkür ettim.
Hediyeyi alınca velimizin tedirginliğinin gittiğini yüz ifadesinden anladım. Verdiği hediye paketi altın yaldızlı çay takımıydı...
İnsan dinini öğretene gerçekten minnettar kalıyor, yeter ki samimi ve halisane olsun.
       Gazanfer Şahin
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
621634 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/unal-bolat/621634.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT