Açlık ile terbiye edildiğimiz ramazan ayının ardından nihayet bayrama kavuştuk. Malum, ramazan kadar bayramı da özledik. Dinî bayramlar vasıtasıyla çocuklar toplumun içindeki yerlerini görme ve saygınlık fırsatı bulurlar. Günlük hayatlarında kısıtlı bir çevrede yaşarlarken bayramlarda daha geniş ve kalabalık ortamlar içerisinde kendilerini tanıma imkânı oluşur. Bu sayede toplumun ahlaki kurallarını deneyimleyebilirler. Büyüklere saygı duymak, ellerini öpmek onlarla iletişim kurmanın yollarını keşfetmek, büyük ailenin yaşça küçük bireyleri olarak da saygıya değer olduklarını hissetmek bayramın çocukların benlik algısını yükseltici etkenlerinden biridir. Dinî bayramlarda kalabalık ortamlarda büyüklerin evlerinde küçük çocuklar daha fazla rağbet gördüğünü biliriz. Küçük çocuklar keyifli maniler ile büyüklerinden bayram harçlığı toplar daha sonra akranları ile bir araya gelip harçlıklarını sayarlar. Bayramlarda yaşlı veya genç, yakın veya uzak birçok insan bir araya gelip güvenli iletişim kurma fırsatı bulurlar. Bayramların en güzel yanı da çocukların sanal ortamlardan tamamen uzaklaşıp akranlarıyla, büyükleriyle, küçükleriyle vakit geçirme fırsatı bulmalarıdır.
Bayramlaşmaya gitmek istemeyen gençlere nasıl davranmalıyız: Bayramlar aile bağlarını pekiştirici etkisi vardır. İlerleyen yaştaki bireyler en az fiziksel ihtiyaçlarının karşılaması kadar sevdikleriyle fiziksel yakınlık kurmak, sevgi dolu bakış, bir tebessüm, şefkatli bir dokunuş onlara en iyi gelen şeydir. Bayramda iletişim hatalarından kaçınılmalıdır. Gençlerin bayramlaşamaya gitmek istemiyorum ya da büyüklerin bu bayramda mı tatile gidiyorsunuz gibi eleştiri yapması ya da yargılaması yerine empati kurmalı, bayram değerlerini ve duygusunu çocuk ve gençlerimize yaşatmak, onların ihtiyaçlarını da göz önünde bulundurmalıyız, değerlerimizi hatırlatmak, bu değerleri yaşamak ve yaşatmak yararlı olacaktır.
Tuğba Kaynak- Çocuk Gelişim Uzmanı
ŞİİR
Türk’üm ben
Türk’üm ben Anadolu'dan Selçukluya
Azerbaycan’dı kardaşım hep yanımda
Bozkurttu ay yıldızlı bayrağımın yanında
Geçit vermez burası İslam’ın sancağı altında
Altay’dan Tuna’ya Türklerin tüm vatanına
Bir din bin ülkede dimdik hep birlikte yarınlara
Korku veririz düşmana Türkler çıkınca meydana
Geçit vermez burası İslam’ın sancağı altında.
Türk’üm ben Türk’üz biz kalubeladan bu yana
Hangi çılgın kafa tutacakmış şaşarım aklına
Biz destanlar yazmışız III. yüzyıldan bu yana
Geçit vermez burası İslam’ın sancağı altında
Edip Taçoral- Bursa
ESKİMEZ KELİMELER
İTTİHAZ: (a.i. ahz'den) 1. Edinme, edinilme. 2. Kabul etme. 3. İtibar etme, sayma, tutma. 4. Kullanma. 5. Kurma, düşünme, tasarlama.
İTTİHAT: (a.i. vahdet'den) Bir olma, birleşme, aynı fikirde olma, birlik.
İNTİKAL: ("ka" uzun okunur, a.i. nakl'den. c. intikalât) 1. Bir yerden başka bir yere geçme; göçme. 2. Geçme, birinden diğerine geçme. 3. Ölme, öbür dünyaya göçme. 4. Babadan kalma miras. 5. Bir bahisten başka bir bahse geçme. 6. Hastalığın yer değiştirmesi,
MÜVEKKEL: (a.s. vekâlet'den) Vekil tayin edilen, vekil edilen kimse [biri tarafından].
MÜVEKKİL: Birini kendine vekil olarak seçen kimse.
MÜVELLİT: (Vilâdet'ten) 1. Tevlit eden, doğuran. 2. Doğurtan, doğurtucu, ebe. kim. meydana gelen, meydana getiren
MÜCELLİT: (a.s. ve i. cild'den, c. mücellidîn) Teclîd eden, kitap ciltleyen, ciltçi.

