BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Çocukları köpeklerden kim koruyacak? -1-

Gün geçmiyor ki, köpeklerin ölümüne neden olduğu küçük çocukların haberlerini okumayalım: “Köpeklerin saldırdığı 6 yaşındaki Ruken öldü. Kayseri'de lise öğrencisi Mehmet Özer'in (14) ölümüne neden olan sokak köpekleri, saldırdıkları başka bir köpeği parçalayarak yedi. Kırşehir’de 4 yaşındaki çocuk, bahçelerindeki köpeğin saldırması sonucu hayatını kaybetti. Kayseri’de 8 yaşındaki çocuğu sokak köpekleri parçalamış. Çocuğu köpeğin ağzından alamadılar…''
Bunlar televizyon ve gazetelerden derlediğim sayısız vahşetten sadece birkaçı.
Hayvanlara eziyet eden, bile isteye canlarına kasteden psikopatlara en ağır cezalar verilmelidir. Ancak öncelikle ve acil olarak çocukları ve savunmasız insanları köpeklerden koruyacak tedbirleri ve yasal kararları almak zorundayız. Devlet, her şeyden önce insanların can güvenliğini sağlamak zorundadır. Yavrularımızı insanlıkla alakası kalmamış sözde hayvan hakları savunucularının insafına terk edemeyiz. Yıllar önce görev yaptığım bir okulda, moda tabiriyle, hayvansever denilen bir öğretmenimiz vardı. Pansiyon yemekhanesindeki yemek artıklarını civar mahallelerden gelen sokak köpeklerine vermeyi kendine görev edinmişti. Aynı hizmeti yıllardır yapmaya çalışan biri olarak, öğretmenimizi tebrik etmenin yanında, bu güzel hizmete doğal olarak destek verdim.  Ancak zamanla köpeklerin sayısı 20-30 civarına çıktı. Âdeta sürü hâlinde gelmişlerdi. Gece saat on bir, on iki gibi öğrenciler odalarına çekilince, köpekler sürüler hâlinde okulun ve pansiyonun bahçelerine akın etmeye başladı. Sabaha kadar havlar, birbirlerine saldırırdı. Lojmanda kalan ailelerin çocukları, köpek havlamalarından sabaha kadar uyuyamaz, korku içinde annelerine sarılıp ağlarlardı.
Neredeyse her sabah uyandığımızda bir köpek ölüsüyle karşılaşırdık. Çeteleşen köpekler her gece birbirleriyle boğuşur, birbirlerini yaralar ya da öldürürlerdi. Ayrıca okul ve pansiyon bahçelerini, dışkılarıyla âdeta hayvan ağılına çevirmişlerdi. Gündüz bahçede oynayan çocukların üstü başı köpek pisliği olurdu.
           İdris İspiroğlu
 
 
 
ŞİİR
 
 
         Âşıkların derdi
 
Ferhat’ın kazması kazmaz olurmuş,
Hasreti haddini aşınca mıdır?
Âşığın kalemi yazmaz olurmuş,
Sitemi gönlünden taşınca mıdır?
 
Silinir gözünden köşkler saraylar,
Oynaşır kırlarda en deli taylar
Göze göze akan çeşmeler çaylar
Sevdalı gözlerin yaşınca mıdır?
 
Günleri geceler kovalar durur,
Bekleyen yüreğin iflahı kurur,
Sevenlerin oku derinden vurur,
Âşıkların derdi başınca mıdır?
 
                       Fatma Macit
 
 
 
UNUTULMAZ KELİMELER
 
MÜSTAHDEM: Müstahdem Arapça kökenli bu kelime hizmet kökünden gelmekte olup istihdam olunmuş, hizmette bulunan, kullanılan, ücretle çalışan anlamındadır. Şimdi bu kelimenin karşılığı olarak hizmetli kelimesi kullanılmaktadır. Eskiden ilköğretim okullarında görev yapan hizmetlilere de “müstahdem” denilirdi.
MÜSTAHSİL: Müstahsil de Arapça hâsıl kökünden gelmekte olup istihsal eden, husule getiren, yetiştiren, yetiştirici anlamındadır. Şimdi müstahsil kelimesi yerine üretici kelimesi kullanılmaktadır.
MÜSTAKBEL: Müstakbel kelimesi de Arapça kabl kökünden gelmekte olup 1. istikbal edilen, karşılanan. 2. önde bulunan, ilerideki, gelecek anlamında kullanılır. Gramerde gelecek zaman sigası yani kipidir. Günümüzde bu kelimenin tam karşılığı olmamakla birlikte bunun yerine “gelecek” veya “aday” gibi kelimeler kullanılmaktadır. 
 
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
619253 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yetenekli-kalemler/619253.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT