Dünyamız gerçekten çok garip bir hâl aldı. Yalanlar, aldatmalar, ihanetler, sahtekârlık ve dolandırıcılık evrensel bir boyuta ulaştı. Doğru ile yanlış, gerçek ile yalan birbirine karıştı. Neyin doğru, neyin yanlış; hangisinin gerçek, hangisinin yalan olduğunu ayırt etmek, kime güvenilip kime güvenilmeyeceğini anlamak neredeyse imkânsız hâle geldi.
Ticaretten bankacılığa, eğitimden sağlığa, mühendislikten sanata ve aklımıza bile gelmeyen daha birçok alanda hayatımıza hızla giren internetin, insanlara fayda mı yoksa zarar mı sağladığı konusu hâlâ tartışılıyor ve anlaşılan o ki uzun süre daha tartışılacak.
İnternet dediğimiz iletişim teknolojisi, arama motorları ve devasa veri bankaları sayesinde milyonlarca bilgiye hızlı ve kolay ulaşabiliyoruz. Ancak bu, büyük bir bilgi kirliliğini, sağlıksız ve doğrulanmamış bilgi akışını da beraberinde getiriyor. Bu nedenle sosyal ilişkilerimiz, inançlarımız ve güven duygumuz zedeleniyor. Hem maddi hem manevi anlamda ciddi bir kafa karışıklığı yaşıyoruz. Ne yazık ki çoğu zaman düşünmeden, sorgulamadan; denizdeki balık sürüleri gibi ya da bir yazılım programıyla yönlendirilen robotlar gibi nereye sevk edilirsek oraya doğru sürükleniyoruz. Oysa bizler “eşref-i mahlûkat” olarak yaratılmışız.
İnsanı diğer canlılardan ayıran en büyük nimet akıldır, ruhtur. Akılsız ve ruhsuz bir insanın, diğer canlılardan farkı olmazdı.
Yaratılış gayemizi unutuyor muyuz? O hâlde bize bahşedilen bu hayatı, aklımızı ve ruhumuzu bu karmaşadan, bu kaostan nasıl koruyabiliriz? Nasıl daha iyi bir insan olur; daha huzurlu, daha dengeli ve daha mutlu bir hayat sürebiliriz?
Peki, nereden geldik, nereye gidiyoruz? Ne istiyoruz ve ne yapıyoruz? Bu soruları kendimize samimiyetle sorduğumuzda, gerçekten tatmin edici cevaplar verebiliyor muyuz?
Öyleyse… haydi hayırlısı.
Rumuz: “Madenci”
ŞİİR
Gel
Çetin kışlar terk etmedi bizi.
Bahar da küsmüş sanki
Erise de karlar,
Açmıyor kardelenler.
Biz yine bayramı bekliyoruz
Tüm coşkumuzla…
Gelişinle;
İslam güneşi bir başka parlasın
Orta Doğu’da
Namazlar aşkla kılınsın
Emevî Camiinde.
Karanlık ve durgun sular
Nasıl hasretse yakamozlara?
Bu coğrafya da öyle hasrettir
Zaferlere…
Kazananı belli olmayan savaşlardan
Yorgun düştü bu topraklar.
Ecdat yadigârı ateş altında
Öyle bir gel ki;
Bizans surlarını yıkan
Övülmüş ordularınla gel.
Gemileri yakan sultanınla gel.
Atiye Gökten
BİTKİLERİN DİLİNDEN
DEREOTU: Mutfakta salata, çorba, balık ve et yemeklerinde bol bol kullanılan hoş kokulu bir bitki olan dereotu hem düşük kalorili hem A-C vitamini, kalsiyum, demir, magnezyum, potasyum, manganez gibi mineralleri bulundurur. Antioksidanlar açısından oldukça zengindir. Geleneksel kültürümüzde sindirim sistemini desteklemek için kullanılır. Çünkü dereotu bağırsaklarda gaz, şişkinlik, hazımsızlık ve mide kramplarını azaltmaya yardım eder. Bağırsak hareketlerini düzenler. İyi bir antioksidan ve anti-inflamatuar bitkidir. Kalp sağlığına olumlu yansır. Kan şekeri ve insülin seviyelerini düzenlemeye yardımcı olur. Kemikleri güçlendirir. Vücudu enfeksiyonlara karşı dirençli kılar. Böbreklere iyi gelir... Ağız kokusunu giderir... Sağlığınız için doktorunuza danışınız.

