BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Duyularımızdan anladım ki…

Duyu organlarımızı irdelersek insanın aslında acizliğini görürüz. Havadaki toz zerresini göremeyen göz, kapının dışındaki sesi işitemeyen kulak aklın da aynı şekilde her şeyi anlayamayacağı ve bir sınırının olduğunu gösterir. Elbette ki yaratılışta muazzam bir denge ve kusursuz bir işleyiş var.
Yaratılış açısından bakıldığında duyu organlarımızdaki bu sınır sebebiyle akıl bir şeyin var olup olmadığı hususunda da tam emin olamaz. Göz duvarın ardını göremez. Bu sebeple duvarın ardında bir şey olup olmadığını da bilemez. Kulak karıncanın sesini duyamaz. Buradan da karıncanın yürüyüşünün ses çıkartmadığı anlamı çıkmaz. Öyleyse duyu organlarının bir sınırı varsa ve bize gözüken eşya bizim duyularımıza yüklendiği ve belirlendiği ölçüde ise eşyanın her hâli mümkündür.
Fizik ötesini aykırı ve saçma bulanların evvela kendi duyu organlarındaki sınıra bakması lazımdır. Şayet bu sınırı anlar ve idrak ederlerse ona bu sınırı verenin her şeyi yapmaya muktedir olduğunu görmemesi için inat etmesi gerekir.
Gözü bu kadar sınırlı gören, kulağı bu denli sınırlı duyan insanın aklının her şeyi çözebileceğine inanmasına şaşılmaz mı?
Bir nesne kendiliğinden kabuğundan anında soyulsa ve onun özü gözükse akıl buna şaşar. Çünkü aklın sınırları ölçüsünde bu nesne faili olmadan kendiliğinden ortadan yarılıp soyulamaz. Bunun için bir özne olmalıdır. Dolayısıyla akıl “kendiliğinden soyulup yarılması nasıl mümkün olabilir?” diye düşünür. Burada akıl yetersiz kalır. Kendiliğinden soyulup ortadan ikiye yarılma durumunu görmüş olsa korku, endişe ve şaşkınlık ile der ki; burada olağan dışı bir durum oldu. Bunu aklıyla idrak edemez. Çünkü duyu organlarımın sınırlarının dışında bir hadise cereyan etmiştir. Öznenin olmamasını veya gözükmemesini akıl olağanüstü olarak değerlendirir. Bu örnekte olduğu gibi duyu organları ile idrak edemediği şeyi akıl inkâr etmeye meyillidir.
Bilgi en nihayetinde insanoğluna acizliğini gösterir. İlmin nihai amacı da sanki insana acizliğini ve kulluğunu idrak etmeyi sağlamasıdır.
            Tunahan Dağaşan
 
 
 
 
ŞİİR
 
       Dirlik
 
Bilir her aklıselim,
Sevelim, sevilelim.
Kavgadan ne çıkar,
Gelin dirlik edelim.
 
Fitne hiç olmasa
Kardeşler günah almasa.
Tartışmadan ne çıkar,
Gelin dirlik edelim.
 
Bir avuç kuru toprak,
Zaten burada kalacak.
Çok maldan ne çıkar,
Gelin dirlik edelim.
 
Ahbap çok olmalı,
Huzuru böyle bulmalı.
Düşmanlıktan ne çıkar,
Gelin dirlik edelim.
 
       Çağrı Tonyalı
 
 
 
 
ENTERESAN BİLGİLER
 
DÖNENCE: Ekvatorun 23º 27’ kuzey ve 23º 27’ güneyinden geçen enlem çizgileri. Kuzeydeki dönenceye Yengeç Dönencesi (Yaz Dönencesi, Medar-ı Seretan), güneydeki dönenceye Oğlak Dönencesi (Kış Dönencesi, Medar-ı Cedi) denir. Bu enlemler, Güneş'in tulum dâiresinin, gök ekvatoruna olan yüksekliğinin, kuzey ve güneyde ulaştığı en büyük değerlere karşı gelir. Kuzey yarımkürede 21 Haziran'da yaz dönümü sırasında en büyük kuzey yüksekliğine ulaşır ve Yengeç Dönencesinin tam karşısına gelir. Aynı şekilde Kuzey Yarımkürede 21 Aralık'ta kış dönümü sırasında en büyük güney yüksekliğine ulaşır ve Oğlak Dönencesinin tam karşısına gelir.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
619197 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yetenekli-kalemler/619197.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT