BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Askerin gördüğü rüya...

 “Askerin, gözlerimin içine bakarak âdeta konuşmak için izin istediğini fark ettim...”
 
 
Kars taraflarında görev yapan babamdan dinlemiştim. Babam üsteğmen olarak bir bölüğün komutanı olduğu yıllarda yaşadığı olayı şöyle anlatmıştı:
“Sınıra biraz uzakta bulunan kışlamızda araçlarımızı park etmek üzere, minik bir kademe yapmayı planlamıştım. O gün epey iş yapılmıştı. Güneşli bir günün öğlesine doğru hem askere moral vermek hem de yapılan işi kontrol etmek için çalışma mevkiine gittim. Beni gören askerlerim öncekinden daha bir heyecanlanmıştı nedense… Yanlarına varıp bir aksilik olup olmadığını sordum.
İçlerinden, uzun boylu esmer, karakaşlı, babayiğit bir asker ileri çıkıp dedi ki: "Komutanım çalışmamız iyi gidiyor ancak şurada galiba eski bir mezarlık var." Bunu söylerken uzun kolunu kaldırıp parmağıyla işaret etti...
O yere baktığımda gerçekten de insan kemikleri ve kafatası bulunmuştu. Hatırıma Ruslar ile yapılan çetin savaşlar geldi. “Şimdilik o yerde kazmayı bırakın. Diğer yerlerde devam edin. Ben de bir düşüneyim” dedim...
Askerler diğer alanda çalışmaya başladılar. Ben de odama gittim. Akşam da evime... Ertesi sabah mesaiye geldiğimde yine ilk işim kademe temeli için kazı yapılan yeri kontrol etmekti.
Askerlerin yanına vardığımda o dünkü askerin gözlerimin içine bakarak âdeta izin istediğini fark ettim:
-Bir şey mi diyeceksin bana!
Askerim bir adım öne çıktı:
-Komutanım dün gece bir rüya gördüm.
-Ne gördün anlat bakalım.
-Komutanım rüyamda yine aynı yerde temel kazıyorduk. Bir ara uzaktan dörtnala bir süvarinin yaklaştığını gördüm. Yanıma geldiğinde üzerinde nişaneler vardı. Ben rütbesini bilmiyordum ama subay olduğunu anlamıştım. Selam verdim kendisine. O atlı bana dedi ki:
-Ben burada şehit düşen yüzbaşıyım. Bu kemikler bana aittir. Komutanına söyle bana burada bir kabir yaptırsın!” Sonra uzaklaştı gitti.
Askerimi dinlerken çok duygulanmıştık. Titreyen sesimle “Emrini yerine getireceğim komutanım!” dedim...
Askerime emir verdim. Kemiklerin bulunduğu yeri kazıp parçaları toplamak isterken bir de toprak altında mezar taşı bulduk. Üzerinde Osmanlıca yazılar vardı. Tüylerimiz diken diken oldu. Taşı kaldırırken hemen az ötede bir kabir taşı daha gördük. "Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda..." misaliydi…
Bu taşlarda yazan metinleri bilen birine okuttuk. Gerçekten de bir yüzbaşı ile bir astsubayın kabirleri olduğu yazılıydı. O yıllarda fotoğraf makinesi çok nadirdi...
          Rumuz: “Rüya ve hakikat”
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
621725 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/unal-bolat/621725.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT