BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Bana inanmadılar ama...

Benimle alay etmediler ama “bir yanlışın vardır belki yokuş aşağı gidiyorsunuzdur” filan dediler.
 
 
Ağrı’da bir tatbikat esnasında binbaşı ve yarbay arkadaş ile ziyaret ettiğimiz bir türbeyi ve o gün yaşadıklarımızı emekli bir subay olarak yıllar geçtiği hâlde hâlâ hatırlıyorum...
Tatbikatın bittiği gün bulunduğumuz bölgede zaman zaman turistlerin de ziyaret ettiği bir türbeye gitmek için cipimizle hareket ettik.
Mevsim kıştı. Sabah erkenden karla kaplı yoldan yukarıya doğru ilerledik. Bir yere gelince patinaj yapmaya başladık. Şoför araçtan inip zincir taktı. Ama yine ilerleyemedik.
Hatta binbaşı “bir de ben deneyeyim” dedi. Maalesef bir iki kere daha denedikten sonra dedik ki:
“Araç burada kalsın yürüyerek çıkalım...”
Hayli yorucu geçen yürüyüş bir saati bulmasına rağmen, kar kaplı yolun ancak yarısına kadar gelebilmiştik... Bir ara arkadaşlara dedim ki:
-Maksadımız yerinde ziyaretti ama olmayacak... Buradan birer Fatiha okuyup inelim aşağıya...
Biraz maceracı olan yarbay dedi ki: “Ne münasebet canım! Şunun şurasında ne kaldı ki? Biraz daha gayret ederek tepeye ulaşalım. Geldiğimiz yorulduğumuza değsin!”
Şehirden sala sesleri uzaktan kulağımıza kadar yankılanırken, biz türbenin bulunduğu mevkie, kan ter içinde ulaşmıştık... Türbenin başında dua edip Fatiha okuduk... Bu arada, arkadaşlara bir hatıramı anlattım:
Erzurum’da görev yaparken, Abdurrahman Gâzi hazretlerinin türbesine çıkarken taksi şoförü demişti ki:
-Abi ayağımı gazdan çektim bak! Direksiyonu da bıraktım. Otomobil bu yokuşu kendi kendine çıkar ve türbeye ulaşır.
Gerçekten de şoförün dediği gibi otomobil, kendi başına, yokuşu tırmanıp türbenin yanına varmıştı...
Bu hatıramı dinlerken benimle alay etmediler ama “bir yanlışın vardır belki yokuş aşağı gidiyorsunuzdur” filan dediler.
Tabii inandıramadım ama ısrar da etmedim. Ziyaret sonrası türbeden çıktık. Cuma namazına yetişmemiz imkânsız görünüyordu. Bir de ne görelim, aşağıda bıraktığımız cip türbenin kapısında bizi bekliyor. Bir tuhaf olduk. Şoföre durumu sorduk:
“-Komutanım. Siz çıktıktan sonra son bir kez daha deneyeyim, dedim. Ayağımı gaz pedalına koyup çalıştırdım. Aracı hareket ettirdikten sonra hiç karışmadım cip rölantide yokuşu çıktı.
İçinde bulunduğumuz hâli yorumlamaya bile lüzum görmeden cumaya yetişmek üzere cipe bindik. Camiye yetiştiğimizde imam hutbeye çıkıyordu...
          Fahri Dağlıca-Ordu
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
621738 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/unal-bolat/621738.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT